Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 8. Sayfa - Ozlutefsiri

 

176

88 / 8 ENFÂL (1-8)

Cüz : 9

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَسْئَلُونَكَ عَنِ اْلاَنْفَالِ قُلِ اْلاَنْفَالُ لِلَّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُوا اللهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَاَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ -1, اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ اِذَا ذُكِرَ اللهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اَياتُهُ زَادَتْهُمْ اِيمَاناً وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ -2, اَلَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ -3, اُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ  وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ -4, كَمَا اَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّ فَرِيقًا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ لَكَارِهُونَ -5, يُجَادِلُونَكَ فِى الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَ -6, وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللهُ اِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ اللهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ -7, لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ -8,

8    ENFÂL SÛRESİ

Bu sûre; Bedir savaşını örnekleyerek, savaşlardan sonra ortaya çıkan meselelere hükümler ge-tirir. Müslümanlara Allah düşmanları ile savaşırken uymaları gereken ilâhî uyarıları ve bir çok harp kanunla-rını bildirir. Savaş, barış, esirlik ve ganimet ilkelerini ele alır ve antlaşmalara sadâkâti vurgular.

Ve müslümanlara savaşta, barışta her an hazırlıklı ve düşmana karşı bir bütün halinde olabilme-leri için, uyumlu bir ilişki içinde olmaları öğütlenir.

Bedir savaşından bahsedildiği için “Bedir” sûresi de denir.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Ey peygamber! Sana savaşlarda elde edilen enfâl hakkında sorarlar. De ki: Bütün ganimetler Allah’a ve O’nun elçisine aittir. Öyleyse yolu-nuzu, Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın, birbirinizle aranızı düzeltip kardeşlik bağlarını canlı tutun. Eğer gerçekten inanan kimselerseniz, Allah’ın ve pey-gamberin buyruklarına uyun. 2 Gerçek mü’minler o kimselerdir ki, her ne za-man Allah’tan söz edilse, kalpleri korkuyla titrer ve kendilerine, her ne zaman O’nun ayetleri onlara okunduğunda, imanları artar ve Rablerine daima güve-nip, dayanırlar. 3 Onlar ki, namazlarında devamlı ve kararlıdırlar; kendilerine rızık olarak bahşettiğimiz şeylerden başkalarının yararına harcarlar. 4 İşte böyleleridir gerçekten inanmış olanlar. Rablerinin katında dereceler, bağışlan-ma ve çok değerli bir rızık vardır onlara...

5 Nitekim Rabbin hak uğrunda, seni savaşmak üzere evinden çıkar-mıştı da, mü’minlerden bir kısmı, bundan hoşlanmamış, isteksizlik göstermiş-lerdi. 6 Herşey açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri göz göre gö-re, ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle hak olan cihad konusunda tartışıyor-lardı.

7 Hani Allah iki düşman topluluğundan birisinin, sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz, silahsız olan kervan topluluğu-nun, elinize düşmesini arzu ediyordunuz. Allah da, sözleriyle hakkın hak oldu-ğunu göstermek ve kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenlerin, kökünü ka-zımak istiyordu. 8 Böylece Allah, hakkın her zaman hak olduğunu, batılın da daima değersiz ve geçersiz olduğunu ortaya koyacaktı. Bu husus günaha gö-mülüp gidenlerin hoşuna gitmese bile. 8

 

 

Cüz : 9

88 / 8 ENFÂL (9-16)

177

 

 

اِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنِّى مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلَئِكَةِ مُرْدِفِينَ -9, وَماَ جَعَلَهُ اللهُ اِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ اِلاَّ مِنْ عِنْدِ اللهِ اِنَّ اللهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ -10, اِذْ يُغَشِّيكُمُ النُّعَاسَ اَمَنَةً مِنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً لِيُطَهِّرَكُمْ بِهِ  وَيُذْهِبَ عَنْكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلَى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ اْلاَقْدَامَ -11, اِذْ يُوحِى رَبُّكَ اِلَى الْمَلَئِكَةِ اَنِّى مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذِينَ اَمَنُوا سَاُلْقِى فِى قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ اْلاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ -12, ذَلِكَ بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ -13, ذَلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَاَنَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابَ النَّارِ -14, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلاَ تُوَلُّوهُمُ اْلاَدْبَارَ -15, وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ اِلاَّ مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلَى فِئَةٍ فَقَدْ بَاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللهِ وَمَأْوَيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ -16,

