Cüz : 29 - Külliyat - Ozlutefsiri - 77. Sayfa
|
|
Cüz : 29 |
33 / 77 MÜRSELÂT (1-19) |
579 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا -1, فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا -2, وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا -3, فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا -4, فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا -5, عُذْرًا اَوْ نُذْرًا -6, اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ -7, فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ -8, وَاِذَا السَّمَآءُ فُرِجَتْ -9, وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ -10, وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْ -11, لاَىِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْ -12, لِيَوْمِ الْفَصْلِ -13, وَمَا اَدْرَيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ -14, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -15, اَلَمْ نُهْلِكِ اْلاَوَّلِينَ -16, ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ اْلاَخِرِينَ -17, كَذَلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ -18, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -19,
77 MÜRSELÂT SÛRESİ
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Andolsun ardarda gönderilen rüzgarlara veya rüzgarlar misali Allah yolun-da peşpeşe akıp gidenlere veya ardarda inen Allah sözüne. 2 Derken kökünden koparıp savuran rüzgarlara veya şiddetle eserek batılı savurup atan mesajlara veya Allah’ın dinini yaydıkça yayanlara, 3 bulutları yayıp süren rüzgarlara veya hakikat tohumlarını yaydıkça yayanlara veya bulutları yayıp dağıtan meleklere. 4 Böylece doğru ile eğriyi kesin şekilde ayıran. 5 Öğüt getirip sunan meleklere ki, 6 onlar kulların Allah katında ileri sürebilecekleri delilleri kalmaması için özrü ortadan kaldırmak veya azap ve ceza ile kulları korkutmak ü-zere gelirler.
7 Bütün bunlara andolsun ki, size vaadolunan kıyamet, ceza, hesap mutlaka ola-caktır. Bu gerçekleşecek olan kıyamet; 8 Yıldızlar söndüğü zaman, 9 gökyüzü yarılıp par-çalandığı zaman, 10 dağlar yerinden kopup savrulduğu zaman 11 ve bütün elçiler belirle-nen bir vakitte toplanmaya çağırıldıkları zaman; 12 Bu olaylar ve peygamberler hangi gün için geciktirildiler. 13 Doğruyu yanlıştan ayırt etme günü. 14 Bu ayırım gününün nasıl bir gün olacağını bilebilirmisin? 15 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
16 Biz geçmişteki o günahkarları yok etmedik mi? 17 Sonra gelenleri de onların peşine katarız. 18 İşte günahlara batıp gidenlere böyle yaparız. 19 O gün hakkı yalanla-yanların vay haline! 8
|
|
580 |
33 / 77 MÜRSELÂT (20-50) |
Cüz : 29 |
|
اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَآءٍ مَهِينٍ -20, فَجَعَلْنَاهُ فِى قَرَارٍ مَكِينٍ -21, اِلَى قَدَرٍ مَعْلُومٍ -22, فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ -23, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -24, اَلَمْ نَجْعَلِ اْلاَرْضَ كِفَاتًا -25, اَحْيَآءً وَاَمْوَاتًا -26, وَجَعَلْناَ فِيهَا رَوَاسِىَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَآءً فُرَاتًا -27, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -28, اِنْطَلِقُوا اِلَى مَا كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ -29, اِنْطَلِقُوا اِلَى ظِلٍّ ذِى ثَلاَثِ شُعَبٍ -30, لاَ ظَلِيلٍ وَلاَ يُغْنِى مِنَ اللَّهَبِ -31, اِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ -32, كَاَنَّهُ جِمَالَةٌ صُفْرٌ -33, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -34, هَذَا يَوْمُ لاَ يَنْطِقُونَ -35, وَلاَ يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ -36, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -37, هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَاْلاَوَّلِينَ -38, فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ -39, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -40, اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى ظِلاَلٍ وَعُيُونٍ -41, وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ -42, كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -43, اِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِى الْمُحْسِنينَ -44, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -45, كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ -46, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -47, وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لاَ يَرْكَعُونَ -48, وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ -49, فَبِاَىِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ -50,
7 20 Sizi basit bir sudan yaratmadık mı? 21 O suyu ana rahminde sağlam bir yere yerleştirdik, 22 belli bir süreye kadar. 23 Biz o insanı belli bir ölçüye göre yarattık. Herşeyi belli bir ölçüye göre yapmaya ne güzel güç yetiri-riz biz. 24 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
25 Biz yeryüzünü toplantı yeri yapmadık mı? 26 Diriler ve ölüler için, 27 orada yüce dağlar meydana getirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi? 28 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
29 O gün inkârcılara şöyle denilecek: “Haydi o yalanlayıp durduğu-nuz o azaba gidin. 30 Yürüyün cehennemin üç kola ayrılmış gölgesine doğru. 31 Hiçbir serinliği olmayan ve ateşin alevinden de korumayan gölgeye.” 32 O cehennem saray gibi kıvılcımlar fırlatır. 33 Sanki o kıvılcımlar birer sarı deve-dir. 34 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
35 Bu bir gündür ki, hiç kimse söz söyleyemez. 36 Özür dilemeleri i-çin izin de verilmez. 37 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
38 Bu gün ayrılma ve hüküm verme günüdür. Sizi de, önce gelenleri de topladık. 39 Eğer kurtulmak için yapacağınız bir hileniz varsa, gösterin ba-na hilenizi. 40 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
/ 41 Yollarını Allah’ın kitabıyla bulanlar, gölgeliklerde ve pınar baş-larındadırlar. 42 Arzu ettikleri her meyveden tadacaklar. 43 Ve onlara: “Hayat-ta iken yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin için” denilecek. 44 İyilik ya-panları biz işte böyle ödüllendiririz. 45 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
46 Ey kitabı ve peygamberleri yalan sayıp, inkâr edenler! Yiyiniz, dünyadan faydalanınız, biraz sefa sürün ama siz günahkarlar mutlaka azapla karşılaşacaksınız. 47 O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
48 Onlara Allah’ın huzurunda baş eğin denildiğinde, asla bunu yap-mazlar. 49 O gün hakkı yalanlayanların vay haline! 50 Peki bu Kur’ân’dan sonra acaba hangi söze inanırlar ve inanacaklar?
İslami Okul Okulların En Önemlisi