Kulliyatlar - 4. Sayfa - Arapcaninonemi
TÜRKİYE’DE
ARAPÇA ÖĞRETEN KURUM VE KURULUŞLAR
VE
BU MERKEZLERİN MAHİYETİ
Türkiye’de sözde Arapça öğretim yaptıran birçok «legal» ve «İllegal» merkezler vardır. Bunlar, İmam-Hatip Okulları, İlâhiyat Fakülteleri, Arap Filolojisi, Tarikatçılara ait Kur’ân Kursları ve medreselerdir. Bu odakların hiç birinde Arapça öğrenmek mümkün değildir. Sebepleri gayet açıktır; özet olarak şöyle ifade edilebilir: Bu odaklardan devlete ait olanlar, görevleri icabı zaten öğrenciye Arapça’yı bir yaşam dili olarak öğretmemek için ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadırlar. Çünkü bu kurumlar, esasen Böyle bir rol için yapılandırılmışlardır.
Tarikatçılara ait Kur’ân Kurslarına ve medreselere gelince bunlar, amaçlarında samimi bile olsalar, Arapça’yı öğrenciye öğretebilecek hiçbir elemana sahip değildirler. Nitekim bu kurs ve medreselerde Arapça konuşabilen, Arapça bir makale, bir mektup, hatta zorunlu ihtiyaçlarını belirten birkaç satır yazmayı başaracak bir tek hoca bile yoktur. Bu çarpıcı gerçek, ciddi araştırmalarla tespit edilmiştir. Nitekim, Ortadoğu ile ticari ilişkileri bulunan Türk firmaları, Çalıştırdıkları «Arapça bilen» elemanlarının hiç birini bu kaynaklardan seçmemektedirler. Çünkü yukarıda adları sayılan odaklarca sözde yetiştirilmiş olan kişiler, ne ticarî sektörlerde çalışabilecek niteliktedirler, ne de zaten muhataplarla iletişim kurabilecek bir Arapça bilgisine sahiptirler. Üstelik yıllarca ilâhiyât, medrese ve kurslarda sözde okumuş olanlar ancak «hoca» diye bilinen ve mistik işlerle uğraşan fanatik tiplerdir. Bunlar sanat, ticaret, ekonomi, üretim, seyahat, turizm ve kültürel faaliyetler gibi yaşımın aktif alanlarından uzaktırlar. Ömürlerinin hemen tamamı ibadethanelerde, tekke ve benzeri yerlerde, ev sohbetlerinde ve mezarlıklarda geçmektedir. Devlet bile, Arapça tercüme elemanlarını, Uzun yıllar Mısır’da okumuş, ancak kendini iyi yetiştirebilmiş olanlar arasından seçer. Örneğin Devlet tercümanı olan Ahmet Kocaer bunlardan biridir.
Türkiye’de Arapça öğrenmek isteyen gençler, yukarıda çok özet olarak çizilen manzaradan önemli mesajlar almalıdırlar, dersler çıkarmalıdırlar. Bu cümleden olarak şu kurallara uymaya çalışmalıdırlar.
Her şeyden önce Arapça’yı, ana dil olarak konuşan ve bütün öğrenimini bu dille yapmış bulunan formasyon almış, -öğretme ve eğitme yeteneği yüksek- birinden ders almalıdırlar. «Falanca medrese hocası», «filanca ilâhiyat profesörü», «Arapça lügat yazarı», ya da başka bir unvan ve nitelikle reklâmı yapıla gelen ancak Arapça’yı «yaşam dili» olarak konuşamayan birilerinden ders almak, yıllar sonra büyük bir hayal kırıklığına neden olacaktır!
Bu nokta ile ilgili olarak
bilinmesi gereken birçok husus daha vardır ki bunlardan biri de şudur: Bir
yabancı dili
***
İslami Okul Okulların En Önemlisi