| OKUYUCU SORULARI-4
İmam Ebû Hanîfe ve Kur'an'ın Kısa Sürede Hatmi-3
Milli Gazete - 31 Ekim 2005
İlgili rivayetlerin bir kısmının, büyük Hadis
imamlarının bizzat hocalarından görülen amellerin aktarımı şeklinde
bize kadar intikal ettiğini bir önceki yazıda belirtmiştim
Diğerlerinin güvenilirliği konusunda ise şu noktaların dikkate
alınması yeterlidir:
ez-Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ'nın baş
tarafına eklenen Siyeru'l-Hulefâi'r-Râşidîn‘de (157) Hz. Osman (r.a)
ile ilgili rivayetin birçok tarikten sahih olarak geldiğini söyler.
Efendimiz (s.a.v)'in, Kur'an'ı üç günde hatmetmek
için izin isteyen Sa'd b. el-Münzir el-Ensârî (r.a)'a izin verdiğini
bildiren rivayeti İbn Kesîr Fedâilu'l-Kur'ân'da (165) nakletmiş ve
"Bu, ceyyid, kavi, hasen bir isnaddır" demiştir.
Hz. Osman, Sa'îd b. Cübeyr, Alkame, Mücâhid ve
Ali el-Ezdî'nin Kur'an'ı bir gecede hatmettiklerini anlatan
rivayetleri de yukarıda belirttiğim yerde zikreden İbn Kesîr,
"Bunların tamamı sahih isnadlardır" der.
Atâ b. es-Sâib ile ilgili rivayeti, İmam Ebû
Dâvûd'un İmam Ahmed b. Hanbel'den doğrudan nakli olarak buluyoruz.
Sa'îd b. Cübeyr'le ilgili rivayetin senedi:
Abdürrezzâk–es-Sevrî ve Ebû Hanîfe–Hammâd–Sa'îd b. Cübeyr
şeklindedir! Bu senedi oluşturan isimlerden hangisi durumunun
araştırılmasına ihtiyaç gösterir?
İmam eş-Şâfi'î'nin Ramazan'da Kur'an'ı 60 kere
hatmettiğini, önde gelen talebelerinden ve mezhebin ikinci kuşak
imamlarından er-Rebî' b. Süleyman el-Murâdî'den doğrudan İbn Ebî
Hâtim nakletmiştir.[1]
İmam Mâlik, Kur'an'ı her gece hatmeden birisinin
bu amelinin hükmü kendisine sorulduğunda, "Bu ne güzel bir
davranıştır! Kur'an her hayrın önderidir" (veya "her hayrın
önündedir") cevabını vermiştir.[2]
Bütün bu izahat şunu açık bir şekilde gösteriyor:
7 gün rivayetindeki nehiy tahrime, bu süreden daha azında
hatmedilmemesi şeklindeki emir de vücuba hamledilirse, ortaya şöyle
bir durum çıkacaktır:
1. Efendimiz (s.a.v)'den bu konuda nakledilen
rivayetler arasında halli mümkün olmayan bir çelişki vardır. 2.
Aralarında sahabîlerin de bulunduğu Selef'ten bir cemaat, açıkça
sahih hadislere aykırı hareket etmişlerdir.
Bu şıklardan hiçbirisi doğru olamayacağına göre,
Kur'an hatminde riayet edilecek süre tayini konusundaki rivayetleri,
muhatapların durumu dikkate alınarak yapılmış tayinler veya ilk
yazıda da dediğim gibi, Kur'an'ı anlayarak okumanın alt sınırı
olarak görmek doğru olsa gerektir.
Gerek İmam Ebû Hanîfe, gerekse bu konuda ismi
geçen diğer zevat-ı kiram, adlarına uyduruk rivayetler dizilmesine
ne izin verecek, ne de ihtiyaç duyacak kimselerdir. Pek çok konuda
olduğu gibi bu konuda da bütün problem aslında bizim algı
sistemimizden kaynaklanmaktadır. Geçmişi sağlıklı okumanın yolu, hiç
şüphesiz geçmişi kendi şartları içinde anlamaya çalışmaktan geçer.
Selef'in Kur'an'a, Sünnet'e, ibadete, hayata, ölüme… bakışı ile
bizimki arasında bir "uyumsuzluk" varsa, yapmamız gereken, geçmişi
bugünün parametreleriyle ölçmeye kalkmak değil, yapabiliyorsak bizi
geçmişin dünyasına götürecek zihnî bir yolculuğa çıkmaktır…
[1] Bütün bu nakillerin kaynakları bir önceki
yazıda verilmişti.
[2] Muhammed b. Mahled el-Mervezî, Mâ
Ravâhu'l-Ekâbir an Mâlik b. Enes, 64. Ayrıca bkz. el-Beyhakî,
Şu'abu'l-Îmân, II, 398, no: 2186
|