YENİ HADİS METODOLOJİSİ ARAYIŞLARINA - 6. Sayfa
YENİ HADİS METODOLOJİSİ ARAYIŞLARINA "TAZE" BİR KATKI DENEMESİ ÜZERİNE-2
Milli Gazete - 13 Ocak 2005
Hocanın zikrettiği ikinci rivayet şöyle: "Cebrail'e insanlarda ululuğun, önderliğin neyle olduğunu sordum: 'Akılla' dedi."
Bu rivayete kaynak olarak el-Münâvî'nin "Künûzu'l-Hakâik"ini gösteren Hocanın bu rivayetin durumu hakkında da uyarılması gerekiyor. Zira "Firdevsu'l-Ahbâr" sahibinin senetsiz olarak zikrettiği (II, 443) ve aslı Dâvûd b. el-Muhabber'in "Kitâbu'l-Akl"ında geçen bu rivayet "uydurma"dır.
İbn Arrâk, bu rivayetin daha uzun bir varyantını şöyle zikreder: "Ömer b. el-Hattâb, Temîm ed-Dârî'ye, "Sü'düd (şeref ve şan yüceliği, önderlik) nedir?" diye sordu. O, "Akıldır" diye cevap verdi. Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb şöyle mukabele etti: "Doğru söyledin. Ben bunu tıpkı sana sorduğum gibi Hz. Peygamber (s.a.v)'e de sordum, şöyle buyurdu: "Cibrîl'e, "İnsanlar arasında sü'düd nedir?" diye sordum, "Akıldır" dedi." ("İbn Arrâk, "Tenzîhu'ş-Şerî'a", I, 214)
İbn Arrâk bu rivayeti, akıl konusundaki rivayetler zımnında zikretmiş, rivayetlerin zikrine geçmeden önce de şöyle demiştir: "Akıl konusundaki hadisler. Bunları Dâvûd b. el-Muhabber, "Kitâbu'l-Akl"da tahriç etmiştir. Bu rivayetleri bu zat tarikiyle el-Hâris b. Ebî Üsâme de "Müsned"inde rivayet etmiştir. Hafız İbn Hacer'in de "el-Matâlibu'l-Âliye"de dediği gibi bu rivayetlerin tümü uydurmadır."
Gerçekten de İbn Hacer, adı geçen eserinde (III, 13), aralarında bu rivayetin de bulunduğu "akıl hadisleri"ni zikrettiği faslın bir arabaşlığını şöyle koymuştur: Dâvûd b. el-Muhabber'in "Kitâbu'l-Akl"ından (konuyla ilgili rivayetler). Bunları el-Hâris b. Ebî Üsâme, "Müsned"ine almıştır ki, hepsi uydurmadır, aralarında sabit olan herhangi bir rivayet yoktur."
Dâvûd b. el-Muhabber'in "Kitâbu'l-Akl"ı hakkında ilgi çekici bir malumatı daha zikrederek diğer rivayete geçeceğim: Burhânuddîn el-Halebî, "el-Keşfu'l-Hasîs"de (113 vd.) şöyle der: "Dâvûd b. el-Muhabber b. Kahzem Ebû Süleyman el-Basrî… "Kitâbu'l-Akl" (adlı eserin) sahibi… Keşke bu kitabı hiç kaleme almamış olsaydı.
"Abdülganî b. Sa'îd, ed-Dârekutnî'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Kitâbu'l-Akl'ı Meysere b. Abdirabbih kaleme almıştır. Sonra Meysere'den onu Dâvûd b. el-Muhabber çalmış ve Meysere'nin zikrettiği senetlere başka senetler karıştırmıştır. Mezkûr kitabı ondan Abdülazîz b. Ebî Recâ, ondan da Süleyman b. İsa es-Siczî aşırmıştır…"
Hocanın, yine el-Münâvî'yi referans göstererek verdiği "Akıllıca hareket etmek her iki alemde de işlerin en ulusudur" şeklindeki rivayet de İbn Hacer tarafından "el-Matâlib"de (III, 21), mezkûr Dâvûd b. el-Muhabber'in merviyyatı arasında zikredilmiş. Dolayısıyla hakkında fazla söz söylemeye hacet yok.
İlkini bir önceki yazıda, diğer ikisini de bugün gördüğümüz bir rivayetlerin "Hz. Peygamber (s.a.v)'in hadisi" olarak nakledilmesi Hadis Usulü kriterlerine göre son derece yanlış bir tutumdur. (Bir önceki yazıda es-Süyûtî'nin ilk rivayete "uydurma" değil de "zayıf" demesinin sebebini "Akıl sahipleri ile istişare edin ki doğruyu bulasınız" rivayetine bağlamıştım. Bu rivayetin de Dâvûd b. el-Muhabber'in kitabında geçtiğini burada bir not olarak ekleyeyim.)
Özemre hoca, "Ben "klasik" Hadis Metodolojisi'nin kriterlerini zaten yetersiz/yanlış buluyorum. Dolayısıyla anlamı doğru olan bu rivayetler hakkında oradan alınan cerh-ta'dil kriterleriyle ilzam edilmem tutarlı değil" diyerek yukarıda söylenenlere itiraz edebilir.
Şunu hemen belirteyim ki, bu üç rivayetin anlamının doğru olması, "hadis" olarak zikredilmelerini haklı kılmadığı gibi, makbul bir senetle geldikleri ortaya konmadığı sürece onlara "hadis" demenin, Hz. Peygamber (s.a.v)'e "iftira"dan farkı olmayacaktır.
Zira burada tartıştığımız nokta, bu sözlerin "doğru" olup olmadıkları değil, Hz. Peygamber (s.a.v)'e ait birer "hadis" olup olmadıkları. Eğer herhangi bir güzel sözü Hz. Peygamber (s.a.v)'e izafe etmenin yanlış olmayacağını söyleyeceksek, eleştiri konusu yapılan "klasik" Hadis Metodolojisi'ni itham ettiğimiz hususta kendimiz daha büyük bir kabahat işlemiş oluruz.
Nihayet Hoca şöyle diyerek kendisini savunabilir: "Ben, bu rivayetleri nakletmeden önce, "Hz. Peygamber'den rivâyet edilen şu üç hadîs…" ifadesini kullandım. Bu da, bunları "Hz. Peygamber (s.a.v)'e aidiyeti kesin olan hadisler" şeklinde değerlendirmediğim anlamına gelir."
Ben de derim ki: Eğer bu rivayetlerin sıhhati konusunda herhangi bir şüphe ve tereddüdünüz var idiyse, bu durumu da behemehal belirtmeliydiniz ki, okuyucuda bunların "sıhhatinde kuşku bulunmayan" rivayetler olduğu izlenimi uyanmasın. Dolayısıyla her halukârda Hz. Peygamber (s.a.v)'e, söylemediği bir şeyi söyletenlere yönelik tehdidin muhatabı durumundasınız…
Devam edecek.
İslami Okul Okulların En Önemlisi