Sonuç Kâinatta En Gelişmiş Canlı Yaratık İnsandı - Külliyat - Islamdainanc - 29. Sayfa
SONUÇ
Kâinatta en gelişmiş canlı yaratık insandır. Onun, diğer bütün canlılardan en önemli ayrıcalığı ise sahip bulunduğu akıldır. Bu yüzdendir ki bütün canlılar arasında eşya ve olayların içyüzünü araştıran yalnızca insan türüdür.
Taşıdığı olağanüstü öneme ve bizzat kendisini hayretler içinde bırakan ilginç yapısına bakarak insan, kâinâtın karmaşık sırları ve olayların kalabalığı içinde hemen her şeyi öğrenmek, madde ötesine ulaşmak ve kendini aşmak iddiasındadır. Binlerce yıldır insanın merak ve heyecanla sürdürdüğü, gerçekleri yakalama yarışında onun bulabildikleri elbetteki küçümsenemez. Buna rağmen kendini keşfetmekte uzun bir yol aldığı da söylenemez.
Aslında insanoğlu, bu hummalı arayışla ruhunun derinliğinde yatan bir özlemi ortaya koymaktadır. En büyük gerçeğe kavuşma özlemi de diyebileceğimiz bu arayışın cevabını ise kısaca şu şekilde vermek mümkündür:
İnsan, hayattaki bütün avantajlarını aklına borçludur. Dolayısıyla insan aklı, her şeyden önce temel görevini fark etmeli ve bu görevi titizlikle yerine getirmeye çalışmalıdır. Bu göreve kısaca “Allah'a imân etmektir." diyebiliriz. İnsan, bu suretle ancak uğrunda yaratıldığı amaca uygun olarak dünya hayatındaki yerini doldurabilir ve misyonunu tamamlayabilir. Bunu yaparken çok iyi bilmelidir ki onu ebedî kurtuluşa götürecek tek çığır, gerçek vahyin (yani Kurân-ı Kerîm'in) ve aklın birlikte klavuzluk ettikleri yoldan başkası değildir. Bu yolda rahatça yürüyebilmek ve amaca ulaşmak için insanın, önce kendisini çok iyi tanıması ve özellikle şu gerçekleri bilmesi gerekir:
Basit düşünenlerce sanıldığı gibi nsan, sırf bir yığın et, kemik ve kandan oluşan basit ve sıradan bir canlı değil, bilakis zeki, bilinçli, sosyal ve rûhânî bir varlıktır; Düşünür, yorumlar, muhâkeme eder, sorgular ve tasarlar; Zamanı, mekânı ve şartları hesaplar; İnanır, güler ve ağlar...
Bu harika özellikler ve bilimin henüz sırlarını çözemediği bu tarife sığmaz üstünlükler insanın çok büyük bir sorumluluk taşıdığını kanıtlamaktadır. Bu sorumluluğun «En büyük gerçeğe inanmak» olduğunu keşfetmek zor değildir. İnsan, her şeyden önce Alemlerin Rabb'i olan Allah Teâlâ'ya ve O'nun bildirdiklerine inanmaktan sorumlu olduğunu idrak etmelidir. Çünkü insanın, bu dünya hayatında yerine getirmek durumda olduğu görevlerin hepsi bu noktadaki sorumluluğa dayanır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Allah Teâlâ’ya ve O'nun bildirdiği gerçeklere içtenlikle imân eden insan, daha bu dünya da bile pembe bir âlemin kucağında, mükemmel bir doyumun, erişilmez bir zevkin ve kesintisiz bir mutluluğun serinliği içinde yaşama imkânını elde edebilir.
Allah Teâlâ, Zahir ve Batın'dır. Yüce sıfatları ve «Esmâ'ül-Hüsnâ» sı ile gizli ve aşikar, her şeyde kendini insana tanıtmış, onu imâna davet etmiştir. Hulûlden münezzeh olarak yaratmış bulunduğu her zerredeki tecellisinden yola çıkarak O'nu anlamak akıl ve iz'an sahibi insan için zor iş değildir.
İhsan ettiği akıl nimetiyle birlikte son bir fırsat olarak insanlığa iletilmek üzere Hz. Muhammed Mustafa Sallellahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri'ne indirmiş bulunduğu Kur’ân-ı Kerîm ile Rasûlullâh (sav)'ın mübarek sözleri ve O'nun nezih hayatı, üzerimize nurdan hüzmeler halinde ışık saçmakta, yollarımızı aydınlatmaktadır. Dolayısıyla bu son fırsatı kaçıranların, yarın Allah (cc) huzurunda hiçbir mazeretleri bulunmayacaktır![1]
[1]. Kur’ân-ı Kerîm 8/42
İslami Okul Okulların En Önemlisi