Kulliyatlar - 18. Sayfa - Ekonomibanka
3. Malezya:
Bazı kurum ve kişilerin gayretleri sonucu başbakan 30/7/1981 tarihinde "İslâm
Bankası Milli Komisyonu"nu teşkil etti, komisyonun 1/7/1982 tarihinde sunduğu
rapor, diğer husûslar yanında şu tavsiyeleri ihtivâ ediyor:
a) İslâm dîni esaslarına göre çalışan bir bankanın kurulması zarûret hâline
gelmiştir.
b) Banka, 1965 yılında çıkarılmış bulunan şirketler kanununa göre bir limited
şirket olarak kurulmalıdır.
c) İslâm bankasına izin veren ve yönetimini düzenleyen bir kanun çıkarılmalı,
ayrıca çeşitli tarihlerde çıkarılmış bulunan şirketler, bankalar, merkez bankası
ve mâlî şirketler kanunlarında tadilât yapılmalıdır.
d) Malezya Merkez Bankası, İslâm Bankası'nın faâliyetlerini denetlemeli ve
yönlerdirmelidir.
e) Bankanın faâliyetlerinin İslâm Dîni'ne uygunluğunu denetlemek üzere bir
"şer'i denetleme meclisi" kurulmalıdır.
Komisyon, raporuna biri İslâm Bankasına, diğeri yatırıma ait olmak üzere iki
kanun tasarısı eklemiş, başlangıçta yalnızca bir bankanın açılmasını,
ortaklarının da merkezî ve mahallî kamu kesimi olmasını, özel şahısların
ortaklığının ikinci aşamaya ertelenmesini tavsiye etmişti.
Hükûmet raporu benimsedi, 1982 yılının sonlarında çıkarılan" İslâm Bankası
Kanunu" 1983 yılında resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi
4.Türkiye:
Fâizsiz bir temele oturtulan Özel Finans Kurumları TC. Hükûmetinin 16/12/1983
gün ve 83 7506 sayılı kanun hükmündeki kararnâmesi ile kurulmuştur. Karara
ilişkin teblîğ 25- Şubat-1984 tarihli resmî gazetede yayınlanmıştır. İlgili
kararnâmenin yürürlüğe girmesinden sonra, 1985 yılında "Al- Baraka Türk ve
Faisal Finans" finans kurumları, 1989 yılında ise Küveyt-Türk Evkaf Finans
Kurumu kuruluşlarını gerçekleştirmişlerdir.
Başbakanlık ve Merkez Bankası'nın denetimine tâbi bulunan özel finans kurumları
faâliyetlerini, şu esaslar dairesinde yürütmektedirler:
a) Mevdûât sahibi kâra ve zarara katıldığı için kurum, mevdûâtın aslının
sahibine geri dönmesini garanti etmemektedir.
b) Gerek kurum ve gerekse mevdûât sahipleri işlemlerini fâizsiz yürütmekte, fâiz
alıp vermemektedirler.
c) Kurum mevdûâtı 90, 180, 360 gün ve daha fazla vâdelerle kabûl etmekte ve bu
vâdelerden her biri için ayrı- sepet (havuz) içinde- hesap tutmaktadır. Bu
hesapların masrafları kuruma aittir.
d) Kurum bu hesapların sonucunda, %20' yi geçmemek üzere kâr ve zarar elde
etmektedir.
e) Mevdûât, otuz gün öncesinden haber vermek şartıyle vâdesinden önce de
çekilebilmektedir.
Finans kurumlarının sunduğu hizmetleri dört grup içinde toplamak mümkündür: Fon
toplama, fon kullandırma, bankacılık ve kambiyo hizmetleri.
a) Fon toplama:
Kurumlar iki türlü hesapta fon toplamaktadırlar: Özel cârî hesap ve kâr-zarara
katılma hesabı.
Özel cârî hesap:
Türk lirası veya döviz cinsinden açılır, istenildiği zaman çekilir, kâr ve
zarara katılma sözkonusu değildir, bu hesap sahiplerine banka hizmetleri sunulur
ve fon kullandırmada öncelik tanınır.
Kâr ve zarara katılma hesabı:
En fazla beş yıl vâde ile açılan bu hesapta biriken sermâyeyi kurum işletir ve
kâr elde edildiği taktirde bunun %80'inini tasarruf sahiplerine dağıtır.
b) Fon kullandırma:
Kurumlar kâr ve zarara ortaklık hesabında toplanan fonları daha ziyâde dört
şekilde kullandırmaktadırlar:
Murâbaha:
Kişi veya işletmenin ihtiyaç duyduğu ve talep ettiği herhangi bir taşınır malı
peşin alıp, vâde farkı ile onlara satmak.
Mudârabe:
Belirli bir iş kolunda kurum'un sermâyeyi, iş sahibinin de emeğini birleştirerek
kurdukları ortaklıktır. Kurum bu şekilde fon kullandırdığı gerçek ve tüzel
kişilerin kârına sözleşmede belirtilen oranda, zararına ise o işe tahsis ettiği
fon tutarı kadar katılır.
Finansal kiralama:
Kiraya verenin, kira konusu mala ait bütün menfaat ve risklerini mâlik imiş gibi
kiralayana devrettiği bir finansman şeklidir. Kiracı belli zamanlarda kira
bedelini öder ve sözleşmenin bitiminde kira konusu mala mâlik olması da
mümkündür.
Müşârake:
Kurumun, herhangi bir kişi veya firmayla birlikte muayyen bir sermâye koyarak
gerçekleştirdiği ortaklıktır. Kâr önceden anlaşmaya varılan nisbetlerde
yüklenilir. Ortaklardan veya hariçten işi yürütenlere belli bir emek bedeli
ödenir; bu bedel şirketin masrafına kaydedilir. Zarara katılma sermâyedeki hisse
oranındadır.
Bu ortaklık usûlünde, mudârabeden farklı olarak her iki taraf da sermâye
koymakta, sonuç (kâr- zarar) genellikle sermâye miktarına göre paylaşılmaktadır.
c)Bankacılık hizmetleri:
Bu hizmetleri doğrudan bankacılık hizmetleri ve diğer hizmetler şeklinde iki
gruba ayırmak mümkündür:
Birinci grup:
Teminât mektubu vermek.
Havâle ve transfer işlemleri yapmak.
Poliçe, emre muharrer senet, temettû belgesi, çek, konşimento, tahvil ve diğer
vesîkaları keşide etmek, tanzim etmek, kabûl etmek, üzerlerine avl vermek.
Döviz alım- satımı ve her türlü devir işlemleri yapmak.
Kredi kartı ve seyahat çeki düzenlemek.
Cârî hesap sahiplerinin hesapları için vermiş oldukları çek ve senetlerin
tahsîlini yapmak.
Cârî hesap sahiplerine kurum çeki vermek.
Her türlü ithâlât ve ihrâcât işlemlerini kısmen veya tamamen finanse etmek.
İkinci grup :
Özel projelerin finansmanı için ve münhasıran o işe tahsis edilmek üzere
müstakil hesaplarda fon toplamak.
Zirâî ve endüstriyel alanlarda işletmeler kurmak ve çalıştırmak.
Ticârî amaçlı mülk alım- satımı yapmak.
Kendi sermâyesini kullanmak sûretiyle ticârî, sınâî ve zirâî sâhalarda şirketler
kurmak, ortak olmak, devretmek.
Mâlî konular ile yatırım, yönetim ve teknik konularda müşavirlik hizmetleri
yapmak.
İhrâcâtçı, müteahhit ve iş adamlarının uluslararası ihâlelere katılmalarını
teminen, diğer kuruluşlarla konsorsiyum kurmak, konsorsiyumlara katılmak.
Sosyal ve kültürel amaçlı kuruluşlar, şirketler tesis etmek, iştirak etmek,
işletmek.
Kambiyo hizmetleri:
İthâlât işlemleri, ihrâcât işlemleri, garanti ve kontgaranti gibi işlemleri
ihtivâ etmektedir.
Türkiye'de kurulan ve işletilen özel finans kurumları ile ilgili tarafsız bir
değerlendirmede şu satırlara yer verilmiştir:
Türkiye'de Özel Finans Kurumları, toplum tarafından kabûl görmüş ve destek
bulmuştur. Fâizden arındırılmış bir kazancın sağlanması anlayışının uygulamaya
konması gayreti içinde olan ve bunu da büyük ölçüde başarı ile gerçekleştiren
Özel Finans Kurumları, tasarruf sahiplerinin atıl duran paralarını
yatırabilecekleri bir teşvik alanı olmuştur.
