C- Menşe'i (Kaynağı) Yönünden: - Allah - 5. Sayfa
C- Menşe'i (Kaynağı) Yönünden:
“Allah” isminin İbranice'den, Süryanice'den ve diğer dillerden Arap diline geçtiği ve bu dilin aslından olmayan bir kelime olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak bu görüşün doğruluğunu isbat edecek herhangi bir delil bulunmamaktadır.
“Allah” isminin yukardaki görüşün aksine, Arapça asıllı bir kelime olduğunu ortaya koyan deliller de vardır. Bu deliller şunlardır:
a) Hz. Muhammed zamanında bütün Arapların “Allah” ismini tanıdıkları âyet ile sabittir
“Sen onlara, 'gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorarsan elbette Allah yarattı... diyecekler” [1]
Bu âyetten anlaşıldığı üzere “Allah” ismi bu devirde Araplar arasında kullanılıyordu.
b) “Allah” isminin Hz. İsmail zamanından beri kullanılagelen bir kelime olduğu da bilinmektedir. Bu itibarla Arapça bir kelime olduğu anlaşılmaktadır.
c) Bu kelimenin Arapçada, “Arab-i a'ribe” ve “Arab-i bâide” olarak bilinen iki arap soyuna kadar uzanan tarihi de bulunmaktadır. Bütün Arapların Hz. İbrahim (a.s.) soyundan olduğu; Kuzey Arabistan halkının Hz. İsmail (a.s.), güneydekilerin de Kahtan'dan geldiği arap soy bilimcilerince belirtilmektedir.
d) Arap dilinin, asıl itibariyle Arapça olmayan kelimelerin ortaya çıkarılmasını sağlayan çok ince dil özelliklerine sahip olduğu da bir gerçektir. Dildeki bu özelliklerle herhangi bir kelimenin durumunu incelemek mümkündür. Bu açıdan “Allah” kelimesi incelendiğinde Arapça'da, benzeri olmayan bir kullanılış yönünün var olduğunu görürüz.
“Allah”, Allah'ın bütün güzel isimlerini (esmau'l-hüsnaâ) kendinde toplayan Yüce Zatının ismidir.
Allah ismi, ne türemiş ne de diğer dillerden Arapçaya geçmiş bir kelimedir. Doğrudan doğruya O'nun Yüce Zatına ait, başka hiçbir varlığa verilemeyen özel bir ismidir. Bu nedenle kendine kulluk edilen ve tapınılan gerçek mabudun özel ismidir. Kur'an-ı Kerim, bu mabudu en yüce sıfatlarıyla bize tanıtmaktadır.
Tek ibadet edilecek varlık olan Allah, Kur'an-ı Kerim'de, en üstün ve mükemmel sıfatlarla tanıtılmaktadır. O'nun varlığı, diğer bütün var olanların sebebidir.
Allah ismi, O'nun Yüce Zatına ait özel ismidir. Bu isimden duyulan anlam, diğer isimlerinden duyulan anlamdan daha açıktır. Bundan dolayı Alİah ismi celaliyle, Allah'dan başka hiçbir varlık anılmanııştır. Yine “Allah” isminin ikili ve çoğulu da yoktur.
“Tanrı”, “Hûda” gibi isimler, Allah ismi gibi O'nun zatına ait özel isimler değildirler. İlâh, Rabb gibi umumî isimlerdir. Bu kelimelerin ilahlar, tanrılar, rablar gibi çoğulları kullanılabilir. Ayrıca bu isimler, gerçek mabuda da, gerçek olmayana da verilmişlerdir. Şu halde Tanrı ve benzeri isimler, “Allah” özel isminin dengi olamazlar.
Bilinmesi gereken gerçek; “Allah, mabud olduğu için Allah değil, Allah olduğu için mabuddur”. İnsanlar, puta, ateşe, bir kısım kahramanlarına veya sevdikleri, korktukları çeşitli varlıklara tapmışlardır. Bu varlıklar, “mabudluk” özelliğini, kendilerine tapınılmakla kazanmışlardır. İnsanlar sonra bunlara tapınmaktan vazgeçerler. O zaman bu varlıklar, mabudluk özelliğini yitirirler. Yüce Allah ise, bunlar gibi bir varlık değildir. İnsanlar O'nu mabud tanıyıp, O'na ibadet etsinler veya etmesinler O yine Allah'dır, mâbud'dur.
Kur'an-ı Kerim, “Allah”ı, sıfat isimleriyle niteleyerek ibadette ve ilâhlıkta O'na ortaklığın imkânsızlığını ifade eden bir isim olarak tanıtmaktadır.
[1] Zümer: 39/38.
İslami Okul Okulların En Önemlisi