GERİCİLİĞİN TEMEL KAYNAĞI - Feritaydin - 11. Sayfa
GERİCİLİĞİN TEMEL KAYNAĞI
Gericilik, çoğu kez tutuculuk anlamında, Türkiye'de belli bir kesim tarafından sık sık kullanılan bir söylemdir.
Tutuculuk, neredeyse uluslar
arası bir terim haline gelmiş olan ve «fanatizm» anlamında bütün dünyada
ilim çevreleri tarafından işlenmiş ve günümüzde de işlenmektedir. Tutuculuk,
tabiatıyla gericilik kavramından daha genel bir anlam taşır ve onu da kapsar.
Gericilik ise
Aslında bu kanı içinde olanlar,
kendilerini karşıtlarıyla bilimsel ölçüler içerisinde ve zaman kaybetmeden eğer
karşılaştırmayacak olurlarsa, arkasına gizlendikleri sembollerin, onları bundan
böyle koruyamayacağını artık sezinlemelidirler. Çünkü dünya çok değişti. Artık
tarikatçılar da bilgisayar ve internet kullanıyor, kravat takıyor, blue-jean
giyiyor ve İngilizce biliyorlar! Üstelik çok geniş bir zümreyi şimdiye kadar
hep gerici diye suçlayıp aşağılayanlar bugün çok küçük bir azınlık haline
gelmişlerdir. Bununla birlikte bu azınlığın bilmediği, ya da bilmezlikten
geldiği o kadar çok şey var ki bunların
Devletin dev gücünü ellerinde bulunduran «laik» azınlık, şimdiye kadar Milli Eğitim, YÖK ve medya gibi güçlü propaganda ağlarıyla toplumun düşünme yeteneğini felce uğratarak bu gerçek hakkında en ufak açıklamada bulunacak bir tek kişiye bile fırsat vermiyordu. Fakat koşullar oldukça değişti. Bugün Türkiye medyası tarafından aforoz edilmiş, dışlanmış nice yazarlar, yurt dışında kurdukları internet sitelerinden bu ülke halkına, görüşlerini açıklama olanağına artık kavuşmuş bulunmaktadırlar.
Tarikatçıları ve dindar kesimi sürekli biçimde «gerici» (veya o anlama gelen: yobaz, dinci, «takkeli liboş») diye aşağılayan hatta onları vatan haini gibi suçlayan «laikler», bugün laikliğin tanımını bile yapamamaktadırlar. İlginçtir ki laiklerce karşıt kamp olarak damgalanmış olan ve «takiyye» yapmakla sık sık suçlanan AKP hükümeti laikliğe bir tanım bulabilmek için şu sıralarda çaba harcamaktadır.
Bir çelişkiler ülkesi olan Türkiye'de aydın insanların kanını donduracak bundan daha çarpıcı çelişkiler yaşanmaktadır. işte bunların başında ANTROPOMORFİZM gelmektedir.
Bu sözcük Türkçe'de insanbiçimcilik demektir. Türkiye'de en son yayınlanan kapsamlı ansiklopedik sözlüklerde bile bu kelimeye yer verilmemiş olması büyük kuşku uyandırmaktadır! Fakat görüldüğü gibi bu spekülatif tutumlar gerçekleri gizlemeye yetmemektedir.
Çünkü bugün her tarikatçı, -birer «Ulu Tanrı» diye- inandığı şeyhlerin ve evliyaların türbeleri karşısında namaza durur gibi durduğu zaman, «laik» adamın da Ölü tanrı'nın anıtı ve heykelleri karşısında aynı davranışı gösterdiğini, üstelik onun, bunu laikliğin arkasına gizlenerek yaptığını artık çok iyi bilmektedir!
Aslında bu iki grup arasında hiçbir fark yoktur. Her iki kamp da antropomorfisttir. Bu inanış ise en ilkel dinlerin devamıdır. Aynı zamanda (terör de dahil), Türkiye'nin bütün sorunlarının temel kaynağı budur. Uzay çağında yaşadığımız şu günlerde Türkiye toplumunun henüz evrensel bir inanış ve düşünce biçimini benimseyememiş olması ise oldukça düşündürücüdür.
Aslında yakın gelecek, Türkiye'ye bu talihsizliğin neye mal olacağını haber veriyor gibidir.
Ferit AYDIN
İslami Okul Okulların En Önemlisi