Özel Finans kurumları, 1985-1989 dönemi içinde dikkate değer büyük bir gelişme
gösterirlerken, tasarruf sahiplerine de hiçte azımsanmayacak ölçüde gelir (kâr)
dağıtmışlardır.
Özel Finans Kurumları'nın gelişimi ile ilgili olarak 4 Ocak 1987 tarihinde bir
açıklama yapan Al Baraka Türk'ün Genel Müdürü Yalçın Öner, "İki yılı tamamlayan
fâizsiz bankacılık anlayışı ve uygulamamız bizim doğru yolda olduğumuzu
gösterdi. Çünkü, Türkiye'nin yüzde doksan dokuzu Müslüman'dır. Türkiye'de
parasını fâize vermeyecek, bankadan fâiz almayacak çok kimse var. Biz bunlara
hitap ediyor ve birikmiş paralarını istiyoruz. Kendilerine de en az bankaların
fâizi kadar kârdan pay veriyoruz. Ayrıca kâr dağıtmak yerine, yeni yatırımlar
yapmak ve yatırımlarda bu kâr paylarını kullanmak da fâizi reddeden büyük
çoğunluğa çekici geliyor. Kısa sürede bu kadar büyük yol alan İslâmî
bankacılığın, gelecekte daha kalıcı sonuçlar alacağını hepimiz göreceğiz"
demiştir.
Hakikaten de özel finans kurumları, büyük bir gelişme göstermiştir. Türkiye'de
önemli ölçüde fon toplamışlar ve ithalat- ihrâcât işlemleri
gerçekleştirmişlerdir. Bu olumlu gelişmenin sürmesini temennî ederken,
bankacılığın getirdiği çarpık metodlara boyun eğilmemesini ve samimî
eleştirilerin dikkate alınarak, olan arızâların zaman içinde giderilmesini
dileriz. 4
ÖFK da* bankalar kanunu kapsamına alındıktan sonra Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmeliğe (20.09.2001 tarih ve 24529
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, 07.03.2002 tarih ve 24688 sayılı, 31.12.2002
tarih ve 24980 sayılı resmi gazetede yayımlanan değişiklikler yapılmıştır.) göre
fon toplama ve kullandırma kuralları şu şekli almıştır:
Kabul Edilebilecek Fon Türleri ve Bunlara İlişkin Genel Koşullar
Madde 16- 1. Özel finans kurumları "özel cari hesaplar" ve "katılma hesapları"
adı altında iki yöntemle fon toplayabilir...
2. Özel cari hesaplar ve katılma hesapları karşılığında, hesap sahibine herhangi
bir nam altında önceden belirlenmiş bir getiri garantisi verilmeyeceği gibi,
katılma hesaplarında, yatırılan anaparanın hesap sahibine aynen geri ödenmesi de
garanti edilemez. Bu hususlar, özel finans kurumlarının şubelerinde açıkça
görülebilecek bir şekilde ilan edilir.
Fon Kullandırma Yöntemleri
Madde 21- Özel finans kurumları, topladıkları fonları aşağıda belirtilen
yöntemlerle kullandırabilirler.
a) Üretim Desteği: Özel finans kurumu ile fonu kullanacak işletme arasında
akdedilecek sözleşme dahilinde, işletmenin ihtiyaç duyduğu gayrimenkulün, makine
ve teçhizatın, ham veya yarı mamul maddenin peşin bedelinin özel finans
kurumunca işletme adına satıcıya ödenmesi ve işletmenin vadeli olarak
borçlandırılması işlemidir. Bu yöntemle kullandırılacak fonlar karşılığında
teminat alınması, satıcı ve fonu kullanacak işletme arasındaki satış
sözleşmesinin ve malın peşin satış bedelinin ödenmesine ilişkin belge suretinin
özel finans kurumunca muhafazası zorunludur.
b) Bireysel Finansman Desteği: Ticari işlerin finansmanında kullanılmamak
kaydıyla, bireysel ihtiyaçlar için, gerçek kişi alıcıların doğrudan satıcılardan
aldıkları mal veya hizmet bedelinin, özel finans kurumu tarafından alıcı adına
satıcıya ödenmesi karşılığında, alıcının borçlandırılması işlemidir.