 

7 9 Hani, yardım için Rabbinize yalvarıp yakarmıştınız da, O da bu-nun üzerine, size şöyle cevap vermişti: “Size birbiri ardından inen bin melekle yardım edeceğim.” 10 Allah bu yardımı yalnızca, bir müjde olsun diye ve o-nunla kalplerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah’tandır. Çünkü Allah her zaman ve her yerde güçlüdür, yaptığı her işi yerli yerince yapandır. / 11 O vakit Allah sizi, kendisinden bir eminlik olmak üzere, hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi, kullanacağınız o su ile tertemiz yapmak, şeytanın içinize attığı kötü düşünce pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi iyice hakka bağlamak ve a-yaklarınızı kaydırmayıp, sağlam tutmak için, gökten üzerinize su indirmişti. 12 Hani Rabbin meleklere: “Şüphesiz ben sizinle beraberim. Haydi iman eden o mücahidleri, benim şu sözümle yüreklendirin” mesajını vahyetmişti. “Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin kalplerine, korku salacağım. Öyleyse ey mü’-minler, onların boyunlarını vurun, parmaklarını kırın.” 13 Bu onların Allah’a ve peygamberine karşı gelmelerindendir. Kim Allah’a ve peygamberine karşı ge-lirse bilsin ki, Allah’ın azabı çok zorludur. 14 Ey Allah’ın düşmanları! Bu sizin içindir. Haydi öyleyse tadın onu; ve bilin ki, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas e-denleri ateşli bir azap beklemektedir.

15 Siz ey iman edenler! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerle, toplu halde karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönüp kaçmayın. 16 Çünkü o gün, bir savaş taktiği gözetmeksizin, ya da bir başka mü’minler gurubuyla bir-leşme amacı gütmeksizin, her kim ki o gün arkasını dönüp kaçarsa, bilsin ki mutlaka Allah’ın gazabını üzerine çekmiş olacak ve varacağı yer de cehennem olacaktır. Ne kötü bir varış yeridir orası. 8

 

 

178

88 / 8 ENFÂL (17-25)

Cüz : 9

 

 

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللهَ رَمَى وَلِيُبْلِىَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاَءً حَسَنًا اِنَّ اللهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ -17, ذَلِكُمْ وَاَنَّ اللهَ مُوهِنُ كَيْدِ الْكَافِرِينَ -18, اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَاءَ كُمُ الْفَتْحُ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْ وَلَنْ تُغْنِىَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْئًا وَلَوْ كَثُرَتْ وَاَنَّ اللهَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ -19, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَ -20, وَلاَ تَكُونُوا كَالَّذِينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لاَ يَسْمَعُونَ -21, اِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِنْدَ اللهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ -22, وَلَوْ عَلِمَ اللهُ فِيهِمْ خَيْرًا لاَسْمَعَهُمْ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ -23, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَاَنَّهُ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ -24, وَاتَّقُوا فِتْنَةً لاَ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا اَنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ -25,

 

7 17 Ve şunu iyi bilin ki, ey mü’minler! Düşmanı öldüren siz değildi-niz, Allah’tı onları öldüren. Onlara attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Bu da Allah’ın güzel bir denemeyle mü’minleri denemesi içindi. Şüphesiz ki Allah, herşeyi iştendir, bilendir.

18 İşte bu denemeydi Allah’ın istediği, Allah kendisinden gelen ger-çekleri örtbas edenlerin düzenlerini, hep yıpratarak boşa çıkarandır.

19 Ey Mekkeliler! Sizler zafer mi istiyordunuz? İşte zafer aleyhinize neticelenmiştir. Eğer küfürden ve düşmanlıktan vazgeçerseniz, bu sizin kendi iyiliğinize olacaktır. Her ne kadar çok da olsa, cemaatiniz size fayda etmeye-cektir. Çünkü bilin ki, Allah ancak inananlarla beraberdir.

