| ESED MEALİ ÜZERİNE
BİR SÖYLEŞİ-3
Milli Gazete - 18 Ocak 2003
"Esed’le ilgili olumlu fikirleriniz nelerdir ?"
Pek çok müfessir ve meal yazarının, özellikle
müteşabih ayetlerle ilgili olarak maruz kaldığı sürçmelere (hatta
bazan "önemli hatalara") Esed'in düşmemiş olması önemle altı
çizilmesi gereken bir husus. "Allah'ın eli, yüzü"... gibi
"sıfâtullah" ile ilgili tavrının müsbet bir çizgiye oturmuş
olmasında da sanıyorum yine Muhammed Abduh etkisini görmek mümkün.
Bunun yanında bazı kavram ve tamlamaları "yeni" ve farklı biçimlerde
ifade etmiş olması, meale orijinalite katan hususlar. Mesela
"kâfirler"i "hakikati inkâra şartlanmış olanlar", "takva"yı "Allah'a
karşı sorumlulukların bilincinde olmak", "Ehl-i Kitab"ı "geçmiş
vahyin izleyicileri" gibi ifadelerle karşılamış olması, her ne kadar
kavramlara müdahale sınırına girdiği için şahsen benim katılmadığım
bir ifade biçimi ise de, okuyucuda farklı bir anlama çerçevesi
oluşturmuştur diyebiliriz.
"Diğer eserlerle karşılaştırdığınız takdirde
Esed’le diğer müellifler arasında bir fark görüyor musunuz? Eğer
varsa bunlar neler?"
Ayetlerle ilgili olarak tercih ettiği bazı anlama
biçimlerini hangi müfessirlere dayandırdığını söylemesi ilmî
dürüstlüğün ve hassasiyetin gereği olarak işaretlenmeli.
Ayetleri çevirirken parantez kullanmanın önemine
ve titiz bir meal çalışması için parantezin vazgeçilmezliğine
değinmiş olmasını (her ne kadar Türkçe çeviride de anlam bütünlüğünü
korumak için Esed'in parantezleri yanında köşeli parantezler
kullanılmış olması okuyucuyu yoran ve yer yer metni parantezlere
boğan bir manzara tevlit etmişse de) önemli bulduğumu belirtmeliyim.
Meal metnine tercih ettiği anlamı kaydetmekle
birlikte, açıklama notlarında ayetlerin lafzî tercümelerini
zikretmesi de meali farklı ve özgün kılan bir diğer özellik.
"Bilimsellik" adı altında sürdürülen
"ideoloji"nin, egemenliğini küresel ölçekte sürdürdüğü bir dönemde
(2/el-Bakara, 17. ayetinde geçen) "ateş yakanlar" temsilini "bazı
insanların, hayatın ve inancın ölçüye ve tahmine gelmeyen yanlarını
açıklamanın ve aydınlatmanın bir aracı olarak yalnızca "bilimsel
yaklaşım" adı verilen şeye güvenmelerine ve sonuçta, insan aklının
kavrayış alanı dışında herhangi bir şeyin bulunabileceğini küstahça
reddetmelerine bir atıf..." diyerek devam eden nefis tesbitlerle
açıklaması da doğrusu takdire şayan.
"Esed’in kişiliği ve İslam dünyasına katkılarıyla
ilgili neler düşünüyorsunuz?"
Esed merhumun "kişiliği" ifadesinden, mealde
ortaya koyduğu tavrı kasdettiğinizi düşünerek şunu söyleyebilirim
ki, benim dikkatimi çeken en önemli husus, pek çok mühtedide
göremediğimiz tevazu ve itidaldir. Mühtedilerin bir çoğunda (İslam'ı
bireysel çaba ve arayışlar neticesinde benimsedikleri için) Müslüman
otoritelere (ilmî otoriteleri kastediyorum) karşı da –en hafif
tabiriyle– bir "kayıtsızlık" görülüyor. Bu tavır çoğu zaman onları
hafife alma ve küçümseme olarak tebarüz ediyor ve uçlarda
gezinmelerine yol açıyor. Garaudy örneği bu hususta oldukça dikkat
çekicidir. Mühtedilerin hepsi böyledir demek istemiyorum tabii. İşte
Esed merhumda bu yok.
(Devam edecek)
|