Kulliyatlar - 2. Sayfa - Ekonomibanka
I. FAİZSİZ BANKALAR:
İslâm'da fâiz yasağı ve buna göre iktisadî hayatın tanzîmi üzerine, yerli
yabancı yüzlerce eser neşredilmiş, nazariyeler ileri sürülmüştür. Ancak fâizsiz
bankalar denemesi ve bu denemeden elde edilen neticelere dayanan, bu amelî
neticeleri veren eser yok gibidir. Tercemesini sunduğumuz kitabın bir ölçüde bu
boşluğu doldurmasını dilerken, bundan başka iki denemeyi de burada kısaca
tanıtmak istiyoruz:
1.Küveyt Denemesi:
Küveyt'te kurulmak istenen bu neviden bankalar üzerine mutâlâsı alınan Prof.
Mahmûd Ebu's- Suûd'un görüşlerini, şöylece özetlemek mümkündür;
1. Kurulacak banka, mûtâd bankalar ve bankacılıktan farklı olmalıdır.
2. Böyle bir deneme yapılmamış olmakla beraber bunun-zor da olsa- mümkün
bulunduğuna kânîyim.
3. Bu bankalar, diğer nevi bankaların bütün fonksiyonlarını kolaylıkla îfâ
edebilirler. Güçlük yalnızca ıkrâz ve kredi fonksiyonu için bahis mevzûudur.
Bunun için de birkaç yol vardır;
a) Suûdî Arabistan'ın yaptığı gibi sâbit komisyon alma usûlü
b)Tüketim maksadıyla ödünç alanlara fâizsiz (karz-ı hasen) verme; üretim ve
yatırım maksadıyla alanlara ise muayyen kâr karşılığı verme ve bunu -mâhiyet ve
mânâ yönünden- fâiz saymama yolu (tabiî bu usûl kafa ve gönüllere yatarsa!)
c) Bankanın kredi alanlara, yatırım ve üretimlerinde ortak olması yolu. Burada
banka hem ticârî kredi vereceği, hem de ticârî rekâbet yapmış olacağı için bu,
bankacılık tekniğine aykırı düşmektedir.
d) En iyi , en uygunu, yardımlaşma yolu. Buna göre: Karşılıklı yardımlaşma
esasına dayanan bir finans ve kredi müessesesi kurulur. Katılanların mâlik
olacakları üretim senetleri çıkarılır. Çok küçük komisyon ödeyerek bu senet veya
teminatları bankaya getirenlere kredi verilir. Genel olarak kâr nisbetleri
tesbit edilir. Krediyi kullanan kârı ile beraber iâde eder. Fakat hem senedi
taşıdığı, hem de bankaya ortak olduğu için bu kâr yine ona dönecektir1
Mahmud Ebu's-Suûd bir kitabında (burada kapalı görülen) nazariyesini -daha
genişçe- şöyle açıklamıştır:
"Buna göre yeni bir para çıkarmamız, bu para üzerine zekâttan başka bir
hak(vergi) daha getirmemiz gerekecektir. Böylece her türlü stokçuluğu (özellikle
para biriktirmeyi) önlemiş,paranın devamlı el değiştirmesini teminât altına
almış ve paranın getirdiği her türlü fâizi menetmiş olacağız. Bunu daha pratik
bir dile çevirecek olursak: Bu para, aradaki bazı önemsiz farklarla, daha önce
zikrettiğimiz Woergl parasına benzeyecektir.2 Aradaki farkların en mühimi bizim,
isteyene para biriktirme imkânı vermemizdir; çünkü biz mirasa râzı oluyor ve
ferdî mülkiyet hakkını kabûl ediyoruz. Bizim sistemimizde herkesin, ihtiyacından
artan parasını, hiçbir şey ödemeden, devlet bankasına veya hazîneye (beytu'l-mal)
yatırma hakkı olacaktır. Bunun tek şartı, parasını bir ay geçmeden çekmemesidir;
aksi halde banka ondan aylık vergiyi kesecektir.3 Sonra banka bu parayı, ihtiyaç
sahiplerine, gerekli teminâtı aldıktan sonra, hiçbir karşılık beklemeden ödünç
verecektir. Böyle olunca üreticiler, ihtiyaç duydukları sermâyeyi kolayca
bulacak, maliyete ekliyecekleri bir fâiz ödemeyecekleri için, asgarî masraf ve
mâliyetle ürettikleri malı ucuz fiatla piyasaya süreceklerdir. Ayrıca banka,
yatırılan mevdûât ile faydalı gördüğü yatırımlara ortak olabilecek, mûdîler için
-hisse senetlerine benzer- yatırım kartları çıkaracak, bu kartlar, sahiplerine,
şüphesiz helâl kazanç getirecektir... 4
Mahmud Ebu's-Suûd'un nazarî olarak mümkün gördüğü yollar ile en iyi ve uygun
bulduğu usûlün hulâsası bundan ibarettir. Dr. en-Neccar'ın modeli bundan biraz
farklı olmakla beraber, denenmiş ve netice alınmış bir modeldir.