 

/ 20 Ey mü’minler! Allah’a ve rasulüne itaat edin, bağlılık gösterin ve artık O’nun mesajını işitmiş olduğunuz halde O’ndan yüz çevirmeyin. 21 Ve böylece dinleyip kulak asmadıkları halde, işittik diyen münafıklar gibi olmayın.

22 Gerçek şu ki, Allah katında yeryüzünde hareket eden canlıların en kötüsü ve en bayağısı; aklını kullanamadığı için Allah ve elçisinin buyruklarına karşı sağır ve dilsiz olanlardır. 23 Eğer Allah onlarda iyi bir hal görseydi, onla-rın mutlaka duyup işitmelerini sağlardı. Kaldı ki, onların hakkı duyup, işitmele-rini sağlasaydı, dikbaşlı tutumları içinde, kuşkusuz yine haktan yüz çevirirlerdi.

24 Ey iman edenler! Sizi canlandıracak, size hayat verecek, sizi dü-zeltecek mesajlara çağırdığı zaman, Allah ve elçisinin mesajına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve kişinin yöneleceği yöne göre kalbini o ta-rafa çevirir veya kişinin arzu ve eğilimlerinin yaptırmaya yönelttiği şeylerden a-lıkoyup caydırabilir. Sonuçta hepiniz O’nun yanında toplanacaksınız.

25 Felaketler yönündeki imtihan ve belalara karşı uyanık ve duyarlı olun ki, o felaketler sizden yalnız varlık gayesine aykırı hareket edenlere mu-sallat olmaz, hepinize ulaşır ve hepinizi perişan eder. Biliniz ki Allah’ın azabı şiddetlidir. 8

 

 

Cüz : 9

88 / 8 ENFÂL (26-33)

179

 

 

وَاذْكُرُوا اِذْ اَنْتُمْ قَلِيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِى اْلاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاَوَيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهِ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ -26, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا لاَ تَخُونُوا اللهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ -27, وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَاَنَّ اللهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظِيمٌ -28, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اِنْ تَتَّقُوا اللهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ -29, وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ  وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللهُ  وَاللهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ -30, وَاِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ اَيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَذَا اِنْ هَذَا اِلاَّ اَسَاطِيرُ اْلاَوَّلِينَ -31, وَاِذْ قَالُوا اللَّهُمَّ اِنْ كَانَ هَذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَاءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَلِيمٍ -32, وَمَا كَانَ اللهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ فِيهِمْ وَماَ كَانَ اللهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ -33,

 

7 26 Ve yeryüzünde azınlıkta, zayıf ve aciz durumda olduğunuzda insanların, sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz günleri hatırlayın ki, O Allah sizi himaye etti, yardımıyla güç verip destekledi ve geçiminiz için temiz ve hoş rızıklardan bahşetti ki, sonunda şükredesiniz.

27 O halde ey iman edenler! Allah’a ve elçiye karşı hainlik etmeyin. Bilip dururken kendi emanetlerinize, hainlik eder misiniz? 28 Biliniz ki, malları-nız ve çocuklarınız ancak sizin için bir sınavdır. En büyük mükafat ise Allah katındadır.

 

