D- Hamd'in Çeşitleri: - 4. Sayfa
D- Hamd'in Çeşitleri:
Bir tanımıyla da Yüce Allah'ın sıfat, fiil ve eserlerini iyice anlayıp açıklamak demek olan hamd söz, fiil ve hal (durum) bakımından üç çeşittir. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
a- Dil İle Hamd:
Yüce Allah'ın Peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği şekilde sözlü olarak hamdedilnıesidir. Yani âyet ve hadislerde bildirilen ifadelerle Allah'a hamdetmektir. Bu da başta “elhamdülillah” sözü olmak üzere benzeri cümleleri tekrar ederek yapılan hamddir.
b- Fiili Hamd:
Allah'ın emir ve yasaklarına mümkün olduğu kadar dikkat ederek kulluk görevini yerine getirmektir. Çünkü kendisine sözlü olarak hamdetmemizi emrettiği gibi, her organında görevini yapması ve haram yollarda kullanılmaması şeklinde fiili olarak hamdetmemizi de emretmiştir. Ayrıca her fiili durum karşısında Allah'a hamdedilmelidir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.) “her durum karşısında Allah'a hamdolsun” buyururlardı. Bu da ancak her organın yaratılış gayesine uygun olarak kullanılmasıyla mümkündür.
c- Hâl ile (Tatbiki) Hamd:
Kişinin iç dünyası ile ve iç dünyasına hamdetmesidir. Dinî, ilmî ve pratik üstünlükleri elde etmek, İslâm ahlâk esaslarını öğrenip uygulamak, bu çeşit hamdın vasıtasıdır. Ayrıca bunlara ulaşmaktan dolayı da Allah'a hamdedilmelidir. Yani aynı şeyler hem hamd vasıtası hem de hamd sebebidir. Bilindiği gibi insanlar, Allah'ın emrettiği Rasûlüllâh'ın hayatında uyguladığı ve bildirdiği ahlâk esaslarını tatbik etmekle sorumludurlar. Nitekim İslâmî ahlâk esaslarını hayata hakim kılma seviyesine yükselmek, bir çeşit hamdetmektir.
Büinnıelidir ki; insanlar Yüce Allah'a, lâyık olduğu şekilde hamdedemezler. Ancak mecaz yoluyla ve hamd ile ilgili emirlere uyarak hamdetmeye çalışırlar. Çünkü Allah'a hamdetmek ancak Yüce Zatının gerçek mahiyetiyle bilinmesi ve O'na layık olan bir hamd ile hamdedilmesiyle mümkündür. Oysa Kur'an’da, insanların O'nu bilgi bakımından kuşatamayacakları açıkça bildirilmiştir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.), miraç gecesi Yüce Allah'ın “Allah'a sena et” emrine muhatap olunca “Seni gerçek anlamıyla sena edemem” demesi bu gerçeğin ifadesidir, Fakat bu ilâhî emre uyulmalı ve kulluk durumu açıklanmalıydı. Bunun için Allah Rasûlü “Ey Allah'ım, sen yüce zatını sena ettiğin, medhettiğin, hamdettiğin gibisin” diyerek bu emre karşılık vermiştir.
Biz insanlar da Yüce Allah'ın “Elhamdülillah” deyiniz emrine uyarak O'na hamdetmekle yükümlüyüz. O'nun için, ulaştığımız her çeşit nimet için “Elhamdülillah” demeliyiz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi