Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Önsöz - Külliyat - Islamdainanc - 2. Sayfa

 

ÖNSÖZ

 

Aklın en büyük görevi, kendisini yaratan Allah'a inanmaktır. Çünkü ALLAH (cc) EN BÜYÜK GERÇEK'tir. Bütün peygamberler tarih boyunca aklı bu göreve ça­ğırmışlardır. Bu görevin Kur'ân'daki adı ise «İmân» dır.

 

İmân, birbirini tamamlayan temel prensiplerin, oluşturduğu bir inanç siste­midir. Bu sistem bir bütündür. Bilim dilinde inancın bir başka adı da «akîde» dir; Çoğulu «Akâid» dir.

 

İslâm Tarihi'nde ilmin, zihinden yazıya dökülmeye başlandığı gün­ler­den zamanımıza kadar çeşitli konularda olduğu gibi akâid konusunda da değerli eserler verilmiştir. Bu kaynaklar, her çağda Müslümanlara ışık tut­muş, Kur'ân ve Sünnet'in çizgisinde inançlarını korumalarına yar­dım et­miştir. Bu çalışma­lardaki sürekliliğin temelinde iki amaç bulun­duğunu söylemek mümkündür.

 

Bunlardan biri, zaman zaman Müslüman olan millet ve toplulukla­rın İslâm'a en doğru şekilde bağlanmalarını sağlamak, diğeri ise, devirler boyu dış kültürlerin etkisi altında yozlaşmaya yüz tutan anlayış, düşünce ve de­ğer yargıla­rını ıslah etmek, bu suretle toplumun İslâm'dan kopma­sını ön­lemek­tir. Bu ça­lışmamızın da temelinde aynı niyetin bulundu­ğunu vur­gu­lamak is­teriz. Çünkü son zamanlarda  bazı odaklar, zihin bu­landırıcı ve sap­tırıcı bir­takım felsefi ve ideolojik düşünceler ortaya atarak Müslüman­ların vicdanları üzerinde yönlen­dirici etkiler bırakmak iste­mişlerdir. Bu çevrele­rin ısrarlı, sinsi ve yıkıcı gayretle­rine karşı Müslümanları uyarmak ve ay­dınlatmak, ilme hizmet edenlerin kaçı­nılmaz görevidir. İşte bu noktadan hareketle ka­leme alınmış olan bu kitabın özel­likle en büyük amacı, İslâm'ın ve Kur'ân'ın bir bütün olduğunu zihin­lere kazımak ve bir insa­nın, eğer gerçek­ten bu bütünlüğe inanıyorsa an­cak mü’min sayılabileceğini, aksi halde İslâm'la hiçbir ilişkisinin bulu­namayacağını kanıt­lamaktır.

 

Kitabın ikinci amacı da bir insanın aynı zamanda (birbiriyle çelişen ve bir­birini yalanlayan) iki farklı inancı kabul edemeyeceğini, bunu ya­pan­ların ise esa­sen bilinçsiz değil, bilakis sinsi ve maksatlı olduklarını su yü­züne çı­karmaktır. Belirtmek gerekir ki nifakın yeni bir türü olan bu eğilim son za­manlarda yaygın­lık kazanmış ve imân konularında yeterli bilgiye sahip ol­mayanları tehlikeli ya­nılgılara düşürmüştür. Bu nokta göz önünde bulun­du­rularak imânî ve felsefî kavramlar analitik açıklama­larla sunul­muş, böy­lece İslâm İnanç Sistemi'ne hiçbir hilenin asla karış­tırılamayacağı bir kez daha ortaya konmuştur. Dolayısıyla yüzyıllar önce Müslümanların yaşama­dığı çağdaş vicdânî sorunlara, tabiatıyla yer ver­memiş bulunan eski akâid kitapla­rının bu konudaki boşluğunu doldur­mak kitabın temel ama­cıdır.

 

Ayrıca, Lâikçilik, Solculuk, Pozitivizm, Darvinizm ve Hümanizm gibi çağımızın materyalist sapkın akımları karşısında toplumun yaşadığı değişimler ve evrensel değerlerin uğradığı yıkımlar göz önünde bulundurularak kitapta, din sosyolojisine de yer verilmiş, önemli ilgiler ve çağrışımlarla doyurucu açıklamalar yapılmıştır.

 

Metod olarak üç bağlamdan oluşan kitabın her bölümü, temel konu­dan ay­rıntılara doğru açılan bir yelpaze şeklinde sunulmuş, böylece oku­yu­cu­nun, ara­dığını rahatça bulabileceği bir yöntem izlemiştir.

 

Bu ana bölümlerin birincisinde din ve imân kavramları ile imânsız­lı­ğın çe­şitli şekilleri olan küfür, şirk, nifak, zındıklık ve irtidad kavram­ları ele alınmış, bu terimlerin içerdiği çok yönlü anlamlar derinlemesine iş­lenmiştir. Özellikle Darwinizm, Pozitivizm, Marksizm ve Mitüdizm (Milli Türk Dini) gibi çağdaş, felsefî ve ideolojik düşünce akımlarının neden olduğu sapmalara yer ve­rilerek Müslümanların tereddüt içinde oldukları birçok yanıltıcı noktalar açıklığa kavuşturulmuştur.

 

İkinci Bölümde kısaca «Amentü» olarak bilinen imânın altı ilkesi iş­lenmiş, gerçek tevhidin ne olduğu geniş açıklamalarla sunulmuştur.

 

Üçüncü Bölümde ise insan psikolojisini yönlendirmede etkili olan büyü, kehânet ve meditasyon gibi konularla ruh, cin ve şeytan gibi aklın izah edeme­diği metafizik gerçekler üzerinde bilgi verilmeye çalışılmış, bu konula­rın imânla olan ilişkilerine açıklık getirilmiştir.

 

Bu çalışmanın herkese yararlı olmasını diliyoruz. Özellikle İslâm'ı (kısmen de olsa) inkâr edici bir düşünce ya da ideolojiye bağlanan, bununla birlikte Mü’min oldu­ğunu sanan, ancak böyle bir inanış ve kanaat biçi­miyle mü’min olduğunu hiçbir zaman kanıtlayamayacak olan insanlar için bu kitabın iyi bir klavuzluk edece­ğine inanıyor, vicdanlarda batıl inanışların değil, ger­çeklerin yer alması için Allah'a dua ediyoruz.

 

FERİT AYDIN [1] 

 



 [1]. Yazarın asıl adı Feriduddin Aydın'dır; Muhitinde kısaca Ferit Aydın olarak tanın­maktadır.