c) Kâr-Zarar Ortaklığı Yatırımı: Fon kullanacak gerçek ve tüzel kişilerin tüm
faaliyetlerinden veya belirli bir faaliyetinden veya belirli bir parti malın
alım satımından doğacak kâr ve zarara katılmak üzere bu kişilere fon
kullandırılması işlemidir. Kâr-zarar ortaklığı yatırımı yöntemi ile fon
kullandırmak için özel finans kurumunun fon kullandırılacak gerçek ve tüzel
kişilerle "Kâr-Zarar Ortaklığı Yatırım Sözleşmesi" imzalaması gerekir. Özel
finans kurumu ile kâr ve zararına katılmak amacıyla sözleşmede belirlenen
sürelerle sınırlı olarak fon tahsis ettiği gerçek ve tüzel kişiler arasındaki
hukuki ve mali ilişkileri düzenleyen bu sözleşme (Ek: 8)'de yeralan örneğe uygun
olarak düzenlenir.
Özel finans kurumu, fon kullandırdığı gerçek ve tüzel kişilerin kâr ve zararına,
sözleşmede belirlenen oranlarda katılır. "Kâr-Zarar Ortaklığı Yatırım
Sözleşmesi"nde, özel finans kurumunun kâr ve zarardan alacağı pay ve alacağı
teminatlar açıkça gösterilir. Bu sözleşmede, projenin kârlılığından bağımsız
olarak özel finans kurumuna önceden belirlenmiş bir tutarda kâr garanti
edilmesine dair hükümler yer alamaz.
d) Finansal Kiralama: Taşınır ve taşınmaz malların 3226 sayılı Finansal Kiralama
Kanunu hükümleri çerçevesinde, özel finans kurumu tarafından temin edilerek
kiraya verilmesidir.
e) Mal Karşılığı Vesaikin Alım-Satımı: Dış ticaret ve kambiyo mevzuatı
çerçevesinde, özel finans kurumu ile fon kullanan arasında düzenlenecek yazılı
bir akde istinaden, mal karşılığı vesaikin, özel finans kurumunca peşin satın
alınması ve vadeli olarak fon kullanana daha yüksek bir fiyattan satılması
işlemidir.
Yorumumuz:
Diğer bankalarda belli bir meblağa kadar mevdûât sigortası vardır. ÖFK
bankalarla rekabet edebilmek için kendi aralarında özel bir sigorta fonu
oluşturmuşlardır. 4389 numaralı Bankalar Kanunu'nun 20. maddesinin 6. fıkrasına
göre oluşturulan "Güvence Fonu", gerçek kişiler adına açılan özel cari
hesaplarda ve katılma hesaplarında toplanan tasarrufları, 50 milyar TL.'ye kadar
güvence altına almıştır. Güvence fonunun kaynağı karşılıklı rıza, mevzuat ve
anlaşma ile yapılan kesintilerden oluştuğu için, "karşılıklı bağış" yoluyla
yardımlaşma çerçevesine girmektedir ve şer'î bakımdan bir sakınca yoktur.
21. maddenin a ve b fıkralarına göre kurum, malı satıcıdan satın alıp işletmeye
satmıyor, işletme adına satıcıya ödeme yapıyor ve işletmeyi vadeli olarak
borçlandırıyor. "İşletme adına ödeme yapmak" vekaleten ödemek demektir. Yapılan
işlem "vakaleten ödeme" kabul edilirse kurum yaptığı ödemeye vade farkı ve kâr
ekleyemez, ancak vekalet ücreti ekleyebilir. Halbuki daha önceki mevzuat ve
uygulamada kurum malı satın alıyor -kâr ve vade farkı ekleyerek- işletmeye
satıyordu. İşlemin fıkha göre meşru olabilmesi için yapılabilecek başka bir
işlem de, sözleşme (sözlü anlaşma) ile eskiden olduğu gibi malı alıp satmak,
kayıtlara ise yönetmeliğin öngördüğü biçimde geçirmektir.
4. Ş. Çobanoğlu, 1/12/1989 tarihli Zaman Gazetesi.
* Buradan itibaren 3 sayfa kadar bilgi, bu baskıda (Şubat 2003) eklenmiştir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi