Önsöz Allah - Ekonomibanka - 29. Sayfa
Önsöz
Allah'a hamd ve şükür olsun. Yarattıklarının en üstünü Muhammed b. Abdullah'a,
O'nun muhterem âilesine ve uğurlu, nûrlu sahâbesine salâtü-selâm olsun!
Bu kitapta okuyacağınız, Melik Abdülaziz Üniversitesi'nin dâvetiyle Cidde,
Mekke, Medîne ve Riyad'da 12 Ramazan 1391 (1 Kasım 1971) tarihinde verdiğim
konferansların metinleridir.
Bu konferanslardaki ana düşünce şöyle özetlenebilir: Kalkınmakta olan
toplumların kalkınma anahtarlarının üç dişi vardır: bunlardan birisi eksik
olunca anahtar vazifesini yapamaz, kapıyı açamaz:
1. Asıl yükü omuzlarında taşıyacak ve aynı zamanda iyi örnek olacak, yeterince
rehberin bulunması; sanırım bu, ıslâhat ve kalkınma dâvâsında münevverlerin
rolünün ne ölçüde önemli olduğuna dikkatleri çekecektir.
2. Tavan ile taban, idare edenlerle idare edilenler arasında kaynaşma ve
işbirliğini temin edecek kuvvetli bir sâikin (iticinin) bulunması. Bilindiği
üzere bu sâikin; halkın âdetleri, gelenek ve görenekleri, kültürü, korkuları ve
arzuları, mefkûreleri, hayat tarzı ve düşünce metodunun, yine halkın tarihiyle
buluşup kaynaştığı bir çerçeveden çıkması, böyle bir kaynaktan taşması
zarûrîdir. Yine aynı ölçüde bilinmektedir ki, umûmî olarak Şark milletleri ve
hassaten İslâm toplumlarında, bu kaynak ve çerçevenin en belirgin unsuru
rûhîdir, psikolojiktir. Bu unsur, tarihin şehâdetinden anlaşıldığı üzere,
geçmişte olduğu gibi gelecekte de taban için kalkınmanın en güçlü sâiki ve
muharriki olacaktır.
3. Yukarıdaki iki âmili ihtivâ eden, onlara gâyeyi gerçekleştirme yolunu açma
imkânı veren müessese ve organların kurulması. Şu şartla ki, bu müessese ve
organlar gâye ve hedeflerini iyi bilecek, gâye ile vâsıtayı birbirine
karıştırmayacaktır. Aksi halde rollerini oynamaları mümkün olmaz.
Birçok kimsenin anlamakta güçlük çektiği mahallî tasarruf (yerel birikim)
bankaları veya içtimî İslâm bankalarının yapmak istediği şudur: Cemiyetin
problemlerini bölünmez bir bütünlük içinde görerek ve bunları birbirinden
ayırarak ele almanın, başarısızlık yollarını seçmek mânâsına geleceğini idrâk
ederek - değişme kilidini açacak ve kalkınma kapısından girmeyi sağlayacak-
mezkûr üç dişli anahtarı yapmak. İşte bu bakış ve anlayış bazılarının, bu
bankaların, bankacılık işi ile elde etmek istediği içtimaî problemler arasındaki
alâkayı anlamamalarına sebep olmuştur. Bir banka, içtimaî problemlere nasıl
uzanabilir? Sanki bu banka kelimesi, cemiyetle alâkasını kesmiş bir tabu
sembolüdür; bir büro veya kasa dâiresinin dört duvarı arasında hapsedilmiştir.
Ekseriyet bu kelimeyi harflerinden dolayı, eski duvarlar arasına kapatmakla ona
ne kadar haksızlık etmişlerdir. Fakat düşünceleri, bu kelimenin sınırları
içindeki tasarruf bankalarında donup kalmakla kendilerine de zulmetmişlerdir.
Çünkü kullandıkları dar ve katı ölçü sebebiyle düşünceleri; cemiyet içinde
servetin içtimaî hizmet vazifesine, cemiyeti değiştirmek için bu vazifenin
değiştirilmesini takip edecek geniş imkânlara açılmaktan, bunu idrakten âciz
kalmıştır.
