| ŞERDEN HAYIR
ÇIKARMAK
Milli Gazete - 5 Nisan 2003
Her kemalin bir zevali olduğu gerçeğinden ve
yeryüzünde yaptıklarıyla ilahi gazabı harekete geçirerek kendi
sonlarını hazırlayan geçmiş kavimlerin maceralarından hareketle,
aralarındaki ilişki hepimizin malumu olan 11 Eylül olayının ve Irak
savaşının "Amerikan yüzyılı" bakımından sonun başlangıcı olduğunu
söylemek için elimizde pek çok neden var.
Her şeyden önce, Kapitalizmin, başta ahlakî ve
ekonomik saha olmak üzere pek çok alanda tıkandığı gerçeği artık
herkesin malumu. Bu saldırganlık, gelecekte kendilerini neyin
beklediğini görmenin doğurduğu panikten kaynaklanıyor...
Bundan daha önemlisi, Batı emperyalizminin, öz
karakterinden getirdiği zulüm ve sömürü uygulamalarının zirvesine
ulaşmış olması. Bu tesbiti, yakın geçmişte ve günümüzde işlediği
insanlık suçlarında Amerika'ya fiilî destek verenlerle
sınırlandırmayıp bütün "Batı" dünyasını içine alacak şekilde
genelleştirmem, diğer Batılı ülkelerin Amerika ve ortaklarının
uygulamalarına görünüşte itiraz etmelerinin "ilkesel" tercihlerden
değil, fiilî durumu kendi menfaatlerine aykırı bulmalarına
dayanmasındandır.
İslam ülkelerinin son ikiyüz yıldır maruz kaldığı
fiilî tasallut ve tecavüzlerle kendi maddî güç ve gayretleriyle baş
etme imkânından mahrum bulunması, bir zulüm makinası gibi işleyen
Batı'nın iştahını durmadan kabartıyor. Osmanlı unsurunun ortadan
kaldırılmasıyla İslam ülkelerinde yönetime ge-tiri-len mütegallibe,
Batı ile al gülüm-ver gülüm anlayışı içinde yürüttükleri ilişkinin
ilanihaye devam etmeyeceğini anlamaya başlamışlardır.
Ortadoğu'daki tekelci yönetimler, kendi
halklarını dikkate almayı, Irak halkının yaşamakta olduğu bu
"musibet"ten önce akıllarına bile getirmemişlerdi. Şimdi biraz olsun
kendi durumlarını gözden geçirmeye başlama ihtiyacı hissediyorlarsa,
bu "musibet" vesilesiyledir. Acaba Saddam Hüseyin, bütün bu
yaşadıklarından sonra ikinci bir "Halepçe"yi göze alabilir mi?
Suriye'nin yeni diktatörü Beşşar Esad, babasının
Hama'da işlediği cürmün aynısını bugün icra etmeyi, yahut Mısır'da
İhvan'a yönelik olarak yürütüldüğünü unutmadığımız "cadı avı"nı
Mübarek yönetimi bugün tekrarlamayı aklından bile geçirecek durumda
değil.
Örnekleri çoğaltabiliriz; ama bir zamanlar
iktidarlarını "demir yumruk" anlayışıyla ayakta tutmaya çalışanların
aynı rahatlığı bundan sonra göremeyeceklerini anlamak için bunların
yeterli olduğu açık...
Artık hepsi yakından biliyor ki, Saddam'ın
yaşamakta olduğu durumun birgün kendi başlarına gelmemesi için
hiçbir sebep yok. Bugün Saddam hayatta kalmayı neye borçluysa,
birgün onlar da aynı unsura sığınmak zorunda kalabilir, kalacaktır.
Bu yönetimler ya şimdiden şapkayı önlerine koyup kendi halklarına
karşı adaletli ve merhametli olmayı, ülkelerinin zenginliklerini bir
avuç azınlıkla birlikte "mirasyedi" mantığıyla savurmayı terk etmeyi
öğrenecekler, ya da birgün mavi gözlüler gelip, onların defterini
dürecek ve halklarından esirgediklerine bir güzel el koyacak...
|