/ 29 Ey iman edenler! Yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışır-sanız, O size hakkı batıldan ayırmaya yarayan bir ölçü, yani ahlaki ve manevi planda değerlendirme yeteneği verecek ve kötülüklerinizi silip örtecek, sizi ba-ğışlayacaktır. Çünkü Allah bağış ve cömertliğinde sınırı olmayandır. 30 Ve ha-tırla ey peygamber! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmeye şartlanmış olan-lar, seni tebliğden alıkoyup durdurmak yani tutuklamak, öldürmek, yahut sür-gün etmek için sana karşı nasıl tuzaklar kuruyorlardı. Onlar hep böyle tertipler peşinde koşarlarken, Allah onların bu düzenlerini boşa çıkarıverdi, çünkü Allah bütün tuzak kuranların üstündedir. 31 Kendilerine her ne zaman ayetlerimiz okunsa, “Artık işittik, istesek şüphesiz biz kendimiz de bu tür sözler söyleyebili-riz, eskilerin masallarından başka birşey değildir bunlar” derlerdi. 32 Ve bir de şöyle derlerdi: “Ey Allah’ımız! Eğer bu gerçekten senin katından indirilen ger-çeğin kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut daha can yakıcı bir azap çıkar karşımıza.” 33 Oysa ey peygamber! Sen onların arasında iken, Allah onlara azap edecek değildir. Ve onların arasında bulunan mü’minler, Allah’tan bağışlanmalarını isterlerken yine Allah onlara azap edici değildir. 8

 

 

180

88 / 8 ENFÂL (34-40)

Cüz : 9

 

 

وَمَا لَهُمْ اَلاَّ يُعَذِّبَهُمُ اللهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُوا اَوْلِيَاءَ هُ اِنْ اَوْلِيَاؤُهُ اِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ اَكْثَرَهُمْ  لاَ يَعْلَمُونَ -34, وَمَا كَانَ صَلاَتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلاَّ مُكَاءً وَتَصْدِيَةً فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ -35, اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذِينَ كَفَرُوا اِلَى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ -36, لِيَمِيزَ اللهُ الْخَبِيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبِيثَ بَعْضَهُ عَلَى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمِيعًا فَيَجْعَلَهُ فِى جَهَنَّمَ اُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ -37, قُلْ لِلَّذِينَ كَفَرُوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّةُ اْلاَوَّلِينَ -38, وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ -39, وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُوا اَنَّ اللهَ مَوْلَيكُمْ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ -40,

 

7 34 Ey peygamber! Sen aralarından ayrıldıktan sonra, Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Onlar, Mescid-i Haram’da, müslümanların ibadet et-melerine engel oluyorlar ve onlar Mecid-i Haram’ın gerçek ve layık koruyucula-rı değildirler. O’nun gerçek koruyucuları ve dostları, yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışan müslümanlardır. Ne var ki onların çoğu bunun farkında değil-lerdir.

35 Ve bu yüzden de onların, bu Allah’ın evi yanındaki tapınmaları, yalnızca ıslık çalmak ve el çırpmaktan başkası değildir. Siz ey inanmayanlar! Gerçekleri örtbas etmenizin bir karşılığı olarak, tadın azabı öyleyse.

36 Bakın Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, insanları Allah yo-lundan çevirmek için, mallarını nasıl da harcıyorlar ve daha da harcayacaklar. Ta ki, bu harcamaları kendileri için, yürek acısı olacak ve sonra da yenilmiş o-lacaklar. Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmekte direnen bu kimseler, top-luca cehenneme tıkılacaklardır. 37 Böylece Allah murdarı temizden, yani Allah’tan gelen gerçeklere inanmayıp, örtbas eden inkârcıyı mü’minden ayırt etsin de, murdarı ve kötüyü birbiri üstüne yığıp, hepsini toptan cehenneme yerleştirsin içindir. İşte her bakımdan aldanmış olacak olanlar böyleleridir.

 

/ 38 Ey peygamber! Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere söyle ki, eğer inkâr, inat ve azgınlıktan vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağış-lanacaktır. Eğer geçmişteki hatalı durum ve davranışlarına dönecek olurlarsa, o zaman geçmişte kendileri gibi olanların başına gelenleri, hatırlat onlara. 39 Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve insanların Allah’ın dininin egemenliğini ka-bul etmelerine kadar onlarla savaşın. Eğer inkâr ve fitneden vazgeçer diren-meyi bırakırlarsa bilin ki, Allah onların edip eylediği herşeyi görmektedir. 40 Ve bütün bunlara rağmen, onlar yine de haktan yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah, sizin dostunuz ve yardımcınızdır. O ne güzel dost ve ne eşsiz bir yar-dımcıdır. 8

 

 

Cüz : 10

88 / 8 ENFÂL (41-45)