Tasarruf bankaları hiçbir zaman, tasarruf ve mevdûât toplama işini, merkezî
yatırımların finansmanı için yerine getireceğini iddia etmedi. Plânlamaya
dayanan bir cemiyette hiçbir iktisatçı bunun aksini iddia edemez. Çünkü bu
cemiyetlerde tasarruf mevdûâtı plân ve hesaba dahildir, tasarruf terbiyesi için
sarf edilen gayretten daha azı ile ve daha kısa yoldan, buna hâkim olmak ve
idare etmek mümkündür.
Tasarruf bankaları da, başlarında hocamız Dr. Abdul Mun'im el- Kaysûnî'nin
bulunduğu taraftarları da bunu bilirler. Fakat onlar, bunun dolaylı bir yoldan
istenilen değişikliğin en iyi vâsıtası olması yanında, hem sıhhat hem de yapıya
yönelik bir eğitimin dayanağı olmasını istediler.
Ancak taassubun kör ettiği, hislerin kasırgasına tutulmuş, halkın iyiliğini
istemeyen kişiler, bu teşebbüsün yolunu tıkamak, tuzak kurmak ve tökezlemesini
beklemek yolunu tuttular. Durum onlara uygun bir kıvama gelip fırsat elverince;
kuruluşu üzerinden, tek elin parmakları sayısınca ay geçmeden birinci merhaleye
oklarını yönelttiler; küçüğü büyülttüler, aksaklığı abarttılar.
Tatbikat sırasında her merhalenin açık ve aksak taraflarına el atmamız, bunları
ıslâh ve tedâvî etmeden diğer merhalelere geçmememiz tabiî idi.
Onlar hücûm fırsatı buldukları zaman tasarruf bankaları, yeni bir merhalenin (
yatırım merhalesinin) yolunun başında idi. Bu merhalenin aksaklıkları ıslâha
teşebbüs edecek kadar ortaya çıkmamış idi. Bilerek veya bilmeyerek giriştikleri
tenkitlerle, bu kuruluşu yıkmaya teşebbüs ettiler.
Münevverlerden bir grubun bu bankaları yıkmaya, vazifesine mâni olmaya ve yolunu
değiştirmeye teşebbüs etmeleri samimî kişilere acı verdiyse, ben kendim ve onlar
için şu noktalarda teselli buluyorum:
a) Bu teşebbüsü baltalamak isteyenler de, bugün tasarruf bankalarının daha önce
bulunmayan bir tasarruf eğitimine yol açtığını ve tasarruf çâreleri üzerinde
çalışan organların dikkatini, daha önce ne okullarda, ne de köylerde denenmemiş
sâhalara çektiğini itiraf ediyorlar.
b) Bu nesil içinde mezkûr düşüncenin şuûruna varmış, felsefesini ve hedeflerini
kavramış kimseler görüyorum. Gönül, bu dâvâ için tekrar cihat yolunu açacak
samimî ellerin de bulunacağından ümit kesmek istemiyor.
c) Görüşleri ve doktrinleri farklı birçok iktisadî ve içtimaî sâhaların fikir
adamı, bu çığır açan deneme üzerine eğildiler, yazılar yazdılar.
d) Bu tesellilerin en büyüğü de, bu sistemi keyfîlikten koruyacak ve emniyetini
garanti edecek mevzûatın yokluğunu istismar ederek, bu plânı ve teşebbüsü
yıkmayı kendine iş edinen grubun başlarının, tesir sâhasından
uzaklaştırılmalarıyla gerçekleşti. Mısır'ın vefâkâr evlâdı başkan Enver es -
Sâdât, devletin durumunu düzeltmek için aldığı birkaç karar ve yaptığı icrâât
arasında, ülkede içtimâî bankalar teşkilâtının kurulabilmesi için gerekli olan
çerçeve ve mevzûâtın hazırlanmasını emretti; ayrıca tasarruf bankaları için daha
öncekilerden büyük hedefler gösterdi. Allah, hâssaten bu ülke ve umûmî olarak
İslâm ümmetine hizmet yolunda ona başarı versin!
Samimî olarak gayret gösterenlerin duâlarını kabûl buyuran Allah, hepimize doğru
yolda yürümeyi nasip eylesin!
Dr. Ahmed en- Neccâr
İslami Okul Okulların En Önemlisi