2.Mısır'da Sosyal Nâsır Bankası:
Sosyal Nâsır Bankası (Benk Nâsır el-İctimâî) Kahire'de mâliye bakanlığına bağlı
olarak 1971 yılında kurulmuştur. 66 numaralı kuruluş kanununa göre; fâizsiz
çalışacak olan bu bankanın faâliyet sahası şu noktaları içine almaktadır:
a)Sosyal sigorta:
Beş yıllık bir geçiş döneminden sonra, azamî 45 yaşında olup emeklilik hakkı
bulunmayanlar, yılda 1200 cüneyh ödeyerek 65 yaşından sonra yaşlılık aylığına
hak kazanmaktadırlar.
b)Sosyal kredi:
Maaşlı ve ücretlilere net aylıklarının on katına kadar, evlenen, ameliyat olan
veya tedâvî görenlere ihtiyaçları ölçüsünde ödünç para vermekte ve beş yıl
vâdeli olan bu ikraz karşılığında, yalnızca %1 nisbetinde bir masraf
alınmaktadır.
c)Üretim kredisi:
Devletin kalkınma plânına uygun iktisadî faâliyetleri desteklemek maksadıyla;
üreticilere beş yıl vâdeli azamî 500 cüneyh kredi verilmekte ve %1 masraf ile %
1 ödememe rizikosuna karşılık, temînat akçesi kesilmektedir.
d)Yatırımlar:
Banka mevdûât ve gelirlerinin bir bölümünü, ya bizzat veya ortaklık sûretiyle
yürüteceği yatırımlara tahsis etmektedir. Bankanın hakikî veya hükmî şahıslara
ortaklık için verebileceği meblağın tavanı, her bir yatırıma 10.000 cüneyhtir.
e)Sosyal yardımlar:
Banka zekât ve her türlü teberrûyu kabûl ederek, ayrı bir hesapta muhâfaza ve
fakirlere, çeşitli felâketlere maruz kalmış, zarara uğramış kişilere
dağıtmaktadır.
f)Talebe kredileri:
Yüksek tahsil talebesine mahsus kredi sandığı lağvedilerek bu fonksiyon da
bankaya devredilmiştir.
g)Tasarruf mevdûâtı:
Banka ister tasarruf, ister yatırım maksadıyla getirilen mevdûâtı kabûl
etmektedir. Tasarruf mevdûâtı sahiplerine birer tasarruf defteri (banka cüzdanı)
verilmekte, mevdûât istendiği zaman çekilebilmekte ve mevdûât sahiplerine
bilhâssa şu imkanlar tanınmaktadır:
1) Aranan şartları hâiz olan mûdîlere kredi alma önceliği.
2) Mâlî yıl sonlarında bankanın tesbit edeceği maddî imtiyazlar ile dağıtacağı
armağan ve hediyelerden istifade hakkı.
3) Sosyal yatırımlardan istifade önceliği.
Yatırım mevdûâtı sahipleri mevdûâtları nisbetinde bankanın yatırım
faâliyetlerine ortak olmaktadır. Bu mevdûât vâdeli olup bir yıldan önce
çekilememektedir.
h)Hazine:
Aynı yıl çıkarılan bir kanun ile hazine (beytu'l-mâl) de bankayla
birleştirilmiş, bundan, hazinenin malvarlığının banka faâliyetleri içinde
arttırılması ve gelirin bankanın çeşitli faâliyetleri istikâmetinde- ortaya
konan plâna göre- sarfedilmesi hedef alınmıştır5
Dr. En-Neccâr'ın denemesinden daha sonra kurulmuş olan Benk Nâsır el-İctimâî,
bazı teferrûât farkları ve devlet desteği dışında aynı özellikleri taşımaktadır.
Ancak Neccâr'ın modelinde, sosyal eğitim fonksiyonu daha belirgindir ve faiz
şaibesinden de uzak durulmuştur.
1. M. Fethi Osman el- Fikrü'l-İslamiyyü ve't-tetavvur, s.447-452 (Almanya'da
münteşir Berîdu'ş-Şark, 10/71966, s. 13'ten naklen)
2. 1992 yılında Avusturya'nın Woergil şehri belediye başkanı Michael
Unterguggenberger'in denediği yeni bir para sistemi; tafsilât için bak. M. Ebu's-Suûd,
Hutût Raisiyyah Fi'l-İktisâdi'l-İslamî, Beyrut, 1965, s.40vd.
3. Bu vergiden maksat para biriktirme temayülünü önlemek, paradan kaçmayı
sağlamaktır.
4. M.Ebu's-Suûd, age. s. 47-48 vd.
5. Dr. Garîb el- Cemâl, el-Mesârif ve l-a'mal el-masrifiyye fi'ş-şerîati'l
İslâmiyye ve'l-kanun, Kahire 1978, 455-463
İslami Okul Okulların En Önemlisi