181

 

 

وَاعْلَمُوا اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَىْءٍ  فَاَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى الْقُرْبىَ وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ اِنْ كُنْتُمْ اَمَنْتُمْ بِاللهِ وَمَا اَنْزَلْنَا عَلَى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ  يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللهُ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ -41, اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لاَخْتَلَفْتُمْ فِى الْمِيعَادِ وَلَكِنْ لِيَقْضِىَ اللهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولاً لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَىَّ عَنْ بَيِّنَةٍ وَاِنَّ اللهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ -42, اِذْ يُرِيكَهُمُ اللهُ فِى مَنَامِكَ قَلِيلاً  وَلَوْ اَرَيكَهُمْ كَثِيرًا  لَفَشِلْتُمْ  وَلَتَنَازَعْتُمْ فِى اْلاَمْرِ وَلَكِنَّ اللهَ سَلَّمَ اِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ -43, وَاِذْ يُرِيكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ فِى اَعْيُنِكُمْ قَلِيلاً وَيُقَلِّلُكُمْ فِى اَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِىَ اللهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولاً وَاِلَى اللهِ تُرْجَعُ اْلاُمُورُ -44, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ -45,

 

7 41 Bilesiniz ki, savaşta ganimet olarak her ne ki ele geçirdiyseniz, onun beşte biri Allah’a ve Rasûl’e, yakın akrabaya, yetimlere, ihtiyaç içinde olanlara ve yolda kalmışlara aittir. Gözetmeniz gereken ölçü budur. Eğer Allah’a ve hakkın batıldan ayrıldığı, iki topluluğun savaşta karşı karşıya geldiği gün, kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız ki, işte o gün tanık olduğunuz gibi, Allah’ın gücü herşeye yeter.

42 Sizin Bedir vadisinin bir ucunda, onların da öteki ucunda ve kerva-nında sizden aşağılarda olduğu o günü hatırlayın ve düşünün ki, eğer daha önce onlarla savaş konusunda sözleşmiş olsaydınız, belirlenen vakitte orada bulunmak hususunda görüş ayrılığına düşerdiniz. Ama Allah yapılmasını irade buyurduğu işi yerine getirmek için sizi, Bedir savaşı meydanında böyle buluş-turdu ki, yok olup gidecek olan açık bir delille yok olsun, yaşayacak olan da yi-ne apaçık delili gözüyle gördükten sonra hayatta kalsın. Şüphesiz ki Allah her-şeyi işitir ve bilir. 43 Hatırla o vakti ki, Allah rüyanda onları sana az gösteriyor-du. Eğer onları çok gösterseydi, muhakkak ki, yılgınlık duyacak ve tutulacak yol hakkında anlaşmazlığa düşecektiniz. Ama Allah sizi böyle bir duruma düş-mekten kurtardı. Çünkü O, insanların kalplerinde ne varsa, onun hakkında mutlak bilgi sahibidir. 44 İşte böylece savaşta karşı karşıya geldiğinizde, onları gözünüze az gibi gösterdi, tıpkı sizi de onların gözünde azalttığı gibi ki, böyle-ce Allah yapılmasını istediği bir işi, gerçekleştirmiş olsun. Çünkü bütün olayla-rın gidişi, başlangıç ve sonuç olarak hep gelip Allah’a dayanır.

 

/ 45 Ey iman edenler! Savaşmak üzere çıkan bir düşman toplulu-ğu ile karşılaştığınız vakit korkmayın, sıkı durun, Allah’ı çokça anın ki, kurtuluş ve başarıya erişesiniz. 8

 

 

182

88 / 8 ENFÂL (46-52)

Cüz : 10

 

 

وَاَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا اِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ -46, وَلاَ تَكُونُوا كَالَّذِينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بَطَرًا وَرِئَآءَ النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَاللهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ -47, وَاِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لاَ غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَاِنِّى جَارٌ لَكُمْ فَلَمَّا تَرَاءَ تِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَى عَقِبَيْهِ وَقَالَ اِنِّى بَرِىءٌ مِنْكُمْ اِنِّى اَرَى مَا لاَ تَرَوْنَ اِنِّى اَخَافُ اللهَ وَاللهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ -48, اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هَؤُلاَءِ دِينُهُمْ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ فَاِنَّ اللهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ -49, وَلَوْ تَرَى اِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُوا الْمَلَئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْ  وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ -50, ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيكُمْ وَاَنَّ اللهَ لَيْسَ بِظَلاَّمٍ لِلْعَبِيدِ -51, كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَفَرُوا بِاَيَاتِ اللهِ فَاَخَذَهُمُ اللهُ بِذُنُوبِهِمْ اِنَّ اللهَ قَوِىٌّ شَدِيدُ الْعِقَابِ -52,

 

7 46 Allah’a ve Rasûlüne itaat edin, sakın birbirinizle çekişmeyin, yoksa yılgınlığa kapılırsınız da cesaretiniz sönüverir. Zor durumlarda ve her türlü sıkıntılara karşı dirençli olun, gerçekten Allah zorluğa göğüs gerip sıkıntı-lara katlananlarla beraberdir.

47 İnsanların gözlerini kamaştıran bir gösteriş içinde ve çalım satarak insanları Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkan, Mekke’li kâfirler gibi olmayın. Oysa Allah onların edip eylediği herşeyi, sınırsız kuşatmış bulunuyor-du.

48 Güya şeytan o zaman, onlara tüm yapıp ettiklerini güzel ve yerin-de gösterip: “Bu gün, kimse sizinle baş edemez; çünkü ben de sizin arkanız-dayım” demişti. Fakat iki ordu birbirinin görüş alanına girer girmez, topukları ü-zerinde geri dönüp; “Yoo” dedi “Ben sizden sorumlu değilim. Çünkü bakın sizin görmediğiniz bir şeyi görüyorum ben ve doğrusu Allah’tan korkuyorum. Çünkü Allah gerçekten azabında çok çetin ve çok şiddetlidir.”

 

/ 49 O zaman münafıklarla, kalplerinde hastalık bulunanlar: “Bu a-damları dinleri yanlış yola götürüyor” diyorlardı.

Ama Allah’a güvenip dayanan kişiye gelince o bilir ki, Allah mutlaka her yaptığını yerli yerince yapan ve en yüce iktidar sahibi olandır.

50 Allah kendinden gelen gerçekleri örtbas etmekte olanları, ölüme sürüklediği zaman bir görebilseydin. Melekler onların yüzlerine, sırtlarına vura-rak, yakıp kavuran azabı tadın bakalım diyecekler. 51 “İşte bu sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Yoksa Allah asla kullarına haksızlık yap-maz.”

52 Firavun yandaşlarının ve onlardan önce yaşayıp gidenlerin başla-rına gelen şey, bunların da başına gelecek. Onlar Allah’ın ayetlerinin, gerçek olduğunu örtbas etmeye kalkıştılar ve Allah da bu günahlarından dolayı, onları kıskıvrak yakaladı… Çünkü Allah’ın kuvveti, herşeyi çepeçevre kuşatmış olup, hak edenlere karşı da, cezası çetin ve yıldırıcıdır. 8

 

 

Cüz : 10

88 / 8 ENFÂL (53-61)

183

 

 

ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلَى قَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْ وَاَنَّ اللهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ -53, كَدَأْبِ اَلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا بِاَيَاتِ رَبِّهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَغْرَقْنَا اَلَ فِرْعَوْنَ وَكُلٌّ كَانُوا ظاَلِمِينَ -54, اِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِنْدَ اللهِ الَّذِينَ كَفَرُوا فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ -55, اَلَّذِينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِى كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لاَ يَتَّقُونَ -56, فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِى الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ -57, وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلَى سَوَاءٍ اِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْخَائِنِينَ -58, وَلاَ يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَبَقُوا اِنَّهُمْ لاَ يُعْجِزُونَ -59, وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاَخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمْ اَللهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَىْءٍ فِى سَبِيلِ اللهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لاَ تُظْلَمُونَ -60, وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ -61,

 

7 53 Bu gerçek böyledir. Çünkü Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe, asla değiştirip elinden almaz ve bilin ki, Allah herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.

