| Okuyucu Soruları-3
NÜZUL-İ İSA (a.s) MESELESİNİN DEĞİŞİK VEÇHELERİ
Milli Gazete - 4 Ekim 2003
Bu mesele pek çok bakımdan bir "turnusol kâğıdı"
işlevi görüyor. Söz gelimi Sünnet'in Kur'an'ın beyanı ve hayata
açılımı olduğunu savunur görüntüsü veren bazı çevrelerin, gerek Hz.
İsa (a.s)'ın nüzulü meselesinde, gerekse daha başka konularda birden
180 derece dönerek tavır değiştirdiklerini ve ilgili hadisleri
tevhin etmek için bütün maharetlerini ortaya döktüklerini görüyoruz.
Tam "aleme ibret" bir durumdur bu.
Diyelim ki nüzul-i İsa (a.s) meselesinde ilgili
Kur'an ayetlerinin mantuk ve mefhumu ihtilaflı bir alan teşkil
ediyor.. Böyle bir durumda –doğal olarak– yapılması gereken,
Kur'an'ın birinci derecede müfessir ve mübeyyini olan Sünnet'e baş
vurmaktır. Sünnet'e baş vurduğumuzda ise önümüze, Hz. İsa (a.s)'ın
diri olarak göğe çekildiğini ve kıyamete yakın yeryüzüne
indirileceğini anlatan hadisler çıkıyor. Üstelik, aksi doğrultuda
tek bir rivayet dahi mevcut değilken, Hz. İsa (a.s)'ın akıbeti
konusuna dolaylı veya doğrudan temas eden bütün hadisler aynı ortak
noktayı, Hz. İsa (a.s)'ın diri olarak göğe kaldırıldığı ve kıyamet
öncesinde tekrar ineceği hususunu "tevatür derecesine" varan bir
kemiyet ve keyfiyette vurguluyor. Sünnet'in Kur'an'ın beyanı ve
açılımı olduğunu sureta savunanların, bu meselede ağız ve taraf
değiştirmesi, ister istemez ortaya bir "tutarlılık ve samimiyet"
problemi çıkarıyor...
Bu mesele hakkındaki nakiller konusunda bir an
için "nötr" olmayı deneyelim ve düşünelim: Özellikle Medine
döneminde Müslümanlar'la Ehl-i Kitab'ın her iki kanadı arasında
yoğun ve çok boyutlu ilişkilerin söz konusu olduğunu biliyoruz.
Böyle bir ortamda her üç din mensubu arasındaki en önemli ihtilaf
konularından birisini oluşturan "Hz. İsa (a.s)" meselesinin gündeme
gelmemiş olması düşünülemez. Tarihsel olarak Efendimiz (s.a.v)'in,
Hz. İsa (a.s)'ın dünyaya gelişi, misyonu ve akıbeti hakkında –gerek
ilgili Kur'an ayetlerinin tefsiri bağlamında, gerekse konunun aktüel
değeri dolayısıyla– bir şeyler söylememiş olması düşünülemez.
Burada konumuz bakımından şu soru önemlidir: Hz.
Peygamber (s.a.v), Hz. İsa (a.s)'ın akıbeti konusunda neler
söylemiştir? Hadis ve Tarih kaynaklarında Hz. Peygamber (s.a.v)'in,
Hz. İsa (a.s)'ın öldüğü konusunda nakledilmiş bir tek sözünün
bulunmamasını nasıl açıklayacağız?
Buna iki şekilde cevap verilebilir. Birincisi
Ümmet-i Muhammed'in hemen tamamının itikadı; ikincisi ise ilgili
Kur'an ayetlerinin ifadelerinin açık ve kesin bir şekilde Hz. İsa
(a.s)'ın öldüğünü anlattığı, dolayısıyla Efendimiz (s.a.v)'in bu
konuda ilave bir şey söyleme ihtiyacı hissetmediği doğrultusunda
olacaktır.
Eğer Efendimiz (s.a.v) bu doğrultuda sessiz
kalmış veya aksi doğrultuda birşeyler söylemiş ve fakat daha sonra
gelen kuşaklar söz birliği ederek bunu gizleyip, yerine Hz. İsa
(a.s)'ın göğe çekildiği rivayetlerini ikame ve bu noktada icma etmiş
ise, başta Sahabe olmak üzere bu nesillerin hiçbir konuda
güvenilirliğinden söz edemeyiz. Bu düşüncenin varacağı kaçınılmaz
nokta ise, Yahudiler'in ve Hristiyanlar'ın işlediğinden daha büyük
bir cürmün bizzat Müslümanlar tarafından son hak dine karşı
işlendiğinin söylenmesidir. Böyle bir iddiada bulunan kimsenin ise
acil bir tıbbî tedaviye ihtiyacı var demektir...
(Devam edecek)
|