Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

D- Hamd'in Çeşitleri: - 4. Sayfa

D- Hamd'in Çeşitleri: 1

a- Dil İle Hamd: 1

b- Fiili Hamd: 1

c- Hâl ile (Tatbiki) Hamd: 1

 

 

 

D- Hamd'in Çeşitleri:

 

Bir tanımıyla da Yüce Allah'ın sıfat, fi­il ve eserlerini iyice anlayıp açıklamak de­mek olan hamd söz, fiil ve hal (durum) ba­kımından üç çeşittir. Bunları şöyle özetle­yebiliriz:

 

a- Dil İle Hamd:

 

Yüce Allah'ın Peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği şekilde söz­lü olarak hamdedilnıesidir. Yani âyet ve ha­dislerde bildirilen ifadelerle Allah'a hamdetmektir. Bu da başta “elhamdülillah” sözü ol­mak üzere benzeri cümleleri tekrar ederek yapılan hamddir.

 

b- Fiili Hamd:

 

Allah'ın emir ve yasak­larına mümkün olduğu kadar dikkat ederek kulluk görevini yerine getirmektir. Çünkü kendisine sözlü olarak hamdetmemizi em­rettiği gibi, her organında görevini yapması ve haram yollarda kullanılmaması şeklin­de fiili olarak hamdetmemizi de emretmiş­tir. Ayrıca her fiili durum karşısında Al­lah'a hamdedilmelidir. Nitekim Peygambe­rimiz (a.s.) “her durum karşısında Allah'a hamdolsun” buyururlardı. Bu da ancak her organın yaratılış gayesine uygun olarak kul­lanılmasıyla mümkündür.

 

c- Hâl ile (Tatbiki) Hamd:

 

Kişinin iç dünyası ile ve iç dünyasına hamdetmesidir. Dinî, ilmî ve pratik üstünlükleri elde etmek, İslâm ahlâk esaslarını öğrenip uygulamak, bu çeşit hamdın vasıtasıdır. Ayrıca bunla­ra ulaşmaktan dolayı da Allah'a hamdedil­melidir. Yani aynı şeyler hem hamd vası­tası hem de hamd sebebidir. Bilindiği gibi insanlar, Allah'ın emrettiği Rasûlüllâh'ın hayatında uyguladığı ve bildirdiği ahlâk esaslarını tatbik etmekle sorumludurlar. Ni­tekim İslâmî ahlâk esaslarını hayata hakim kılma seviyesine yükselmek, bir çeşit hamdetmektir.

Büinnıelidir ki; insanlar Yüce Allah'a, lâyık olduğu şekilde hamdedemezler. Ancak mecaz yoluyla ve hamd ile ilgili emirlere uyarak hamdetmeye çalışırlar. Çünkü Al­lah'a hamdetmek ancak Yüce Zatının ger­çek mahiyetiyle bilinmesi ve O'na layık olan bir hamd ile hamdedilmesiyle müm­kündür. Oysa Kur'an’da, insanların O'nu bilgi bakımından kuşatamayacakları açık­ça bildirilmiştir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.), miraç gecesi Yüce Allah'ın “Allah'a se­na et” emrine muhatap olunca “Seni gerçek anlamıyla sena edemem” demesi bu gerçeğin ifadesidir, Fakat bu ilâhî emre uyulmalı ve kulluk durumu açıklanmalıydı. Bunun için Allah Rasûlü “Ey Allah'ım, sen yüce zatını sena ettiğin, medhettiğin, hamdettiğin gibi­sin” diyerek bu emre karşılık vermiştir.

Biz insanlar da Yüce Allah'ın “Elhamdü­lillah” deyiniz emrine uyarak O'na hamdetmekle yükümlüyüz. O'nun için, ulaştığımız her çeşit nimet için “Elhamdülillah” demeli­yiz.