Kulliyatlar - 25. Sayfa - Ekonomibanka
3. Müşâreke (sermâyede ortak yatırım ve teşebbüs) yerine
murâbaha (peşin alıp vâde farkı ile satma) :
Teoride İslâm bankaları ya finansman karşılığında bir şey almayacaktı, yahut da
elde edeceği, mudârabe ve müşâreke şekillerindeki ortak yatırım ve ticaret
sonucu, hissesine isabet edecek şey kâr ve zarar olacaktı. Bunlardan birincisi,
ekonomisini topyekûn İslâmîleştirmemiş bir ülkede mümkün olamazdı. Ancak
ikincisi, İslâmî olmayan ekonomik çevrede, İslâm bankaları vâsıtasıyle
gerçekleşebilirdi. Her iki usûlün de bir yandan İslâm'ın rûh ve amacına, diğer
yandan İslâm ekonomisinin genel prensiplerine uygun bulunduğunda şüphe yoktur.
İslâm bankacılığı konusunda ilk düşünen ve yazanlar arasında murâbaha usûlünden
bahseden olmamıştır. Bu usûlü 1976 yılında takdim ettiği doktorasında ilk ortaya
atan Dr. Sâmî Hammûd olmuştur. Bu formül sonradan çıkmıştır ama - boynuzun
kulağı geçtiği gibi - diğerlerini geride bırakmıştır. İslâm bankalarının yüzde
seksenlere varan nisbetlerde murâbahaya yönelmelerinin makûl sebepleri vardır:
İslâm ülkelerinde yürürlükte olan mevzûât, fıkıhta bahis mevzû edilen
şirketlerin uygulanmasına müsait bulunmamaktadır. Bazı teviller, yorumlar,
müsâmahalarla kanunî şirketler ile fıkıhtaki şirketler uzlaştırılsa bile, İslâm
dünyasında hâkim bulunan İslâmî eğitim eksikliği yüzünden, bankaların ortaklık
edeceği müteşebbislerin hesaplarına güvenmek mümkün değildir. Klâsik bankalarla
muâmeleye alışmış bulunan Müslümanlar (!) İslâm bankalarına para yatırmaya
geldiklerinde, ne müddet sonra ne alacaklarını bilmek istemekte ve bu geliri bir
an önce elde etmeyi ummaktadırlar. Bütün bu sebepler; İslâm bankalarının daha
ziyade murâbahaya yönelmeleri sonucunu doğurmuştur. Ancak bu usûlü ölçüsüz ve
büyük nisbetlerde kullanmanın olumsuz, amaca aykırı sonuçları da vardır:
a) İslâm bankacılığının teorik temeli, finansmanın önceden belli bir bedel
(fâiz) karşılığında değil, hâsıl olacak kâra veya zarara ortaklık karşılığında
yapılmasıdır. Murâbahada banka, peşin olarak satın aldığı mala belli bir kâr ve
vâde farkı koyarak müşterisine satmaktadır; bu durumda bankanın kârı önceden
bellidir ve garanti altına alınmıştır, müşterinin aldığı mal, âlet ve edevât ile
edeceği kâr veya zarar bankayı ilgilendirmemektedir. Murâbaha usûlü, şekil
bakımından meşrû ve fıkıh kaidelerine uygun olmakla beraber, hâsıl ettiği sonuç
itibariyle kapitalist banka işlemlerine yaklaşmaktadır.
b) Murâbaha yoluyla finansmandan en büyük pay ticaret kesimine düşmekte, sanâyî
ve zirâat kesimlerinin işletme sermâyesini temin için yapılan mürâbahalı
finansman düşük kalmaktadır.
c) Ticaret kesiminde de mürâbahalı finansman, daha ziyâde dış ticaret ve
özellikle ithâlâtta kullanıldığı için İslâm ülkelerinin dış ticaret bütçelerinin
bozulmasına dolaylı olarak sebep olmaktadır.
Geçiş döneminde İslâm bankalarının mürâbaha usûlünü kullanmalarına zikredilen
darboğazlar sebebiyle müsâmaha gösterilse bile, bunun yüzde olarak
sınırlandırılmasında, bu sınırın aşılamamasında fayda, hattâ zarûret vardır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi