C- Dini Bir Terim Olarak - Ibadet - 4. Sayfa
C- Dini Bir Terim Olarak
Dini bir terim olarak ibadetin genel anlamdaki tanımı .şudur: “Yapılması sevap olan, Allah'a yakınlık ifade eden, yalnız O’nun emirlerini yerine getirmiş olmak ve rızasını kazanmak niyetiyle yapılan, her türlü harekete ibadet denir.”
Bu tanımdan sonra, dinî bir kavram olan ibadetin önemli özelliklerini kısaca belirtebiliriz. Bu özellikler şunlardır:
a- Taât: Niyete bağlı olsun veya olmasın, yine kimin için yapıldığı bilinsin veya bilinmesin, yapılması sevap olan fiili yapmaktır..
b- Kurbet: Niyete bağlı olmasa bile, yapılması sevap olan işi,, kime yaptığını bilerek, yani yaklaşmak istediği varlığı tanıyarak yapmaktır.
c- Niyet: Yapılan işteki irade ve maksada denir. İbadetin geçerli olmasında en önemli unsur niyettir. Bu özelliklere sahip olmayan bir iş veya davranış, dinî anlamdaki ibadet teriminin kapsamına giremez. Çünkü her ibadet, Allah'a bir yaklaşma (Kurbet), her kurbet (yaklaşma) de bir taâttır. Ancak her taât, kurbet olamadığı gibi, her kurbet te ibadet olamaz. Örneğin: Allah'ı ve yüce kudretini tanımak için düşünmek (Tefekkür), bir taât'tır. Ancak Allah, bu tefekkür halinde henüz tanınmış olmadığından bu düşünce bir kurbet olmadığı gibi, niyete bağlı olmadığından bir ibadet de değildir. Yine Kur'an okumak, yoksullara yardım etmek gibi niyete bağlı olmayan fiiller, hem kurbet, hem de taât'tır, ibadet değildir. Ancak Oruç, Hacc, Namaz, Cihad, Zekât gibi niyetle şartlanmış olan fiiller hem ibadet, hem kurbet ve hem de taâttır. Demek ki dinî manâsıyla ibadet: “insanın ruhen ve bedenen, gizli ve açık bütün mevcudiyetiyle yalnız Allah'a yapmış olduğu şuurlu (bilinçli) bir taât ve kurbettir.” İbadette öncelikle şart olan niyettir. Çünkü niyet, yapılacak işte ancak Allah'a taât ve yakınlık kasdetmekdir.
İbadet, imanın uygulanması, hâk ve doğru kabul edilen esasların günlük hayatta yaşanması olduğundan, Allah katında taât kabul edilen her iş, yapılmış olmalıdır. Yoksa yalnız istek halinde kalıp, davranış sahasına çıkmayan duygu ve düşünceler, Allah'a yakınlık anlamına gelen kurbet ve taât olsalar da, ibadet değillerdir. Bunun içindir ki, ibadetlerin, başı olan imanda, sadece kalbin tasdiki yeterli olamıyacağından, hiç olmazsa dil ile ikrar ederek açıklanması gerekli görülmüştür. Bunun yanında, niyetsiz, sadece görünürde yapılan işlerde ne olursa olsun ibadet sayılmazlar. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz olmadığı gibi, niyetsiz aç durmak da oruç değildir. O halde kötü niyetle, veya Allah'a itaat ve yakınlık kasından başka bir maksatla yapılan işler, ibadet olamazlar.
Dinî bir terim olan ibadet mefhumu, bütünü ile İslâm şeriatının birinci kısmını içine almaktadır. Bunlar, tahârat (temizlikler) Namaz, Zekât, Oruç, Hacc ve Cihad'dır.
Meşruat beş kısma ayrılır: a- İman, b- İbadet, c- Muamelât (ki buna malla ilgili iki taraflı anlaşmalar, evlenmeye ait hukukî hükümler, emniyete (güvenilirliğe) dayanan tek taraflı anlaşmalar ve veraset meselesi girer.) d- Cezalar, e- Keffâretler.
İbn Nucaym (el-Bahr el-râ'ik 1,7) İbn Abidin (Redd ül-Muhtar, 1,58) birinci grup yerine Âdâb'ı koyuyorlar. Âdâb, manevî ahlâk hükümleridir. Umumiyetle iman erkânı gibi, bu hükümler de fıkıh eserlerinde değil, hadis kitaplarında yer almıştır
Lisanımızda çokça kullanılan “tapınmak ve tapmak” kelimeleri, ibadet'in değil, yalnızca taât'in karşılığı olabilirler. Hatta tapmak ve tapınmak kelimelerinden az çok, ne yaptığını bilmemek gibi bir şuursuzluk manası anlaşıldığı için, bu kelimeleri “puta tapmak “Haç'a tapmak” gibi yerlerde kullanırız. Oysa kulluk etmek, şuur bakımından tapmak kelimesinden daha iyi ve anlamlıdır' Şu halde ibadet terimi, bir taât mertebesini ifade etmektedir ki, en hususi anlamı “ibadet”, en genel anlamı ise “kulluk” manasına gelen “ubudiyyet”dir.
“İbadet, Allah'ın razı (hoşnud) olduğu şeyi yapmak ubudiyyet ise, Allah'ın yaptığına razı olmaktır,” diye de tanımlanmıştır.
Kur'an'da ibadet kelimesi, daha çok nefislerin sadece Allah için başka kayıtlardan kurtarılması, yalnız O'nun ibadetine tahsis edilmesine işaret etmektedir. Yani insan; sevgide, korkuda, ümit ve tevekkülde, itaat edip boyun eğmede, Allah'a hiç bir varlığı ortak koşmayacaktır. Çünkü ibadet, sevginin, bağlılığın ve korkunun en güzel ifadesidir. Nitekim dinin bütününü de bu esaslar oluşturur. İbadet terimi bu açıdan incelendiğinde, kulun, ibadet ettiği ilah (Allah) kemâl derecesinde sevmesi ve tevazu göstermesi ve bütün bunların ancak Allah için olmasıdır.
“Sadece sana ederiz kulluğu, ibadeti.”[1] mealindeki ayette, kulun, ibadeti sadece Rabb'ına ait kılıp, nefsini ancak Allah'a teslim etmesinin gereği vurgulanmaktadır. Allah'dan başkasına gösterilen “itaat ve kulluk”, o varlığı sahte bir ma'bud yapar. Bu ma'bud ya şeytandır, ya da kendilerini Tâğut kılan azgın kişilerdir. Yahut da Allah'ın kitabını hiçe sayarak insanları icad ettikleri hayat düsturlarına ve yaşayış tarzlarına sevkeden önderlerdir...
İnsanların Şeytanın teşviki ile yapageldikleri ibadetlerinin yönü olan putlar ve hayalî kuvvetler, Allah'tan başka tapınılan tüm varlıklar birer sahte mabud'dur. Çünkü Kur'an, Allah'dan başka hiç bir Hak Ma'bud olmadığını en açık bir şekilde bildirirken, insanların, Aliah'dan başkasına tapmalarını ve onları ilah kabul etmelerini de büyük günah sayıyor...
Şimdi ibadet konusunda, Kur'an'ın bildirdiği İslâm mefkuresinin temel esaslarını, Allah'a ibadet şeklini ve O'ns yönelmeyi ihtiva eden ayetleri inceleyerek, doğru yolu bulmanın, dünya ve ahiret saadetine ermenin kafi teminatını görmeye çalışacağız.
[1] Fatiha: 1/5.
İslami Okul Okulların En Önemlisi