| OKUYUCU SORULARI-2 Hayzı
Geciktirerek Oruç Tutmak-3
Milli Gazete - 23 Ekim 2005
Tartışmalı olmakla birlikte, bir önceki yazıda
zikrettiğim rivayetlerin konuya delalet ettiğini bir an için kabul
edelim. Başka herhangi bir rivayette kadınların, Efendimiz (s.a.v) ve
Sahabe döneminde ilaç kullanarak hayız dönemini ertelediğine dair
herhangi bir kayıt mevcut mudur? Hadis kitaplarının ilgili bölümlerinde
konu hakkında bol miktarda rivayet bulunduğu halde, bu soruya müsbet
cevap verilmesini mümkün kılan bir rivayet –bildiğim kadarıyla– mevcut
değildir. Şu halde şayet bir önceki yazıda zikrettiğim rivayetler, hayız
kanını kesmek veya ertelemek için ilaç kullanmanın ilk dönemlerde
bilinen ve başvurulan bir yöntem olduğunu gösteriyor olsaydı, merfu
(Efendimiz (s.a.v)'den gelen) hadislerde bununla ilgili malumat
bulunması gerekirdi.
Ancak görebildiğim kadarıyla Hadis kitaplarının
"hayız" ve "istihaza" ile ilgili bölümlerinde yer alan rivayetlerin hiç
birisinde, Efendimiz (s.a.v)'in veya Sahabe'den herhangi birisinin,
hayız kanını ilaç kullanmak suretiyle keserek veya erteleyerek ibadete
devam edilebileceği konusunda ruhsat/fetva verdiği zikredilmemiştir.
Eğer o dönemlerde hayız kanını durdurucu ilaçların varlığı bilindiği
halde böyle bir ruhsata/fetvaya rastlanmıyorsa;
1. Abdullah b. Ömer (r.a)'den gelen fetvanın "hayız"
değil, "istihaza" kanıyla ilgili olduğunu söylemek gerekir,
2. Bu rivayeti dayanak alarak konu hakkında
ruhsat/fetva vermek için iyice düşünmek icab eder.
Nitekim Mevâhibu'l-Celîl ve Hâşiyetu'd-Desûkî
ale'ş-Şerhi'l-Kebîr gibi eserlerde nakledildiğine göre İmam Mâlik'e,
umre yapmak isteyen, ancak hayız dönemi yaklaştığı için ilaç kullanarak
hayzını geciktirmek isteyen bir kadının durumu sorulduğunda "Bu doğru
değildir" demiş ve mekruh görmüştür. Her ne kadar İbn Rüşd bu hükmü,
"ilacın kadının sağlığına zarar verebileceği endişesine" dayandırmış ise
de, böyle bir ta'lil için yeterli veri bulunmadığını söylemek mümkündür…
Atâ'dan nakledilen –ve bir önceki yazıda naklettiğim–
fetvaya gelince, bazı Malikî alimlerin yukarıda isimleri mezkûr
eserlerde görülebilecek olan olumlu görüşü, bu fetvanın dolaylı
delaletine ve İbn Rüşd'ün mezkûr ta'liline dayanıyor olmalıdır. Öyle de
olsa, neticede bahsi geçen alimlere göre eğer kullanılan ilaç, 3-5 gün
değil de 9 gün veya daha fazla süre kanı durduruyorsa, kadın bu süre
içinde temizlik döneminde sayılır ve ibadetlerini eda edebilir. Bunu da
konuyla ilgili bir fetva olarak nakletmiş olalım…
İlk yazıda yer verdiğim mülahazalara gelince, aynı
sırayla ve çok kısa olarak düşüncemi açıklayayım:
1. Allah Teala'ya kulluğun yolu fıtrata müdahale
değildir. Aksine, kulluk, "fıtrata uygun hareket etme"yi de içine alan
bir anlam sahasına sahiptir.
2. Kadın, fıtrî bir yasaya ve Nebevî bir talimata
inkıyad ederek hayız döneminde orucu kestiği için Ramazan orucunun feyiz
ve sevabından mahrum kalmış olmaz; belki bu durumda daha fazla sevaba
nail olur!
3. Adet dönemine rastlayan oruç kazaya
bırakıldığında, bilahare oruç tutamama riski vardır; evet, ancak
–diyelim ki– Ramazan sonrası tutamadığı oruçları kaza edecek kadar ömrü
vefa etmeyen bir kadının zimmetinde zaten oruç borcu mevcut değildir.
"Eşyada aslolan ibahadır" kaidesine gelince, buradaki
serbestiyetin herhangi bir Şer'î nass veya ilke ile çatışmaması gerekir.
Herhangi bir zorunluluk olmadığı halde fıtrata müdahale etmek ve sağlığı
riske atmak, Din'in "zaruriyyat" olarak kabul ettiği "nefsin/canın
korunması" ilkesine aykırıdır…
Kısacası –bunu bir "fetva" olarak değil, "araştırma
sonucu ulaşılmış bir kanaat" olarak alın– şunu söylemek mümkün
görünüyor: Herhangi bir ibadetini eda için kadının hayzı geciktirici
ilaç kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek.
Kadının hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı bir durum
olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir. Ancak, Hacc gibi
–özellikle günümüzde– her isteyenin istediği zaman eda edemeyeceği
şekilde birtakım düzenlemelere bağlı kılınmış bir ibadet söz konusu
olduğunda ve uyulması gereken formalitelerin zorunlu kılması halinde
böyle bir çareye başvurulabilir. Allahu a'lem… |