Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

C- Menşe'i (Kaynağı) Yönünden: - Allah - 5. Sayfa

C- Menşe'i (Kaynağı) Yönünden:

 

“Allah” isminin İbranice'den, Süryanice'den ve diğer dillerden Arap diline geçti­ği ve bu dilin aslından olmayan bir kelime olduğunu söyleyenler de vardır. Ancak bu görüşün doğruluğunu isbat edecek herhangi bir delil bulunmamaktadır.

“Allah” isminin yukardaki görüşün ak­sine, Arapça asıllı bir kelime olduğunu ortaya koyan deliller de vardır. Bu deliller şun­lardır:

a) Hz. Muhammed zamanında bütün Arapların “Allah” ismini tanıdıkları âyet ile sabittir

“Sen onlara, 'gökleri ve yeri kim ya­rattı?' diye sorarsan elbette Allah yarattı... diyecekler” [1]

Bu âyetten anlaşıl­dığı üzere “Allah” ismi bu devirde Araplar arasında kullanılıyordu.

b) “Allah” isminin Hz. İsmail zamanından beri kullanılagelen bir kelime olduğu da bilinmektedir. Bu itibarla Arapça bir ke­lime olduğu anlaşılmaktadır.

c) Bu kelimenin Arapçada, “Arab-i a'ribe” ve “Arab-i bâide” olarak bilinen iki arap soyuna kadar uzanan tarihi de bulun­maktadır. Bütün Arapların Hz. İbrahim (a.s.) soyundan olduğu; Kuzey Arabistan hal­kının Hz. İsmail (a.s.), güneydekilerin de Kahtan'dan geldiği arap soy bilimcilerince belirtilmektedir.

d) Arap dilinin, asıl itibariyle Arapça olmayan kelimelerin ortaya çıkarılmasını sağlayan çok ince dil özelliklerine sahip ol­duğu da bir gerçektir. Dildeki bu özellikler­le herhangi bir kelimenin durumunu ince­lemek mümkündür. Bu açıdan “Allah” keli­mesi incelendiğinde Arapça'da, benzeri ol­mayan bir kullanılış yönünün var olduğunu görürüz.

“Allah”, Allah'ın bütün güzel isimlerini (esmau'l-hüsnaâ) kendinde toplayan Yüce Zatının ismidir.

Allah ismi, ne türemiş ne de diğer dil­lerden Arapçaya geçmiş bir kelimedir. Doğ­rudan doğruya O'nun Yüce Zatına ait, baş­ka hiçbir varlığa verilemeyen özel bir ismidir. Bu nedenle kendine kulluk edilen ve tapınılan gerçek mabudun özel ismidir. Kur'an-ı Kerim, bu mabudu en yüce sıfatlarıyla bize tanıtmaktadır.

Tek ibadet edilecek varlık olan Allah, Kur'an-ı Kerim'de, en üstün ve mükemmel sıfatlarla tanıtılmaktadır. O'nun varlığı, di­ğer bütün var olanların sebebidir.

Allah ismi, O'nun Yüce Zatına ait özel ismidir. Bu isimden duyulan anlam, diğer isimlerinden duyulan anlamdan daha açık­tır. Bundan dolayı Alİah ismi celaliyle, Allah'dan başka hiçbir varlık anılmanııştır. Yi­ne “Allah” isminin ikili ve çoğulu da yoktur.

“Tanrı”, “Hûda” gibi isimler, Allah is­mi gibi O'nun zatına ait özel isimler değildirler. İlâh, Rabb gibi umumî isimlerdir. Bu kelimelerin ilahlar, tanrılar, rablar gibi ço­ğulları kullanılabilir. Ayrıca bu isimler, gerçek mabuda da, gerçek olmayana da verilmiş­lerdir. Şu halde Tanrı ve benzeri isimler, “Allah” özel isminin dengi olamazlar.

Bilinmesi gereken gerçek; “Allah, mabud olduğu için Allah değil, Allah olduğu için mabuddur”. İnsanlar, puta, ateşe, bir kısım kahramanlarına veya sevdikleri, korktukları çeşitli varlıklara tapmışlardır. Bu varlıklar, “mabudluk” özelliğini, kendi­lerine tapınılmakla kazanmışlardır. İnsan­lar sonra bunlara tapınmaktan vazgeçerler. O zaman bu varlıklar, mabudluk özelliğini yitirirler. Yüce Allah ise, bunlar gibi bir var­lık değildir. İnsanlar O'nu mabud tanıyıp, O'na ibadet etsinler veya etmesinler O yine Allah'dır, mâbud'dur.

Kur'an-ı Kerim, “Allah”ı, sıfat isimle­riyle niteleyerek ibadette ve ilâhlıkta O'na ortaklığın imkânsızlığını ifade eden bir isim olarak tanıtmaktadır.

 



[1] Zümer: 39/38.