c) Kıyamette Azab Görecekler: - Dingunu - 15. Sayfa
c) Kıyamette Azab Görecekler:
Ebû Hureyre (r.a.)den rivayet edilen hadisi şerifde Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Üç kişi vardır ki, Allah Kıyamet gününde onlara (iyilikle) hitap etmez (iltifat buyurmaz.) Onlara (merhamet nazarı ile) bakmaz. Onları tezkiye etmez. Onlar için acıklı bir azab vardır. Birincisi: Çölde ihtiyacından fazla suyu olup da, onu yolculardan esirgeyen kimse. İkincisi: Malını ikindiden sonra pazara çıkararak “daha evvel bu mala şu kadar, bu kadar para verdim (veya fazla fiat verdiler de vermedim)” diye yalan yere yemin ederek müşteriyi inandıran ve malını yüksek fiatla satan kimse. Üçüncüsü. Dünyevî bir maksat için "devlet reisine biat ve itaat edip, istediği kendisine verilince sadık kalan, verilmeyince de buğz eden ve sözünü yerine getirmeyen kimse.”
Yine Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edilen bir hadisi şerifde de, Peygamber (s.a. v.) şöyle buyurmuştur:
“Üç sınıf insan vardır ki, Allah Kıyamet gününde onlara iltifat etmez, onlar için can sıkıcı azab vardır. Birincisi: Zina eden ihtiyar, İkincisi: Yalancı idareci (emir.) Üçüncüsü: Kibirli fakir.”
Geçen hadisi şeriflerde sayılan kötülükleri işleyenlerin Kıyamet gününde Allah'ın azabına uğrayacakları bildiriliyor. Ancak, Allah'ın azabına uğrayacak kişiler sadece bunlardan ibaret değildir. Gerek Allah'ın hakkına, gerekse kulların hakkına riayet etmeyerek isyan yolunu seçenler, bu davranışlarının cezasını Kıyamet gününde mutlaka çekeceklerdir.
Ebû Hureyre (r.a.)'den, şöyle demiştir: Meclisin birinde Rasûlüllâh (s.a.v.) huzurundakilere söz söylerken, ansızın bir A'rabî gelip
“Kıyamet ne zamandır?” diye sordu. Rasûlüllâh (s.a.v.) sözünü kesmeyip devam etti. Oradakilerden kimi (kendi kendine): A'rabî'nin ne dediğini duydu ama sorusundan hoşlanmadı, kimi de: Belki işitmedi, diye hükmetti. Nihayet Rasûlüllâh (s.a. v.) sözünü bitirince:
“O Kıyameti soran nerede?” diye sordu. A'rabî:
“Benim Ey Allah'ın Rasulü,” dedi. Bunun üzerine Rasûlüllâh:
“Emanet zayi edildi mi, Kıyameti bekle,” buyurdu. A'rabî:
“Emaneti zayi etmek nasıl olur?” diye tekrar sorunca:
“İş, ehil olmayana verildi mi, kıyameti bekle,” buyurdu. Bir başka rivayette yine A'rabî:
“Ey Allah'ın Rasûlü, emanetin zayii (kaybolması) nasıl olur? diye sordu, Rasûlüllâh (s.a.v.) :
“Dinî ve dünyevî işler, ehliyetsiz insanlara verildi mi Kıyameti bekle,” buyurdu.
Hadisi şerifde geçen “emanet” kelimesi, lugatta “eminlik”, yani başkalarının hukuku emniyet edilip inanılabilir olma” anlamlarına gelmektedir. Pek çok İslâm bilgini “emanetin”, insanların yükümlülüklerini ve yapmakla sorumlu oldukları her tür farzları” ifade eden bir kelime olduğunu söylemişlerdir. Şu halde gerek Allah'ın hukukuna gerekse insanların hukukuna ait emir ve yasakların hükümlerine uyulmadıkça, onlar yerine getirilmedikçe emanet kaybedilmiş demektir. Buradan emanet kelimesinin “vazife ve mükellefiyetleri” kapsayan bir isim olduğunu anlıyoruz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi