Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 35. Sayfa - Allah

ı. Tebliğ Allah'ın Bir Emridir

 

Tebliğ; Allah'ın emir ve yasaklarının, bildirdiği tüm hakikatlerinin, O'nun istediği şe­kilde insanlığa duyurulmasıdır. Tebliğ göre­vini ilk yapanlar peygamberlerdir. Ancak bu görev sadece onlara ait değildir. İnsanlar da aynı görevle yükümlüdür. Allah'ın bu görevini yapmayan kişilere muamelesi, onları lânetlemesidir.

Kul, Allah'ın emir ve yasaklarını öğren­meli, yaşamalı ve gerekli ölçülere uyarak onları insanlara tebliğ etmelidir. Bu onun Yüce Allah'a karşı mükellef bulunduğu va­zifelerden biridir.

Allah'ın emirlerini insanların ihtiyaç duyduğu bir zamanda söylemeyenler, yaymayanlar, bu emirlerin yayılmasına engel olanlar veya bu âyetleri tahrif edenler hep âyetleri gizleyenlerdir. Bunları, Yüce Allah lanetler. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

“İndirdiğimiz açık delilleri ve hi­dayeti, -biz Kitab'da insanlara açıkça belirt­tikten sonra- gizleyenler (var ya), işte on­lara hem Allah lanet eder, hem bütün lanet edebilenler lanet eder.”[1]

İnsanın Allah'ın la­netine uğramaması için O'nun emirlerini tebliğ etmesi gerekir.

Allah'a imanın neticelerinden biri de, hak neredeyse onu kabullenmektir. Allah'ın insanlara gönderdiği kitaplar haktır. Bunla­rın sonuncusu Kur'an-ı Kerim'dir. Ondaki emirler ve hükümler de haktır. Dünyada hak-peres olmayanların hepsi, sadece ken­dilerinin görüşlerini kabul edip, başka bir şeye hak dahi olsa inanmazlar. Bunlar için iman sözü bir nefsaniyetten ibarettir. İna­nacakları bir şeyde mutlaka kendilerini gör­mek isterler. Kendileri hesabına konuşma­yan bir alime alim, bir peygambere peygam­ber demezler. Allah'ın indirdiği kitaba arap kitabı, peygambere arap peygamberi diyen­ler bu karakterdeki insanlardır, insanlığı bölen, onları şirk içinde yüzdüren, hakka karşı gerek kuvvetle, gerekse safsatalarla hücum ettiren hep hu nefsaniyet ve iman­sızlıktır. Allah'ın kitabı ve dinine sadece kendi arzu ve menfaatlerini gördüğü kada­rıyla inanıp kabullenir görünenler Allah'a ye bildirdiklerine inananlar değildirler.

Yüce Allah, yaratıcımız olduğuna göre, yaratan yarattığını her yönüyle bilir. Bu bakımdan Allah, kullarına yapamayacakla­rı hiçbir şey teklif etmemiş, onunla sorumlu tutmamıştır. Ama tutamaz değil, tutmaz, onlara teklif edemez değil, etmez. Din ko­laylık dinidir, onda güçlük yoktur. Her fer­din yükümlülüğü, gücüyle ölçülmelidir. Al­lah'ın teklifi, mükelef tuttuğu insanların gü­cüne göredir.

Sorumlu bulunduğumuz görevler ara­sında tebliğ görevinin de önemi büyük­tür. Konu ile ilgili âyetlerde yüce Allah şöy­le buyurur:

“Ey Resul (elçi), Rabb'inden sana indirileni tebliğ et, duyur; eğer bunu yapamazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Al­lah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.” [2]

“(Ey Muhammed,) sen hikmetle, güzel öğütle Rabbi'nin yoluna çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et” [3] 

 



[1] Bakara: 2/159.

[2] Maide: 5/67.

[3] Nahl: 16/125.