54 Firavun yandaşlarının ve onlardan önce yaşayıp gidenlerin başla-rına ne geldiyse, bunların da başına benzeri gelecek. Onlar Rablerinin ayetle-rine, yalan gözüyle bakmışlardı ve bu yüzden biz de onları bu günahlarına kar-şılık helak ettik, boğuverdik o Firavun ve yandaşlarını. Çünkü onların hepsi ya-ratılış gayelerine aykırı davranan kimselerdi. 55 Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en bayağısı, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden ve sonuç ola-rak inanmayan kimselerdir. 56 O inanmayanlar kendileriyle antlaşma yaptığın-da, hiç çekinmeden her defasında yaptıkları antlaşmayı bozan kimselerdir. 57 Onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler ibret alırlar. 58 Beri yandan eğer kendisiyle antlaşma yapmış bulunduğun bir topluluğun, hainlik etmesinden kaygı duyman için ortada makul sebebler varsa sen de buna bir karşılık olarak onlarla, yaptığın antlaşmayı bozup yüzlerine at. Çünkü Allah asla hainleri sevmez.

 

/ 59 Bunun için Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, Allah’tan kaçıp kurtulacaklarını sanmasınlar. Yani O’nun istediği şeyin gerçekleşmesine, asla engel olamayacaklardır.

60 O halde onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki, bununla hem Allah’ın, hem de sizin düşmanınız olan bu insanları, hem de sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiği başka düşmanları yıldırıp caydı-rabilesiniz; ve bilin ki, Allah yolunda her ne sarfederseniz, size bütünüyle öde-necek ve size haksızlık yapılmayacaktır. 61 Ama onlar eğer barıştan yana eği-lim gösterirlerse, sen de barıştan yana ol ve Allah’a güven. Çünkü O, gerçek-ten herşeyi işiten ve herşeyi bilendir. 8

 

 

184

88 / 8 ENFÂL (62-69)

Cüz : 10

 

 

وَاِنْ يُرِيدُوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللهُ هُوَ الَّذِى اَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ -62, وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِى اْلاَرْضِ جَمِيعًا مَا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ -63, يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ حَسْبُكَ اللهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ -64, يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُوا اَلْفًا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَ يَفْقَهُونَ -65, اَلْئَنَ خَفَّفَ اللهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللهِ وَاللهُ مَعَ الصَّابِرِينَ -66, مَا كَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُ اَسْرَى حَتَّى يُثْخِنَ فِى اْلاَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللهُ يُرِيدُ اْلاَخِرَةَ وَاللهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ -67, لَوْلاَ كِتَابٌ مِنَ اللهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ  فِيمَا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ -68, فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُوا اللهَ اِنَّ اللهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ -69,

 

7 62 Ama barış yanlısı gözükmekle, niyetleri sadece seni aldatmak-sa, o zaman bil ki Allah sana yeter. O’dur seni yardımıyla ve mü’minlerle des-tekleyen. 63 İnanmış kimselerin kalplerini, O bağdaştırdı, kaynaştırdı. O inan-mış kimseler ki uğrunda, yeryüzündeki herşeyi toptan harcasaydın, onların kalplerini birbirine ısındırıp kaynaştıramazdın; ama işte Allah onları biraraya getirdi. Gerçekten de Allah yaptığı herşeyi yerli yerince yapar ve en yüce ikti-dar sahibidir. 64 Ey peygamber! Allah sana da yeter, sana uyan inanmış kişi-lere de.

 

/ 65 Ey peygamber! İnananları savaşmaya teşvik et. Sizden zor durumlara göğüs germesini bilen yirmi kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiye bedel-dir. Sizden böyle yüz kişi çıkarsa, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmeye kal-kışanlardan bin kişiye bedeldir. Çünkü onlar her gerçeği ve bu savaştaki ger-çekleri anlayamayan bir topluluktur. 66 Ama yine de Allah, şimdilik yükünüzü hafifletmiş bulunuyor. Çünkü zayıf olduğunuzu biliyor. Şöyle ki: Sizden eğer zor durumlarda, sabretmesini bilen yüz kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiyi yenip alteder ve sizden böyle bin kişi çıkarsa, Allah’ın izniyle ikibin kişiyi yenip alte-debilir. Çünkü Allah zor durumlarda göğüs gerip dirençli davrananlarla bera-berdir. 67 Yeryüzünde küfrün belini kırıp, tam hakimiyet sağlamadıkça hiçbir peygambere esir almak yakışık almaz. Siz bu dünyanın geçici kazançlarını istiyorsunuz. Ama Allah, sizin için ahiretteki cenneti elde etmenizi istiyor. Çün-kü Allah en yüce iktidar sahibi olup, yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır. 68 Allah tarafından, önceden buyurulmuş böyle bir ilke olmasaydı, aldığınız bütün bu esirler yüzünden, başınıza mutlaka büyük bir azap çökerdi. 69 Artık savaş-ta elde ettiğiniz ganimetlerden, helal ve temiz olarak kullanın ve yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın, şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve acıyan-dır.

 

 

Cüz : 10

88 / 8 ENFÂL (70-75)

185

 

 

يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِمَنْ فِى اَيْدِيكُمْ مِنَ اْلاَسْرَى اِنْ يَعْلَمِ اللهُ فِى قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ -70, وَاِنْ يُرِيدُوا خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا اللهَ مِنْ قَبْلُ  فَاَمْكَنَ مِنْهُمْ وَاللهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ -71, اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ اَوَوْا وَنَصَرُوا اُولَئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ اَمَنُوا وَلَمْ يُهَاجَرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلاَيَتِهِمْ مِنْ شَىْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُوا وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِى الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلاَّ عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ -72, وَالَّذِينَ  كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ اِلاَّ تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِى اْلاَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ -73, وَالَّذِينَ اَمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِى سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ اَوَوْا وَنَصَرُوا اُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ -74, وَالَّذِينَ اَمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُولَئِكَ مِنْكُمْ وَاُولُوا اْلاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلَى بِبَعْضٍ فِى كِتَابِ اللهِ اِنَّ اللهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ -75,

 

/ 70 Ey peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah, kalpleri-nizde bir hayır olduğunu bilirse size sizden alınan fidyeden daha değerlisini verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.

71 Ve eğer o esirler fidye ödemeyip, sahte müslüman olmak gibi bir hainliğe yeltenirlerse unutmasınlar ki, daha önce Allah’a da ihanet etmişlerdi de, bu yüzden Allah inananları, onlara karşı galip getirmişti. Çünkü Allah, her-şeyi bilen ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.

72 Öte yandan iman edip, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla çaba gösterip duran kimselere ve hicret edenlere kol kanat açıp yar-dım edenlere gelince; işte bunlar gerçekten birbirlerinin dostudurlar. Fakat inanmış oldukları halde, sizin bölgenize göç etmemiş olan kimselere gelince; hicret edene kadar onların korunup gözetilmesinden siz hiçbir zaman sorumlu değilsiniz. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üstünüze borçtur, yeter ki bu yardım kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın. Çünkü Allah yaptığınız herşeyi görmektedir.

73 Bütün bunlarla birlikte unutmayın ki, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, birbirlerinin yardımcıları ve dostlarıdır. Siz de birbirinizle öylece dost ve yardımcı olmaz iseniz, yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir.

74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda elinden gelen her türlü ça-bayı sarfeden kimselerle, onlara kol kanat gerip yardım eden kimseler: İşte bunlardır gerçekten inanan kimseler, onlar için bağışlanma ve bereketli rızıklar vardır.

75 Sonradan iman edip te hicret eden ve Allah yolunda sizinle çaba sarfedenlere gelince, bunlar da sizdendirler; ama Allah’ın kitabına göre akra-balık bağıyla birbirine bağlı olan akrabalar, birbirlerine daha da yakındırlar, mi-raslarını paylaşacak kadar. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.