IV- GÜNÜMÜZDE HAMD ANLAYIŞI - 14. Sayfa
IV- GÜNÜMÜZDE HAMD ANLAYIŞI
İslam dini, sadece insanların öğrendikleri nazariyeler (teoriler) den ve onların Rabb'larıyla kendi aralarındaki ilişkiyi sağlayan, itikadi (inançla ilgili) hükümlerden ibaret değildir. Aksine İslâm dini, hareket dolu pratik bir nizamdır. Bunun için, insanların fiilen yaşadıkları hayatı bütün ihtiyaçlarıyla karşılayan tek din, İslâm’dır.
Kur'an'ın, tertip sırası itibarıyla ilk sûresi olan Fatiha'da “hamd, alemlerin Rabb'i olan Allah'a aittir.” buyrularak, hamdın tevhidle olan yakın ilişkisi belirtilmiştir. Yani hamde layık olanın sadece Alİah olduğu, her varlığın sahibinin ve malikinin, her şeye sonsuz kudretiyle güç yetirenin yalnız Allah olduğu açıkça bildirilmiştir.
Kur'an'ın bildirdiği bu açık gerçekler karşısında, günümüz insanlığının Hamd anlayışı değişik durumlar arzetmektedir. Bunları şöylece belirtmek mümkündür:
Yalnız dil ile hamdedenler.
Dil ile söyleyip kalp ile inanarak, hamdı yalnız Allah'a has kılanlar.
Allah'a hamd etmeyi, dinî bir vecîbe kabul etmeyenler.
İnsanların bir kısmı Allah'a hamd etmezken, bir kısmı da hamd konusunda gafil görünmektedirler. Günümüzde insanları Allah'a hamdetmekten alıkoyan pekçok sebepler vardır. Bunların başında “cehalet” ve “gaflet” gelmektedir. İnsanların, Allah'ın kendilerine verdiği sayısız nimetlere karşı hamdetmeyişleri, temelde bu iki sebepten kaynaklanır. Oysa Allah'ın nimetlerinde hamd, öncelikle o nimetleri bilmekle mümkün olur. Nimeti bilenler, bu nimetlerle Allah'a ibadet edilmesi gerektiğinin şuurunda olup, böylece Allah'a hamd edebilenlerdir.
Yine günümüzde bir kısım insanlar da, Allah'a hamdetmeyi “Allah'a hamdolsun” demekten ibaret saymaktadırlar. Bunu bir hamd zannederler. Oysa, gerçek anlamda hamd, sahip olunan nimetleri Allah yolunda ve Allah'ın istediği şekilde kullanmakla olur.
Bütün varlıklarda Allah'ın bir nimeti vardır. Nimet mevcut olduğu gibi, belâ da mevcuttur. Belanın bulunmaması nimet; Nimetin bulunmaması da bir beladır. İşte, Allah'a mutlak hamd, Onun bütün nimetlerine karşı olmalıdır. Bu da, her nimetin sahibi ve her şeyin maliki olan Allah'a, yine Allah'ın istediği şekilde hamdetmekle mümkün olur.
Bilinmelidir ki hamd, imanın bir gereğidir. Gerçek anlamda hamd, iman, ilim ve salih amelle yapılandır. Allah'a hamd, iman ve amelle tamamlanır. Yalnız dil ile hamd, sahibini görünürde hamd edenlerden yapar. Tasdiksiz olarak, sadece dilde kalan hamdin hiç bir faydası yoktur, sahibinin gafletini gösterir.
İnsan diliyle söylediği hamdi ve onun gerçek anlamını, kalbiyle de tasdik edince, bu hamd imanının kuvvetlenmesini sağlar. Allah'ı tek bir yaratıcı olarak tanıyıp hamdı sadece O'na tahsis etmek, insanın Allah'ın emir ve yasakları doğrultusunda yaşamasını sağlar. Ayrıca Allah'a hamd, Allah'ın rahmetinin ve nimetlerinin genişliğine imanı da ifade eder. Bu iman da Allah'a itimadı gerektirir.
Allah'ın her türlü nimetini gören günümüz insanı, O'na hanıdetmesi gerekirken, aksine Allah'a şirk koşacak derecede sapıklık içindedir. Bunun en başta gelen sebebi de; Kur'an'ın getirdiği gerçeklerin ve bildirdiği hikmetlerin, akıl ve vicdanların ilham kaynağı olamayışıdır. Kur'an'ın ilâhî hükümlerine teslim olan akıllar, hakikati anlar, O'nun eşsiz hikmetinin sesine kulak veren vicdanlar ancak doğruyu bulurlar ve gerçeği görürler.
Hamd ruhları Allah'a bağlayan manevi bir bağdır. Gerçek anlamda hamd Allah'la kül arasında hiç bir engele müsaade etmez. İnsanı, yer yüzünde yaşarken Allah'a bağlı bir varlık haline getirir.
İnsanlar, hiç bir zaman Kur'an'ın hamd konusunda hatırlattığı şu gerçekleri unutmamalıdırlar.
Hamda layık olan hiç şüphesiz yalnız Yüce Allah'dır.
Hiç bir insan Allah'a hamdetmese bile O' kendisini tesbih ve sena etmekte olan bu kâinatta, haliyle hamdedilmekte ve bütün mahlûkatın lisanıyla övülmektedir.
Ahirette de hamd Allah'a mahsustur. Daha öz olarak belirtmek gerekirse mutlak hamd Allah'a aittir.
- İnsanların Allah'a muhtaç olduklarını, Yüce Allah'ın ise, her şeyden müstağni olduğunu, kimsenin hamdine Allah'ın ihtiyacı olmadığını, mutlak kudrete sahip Yüce Allah'ın, hiç bir konuda acze düşmeyeceğini ve her şeyin tek sahibinin Allah olduğunu günümüz insanı iyice kavramalı ve gerektiği gibi iman etmelidir.
Günümüz insanları, Kur'an'ın bildirdiği gerçekleri devamlı hatırlamalıdırlar. Bu gerçeklerin unutulması neticesinde, geçmişte olduğu gibi günümüzde de pek çok insan hamd konusunda sapıklığa düşmüştür...
Yüce Allah, insanlara yardımını bahşeder, rahmet ve keremini bol bol ihsan buyurur. Bu da O'nun lütuf ve kereminin sonsuzluğundandır. Hamdi yalnız Allah'a has kılmak, O'nun uluhiyyetini idrak ederek, tek bir ilâh olduğunu ve ondan başka hiç bir ilâh bulunmadığını kabul edip inanmaktır. Varlıklar alemine olan mutlak hakimiyetini kabul etmek her şeyin en sonunda Allah'a varacağını idrak etmektir, ibadet ve salih amelle Allah'a yönelmek aynı zamanda Allah'a hamdetmektir.
Allah'ın, bütün mahlukatını kuşatan bu nimetleri, bilhassa insan oğlunu kucaklamaktadır. Bunun içindir ki hayırlı her işin başında ve sonunda Allah'a hamdetmek, İslâmî tasavvur ve yaşantının vazgeçilmez kaidelerinden biri olmuştur.
Davamızın sonu Alemlerin Rabbi Allah'a hamdetmektir
İslami Okul Okulların En Önemlisi