Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnsan ve Aile - Külliyat - Fahrettinyildiz - 43. Sayfa

İNSAN ve AİLE. 1

Ailenin Tanımı ve Görevi 1

Koruyucu Kale: Aile. 2

Aileye Yönelik Saldırılar 2

İNSAN ve AİLE

 

“Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, on­dan da onun eşini var eden ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabb'inize karşı gel­mekten sakının.” [1]

Allah'ın belirlediği, insanlara rahmet ve birlik kurumu ola­rak gönderdiği İslam, fıtrat kanununu temsil eder. [2] Her insan, ancak bu ilahi sistem içinde huzur bulur ve kurtuluşa erer. [3]

İslam'ın ana kaynağı olan Kur’an, Allah'ın, insan hayatını kadın ve erkek esasına göre kurduğunu, aralarına karşılıklı bir ünsiyet koyduğunu, onları birbirlerînde sevgi ve sükûnet bula­cak şekilde hazırladığını şöyle beyan eder:

“O'nun ayetlerinden biri de kendi cinsinizden sizi cezbeden eşler yaratması, aranıza sevgi ve şefkat yerleştirmesidir. Bunda, iyice düşünen bir top­lum için mesajlar vardır.” [4] Ayette açıkça belirtildiği gibi, insan hayatı, aile üzerine kaimdir. Tabii ki bu hayat, iman değeri ve İslam prensiplerine göre tanzim edilmelidir. İslami hayat prati­ğinin, gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde takva bilin­cinin sürekli canlı tutulmasıyla gerçekleşeceği de şöyle dile ge­tirilir:

“Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan da onun eşini var eden ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabb 'inize karşı gelmekten sakının.” [5]

İslam fıkhının "sünnet" kavramıyla ifadeye koyduğu evli­lik, [6] Peygamber (as) tarafından uygulamaya konulmuş bir fıtrat tavrıdır. İslam'a göre evlilik, anlamsız bir fantezi veya imtiyaz değil, tabiî bir ihtiyaç ve meşru bir haktır. [7]

 

Ailenin Tanımı ve Görevi

 

Ana-baba ve çocuklardan oluşan, yakın akrabalar vasıtasıyla da daha geniş bir alana uzanan aile, toplumun bütün katmanla­rına etkili olan temel bir ünitedir. Onun en önemli rolü ise, "neslin devamını ve iyi yetiştirilmesini sağlamaktır." Ancak ailenin bu faaliyetini sürdürebilmesi, onun düzenli ve uyumlu olmasına bağlıdır. Böyle bir aile, duygusal, sosyal, ekonomik ve ahlaki şartlar yerine getirilerek kurulabilir. Sadakat, samimi­yet, şuurlu itaat ve güzel ahlak gibi yüksek değerler üzerine ku­rulmuş aileler, insanlığın tek güvencesidir.

Müslüman bir ailenin öncelikli görevi, "Allah'a seksiz ina­nan ve İslam'ı şirksiz yaşayan kişilikli insanlar yetiştirmektir." Kur’an, değinilen görevin önceliğine şöyle dikkat çeker:

“Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Oğulcuğum, sakın Allah 'a ortak koşma. Çünkü Allah 'a ortak koşmak (şirk), büyük bir zulümdür.” [8]

 

Koruyucu Kale: Aile

 

Aile kurumunun fert ve toplum hayatında icra ettiği başka fonksiyonlar da vardır. Aile, cinsel güdünün denetim ve tanzi­minde, güzel ahlak ve adabın kazanılmasında çok önemli bir misyona sahiptir. Evlilikle oluşan aile, tabii arzuların meşru biçimde giderilmesini ve soyu-sopu belli nesillerin yetiştirilmesi­ni sağlar. Aile, sefahat hayatına karşı koruyucu bir kaledir. Çünkü insan tabiatının kendini en iyi biçimde ifade edebildiği; sevgi, saygı, şefkat ve fedakârlık gibi yüksek değerleri gerçek­leştirerek pratiğe dönüştürdüğü yer ailedir. İnsan kişiliğinin ka­zanılması, geliştirilmesi ve olgunlaşması için en uygun iklimi sağlayan aile, bir nevi yüksek ahlak okuludur. Evlilik sonucu oluşan ailenin, insan açısından ne kadar gerekli olduğu, Kur’an'da şu anlamlı ifadelerle dile getirilir:

“...Onlar (erkekler) kadınlar için giysidir, siz kadınlar da onlar için giysisiniz...” [9]

Bu ayet, kadın ve erkeği birbirlerinin giysileri olarak tanımla­maktadır. Bilindiği gibi elbise vücudu örter, giyeni güzelleştirir.

Elbisesiz insan, kendini eksik ve güvensiz hisseder. Kadın ve erkeğin birbirlerinin giysileri olmaları, evlilik yoluyla gerçekle­şir. Çünkü evlilik, eşleri zina ve benzeri pek çok günahlardan korur, maneviyatı kuvvetlendirir ve ahlakı güzelleştirir.

Aile, toplumsallaşmada da önemli rol oynar. İnsanlar arasın­daki akrabalık bağlarını geliştiren, bu bağları büyük ölçüde sosyo-ekonomik dayanışma ve karşılıklı destek haline dönüştüren kurum, ailedir. Yine, nesillerin İslami değerlerle tanışmasına, sosyal değişimlerin sağlıklı ve istikrarlı biçimde oluşmasına katkıda bulunan kurumların başında aile gelir. Zaten bir kuru­mun varlığı, onun etkinliği ile ölçülür. Etkinliğini yitirmiş ku­rumlar, bir bakıma yok demektir. [10]

 

Aileye Yönelik Saldırılar

 

Günümüzde aile, birtakım saldırılarla karşı karşıyadır. Çün­kü, şer odakları, aileyi temelinden sarsacak tehlikeler üretmek­tedir. Özellikle İslam'a düşmanlık ederek kadın haklarını sa­vunduklarını sanan şehvet tacirleri, her fırsatta evliliği gereksiz göstermekte ve ailenin etkinliğini yok etmek istemektedirler. Kadını zevk aracı olarak kullananların kurdukları iblis tuzağına yakalanan çok sayıda insan, aile ve İslam dışı arayışların peşine düşerek çağdaşlık adına her çeşit günahı işleyebilmektedir. Ay­rıca eğitim kurumları, genç nesillere büyük ölçüde İslam dışı değerleri taşımakta, kitle iletişim araçları da adeta İslam dışı bir hayat tarzı oluşturmak için programlanmış durumdalar. Birta­kım çatlak seslerin, "cinsel özgürlük" sloganları atması, "nikâh­sız beraberliğin" kimilerince çağdaş yaşamın bir gereği sayıl­ması, aileye yönelik saldırıların ve tehlikelerin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne sermektedir. İslam'a ve onun önerdiği evliliğe karşı çıkanlar kadını zevk aracı olarak kullanabilmek için "fesat özgürlüğü" istemektedirler.

Bütün bu olumsuzluklar karşısında Müslümanlar, inandıkla­rı ve söyledikleri doğruları hayata geçirmek; yeni nesillerin Allah sevgisi ve İslami hayatı yaşama arzusu içinde yetiştiril­melerini sağlamak için çalışmalıdırlar. Bu çalışmaya, öncelikle ailede İslami bir hayat modeli ortaya koymakla başlanmalıdır. İyi dindarların geçmişte kaldığını söylemenin artık hiçbir yararı yoktur. Bugün, hayatın her alanında, iyi insanların örnekliğine htiyaç vardır. Çünkü dün hazırlanan, bugün gerçekleşir ve yarını hazırlar. [11]

 



[1] Nisa: 4/1

[2] Bkz. Rum: 30/30

[3] Bkz. Bakara: 2/112; Nisa: 4/125; En'am: 6/125

[4] Rum: 30/21

[5] Nisa: 4/1

[6] Bkz. Fetevâyı kindiyye. I, 267

[7] Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları: 177.

[8] Lokman: 31/13 Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları: 178.

[9] Bkz. Bakara: 2/187

[10] Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları: 178-179.

[11] Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İşaret Yayınları: 179.