Kulliyatlar - 39. Sayfa - Ekonomibanka
III. Mısır'da Tatbik Edilen Şekliyle Fâizsiz Bankalar Modeli
"İman, temennî ile, dış görünüş ile olmaz; îman, kalbe yerleşen ve fiil ile
gerçekleşendir."
Hadîs-i Şerif
Modelin Esasları:
Bundan önceki konferansta ele aldığımız mesele ve vardığımız netice özet olarak
şu idi; Bugün İslâm toplumu geride kalmıştır ve ilerlemeye, kalkınmaya muhtacız.
Şu halde gerekli olan şey; İslâm toplumunun hâlihazır durumunu, kalkınma
problemini halledecek istikâmete yöneltecek ilmî metodu bulmaktır. Geçen
konferanstan şu noktaları hatırımızda tutmak faydalı olacaktır. Aradığımız İslâm
toplumu insanı, içinde yaşadığımız toplum insanı değildir; çünkü çeşitli dış
tesirler, bu insanın ahlâk ve davranışları üzerine damgasını vurmuş; dolayısıyla
kül hâlinde toplumu da etkilemiştir.
Netice almak, meyvasını dermek istediğimiz herhangi bir modelin üç vasfı
bulunmalıdır:
1. Toplumun asıl terkîp ve bünyesinden çıkmış, kökten beslenmiş olması.
2. Modelin, hedefleri bakımından açık ve seçik, aynı zamanda vâkıanın
husûsiyetlerinden en küçüğünü bile gözden kaçırmamış olması.
3. Vâki durumu; topluma etkili ve faydalı olacak bir metod ile harekete
geçirmeye yarayacak, maksada uygun vâsıtalara sahip bulunması.
Bundan maksat şudur: Model kendisini gerçekleştirecek, tesirine vâsıta olacak
organ ve kuruluşlara sahip bulunacak. Bu organ veya kuruluşlarda teori ile
gerçek birbirine bağlanacak, aralarında bağ kurulacak. Kuruluş veya organ,
içinde bulunduğu çevre ve şartları, menfîlikten müsbetliğe çevirmek için onlarla
müsbet mânâda kaynaşamaz ise programını gerçekleştiremez. Aynı zamanda bu
kuruluşun, halk ile sağlam bağları olan, onlar üzerinde etkili vâsıta ve yollara
sahip bulunması gerekir.
Kastettiğimiz ve münâkaşa için arz edeceğimiz model, İslâm toplumlarında içtimaî
ve iktisadî kalkınmanın bir yolu olarak "Fâizsiz Bankalar"dır. Bağ ve etki
mevzûunda bu kuruluşun dayandığı varsayımlar, Arap dünyasında, insanların
gönüllerinde yer alan dînin büyük değeri ile alâka ve davranışlarında paranın
küçümsenemeyecek yeridir.
Bu bağ ve etki noktasına yaklaşma yolları, modelin felsefe, muhtevâ ve
faâliyetlerinin, fertlerin hayatî ihtiyaç ve menfaatlerini temsil etmesinde ve
aynı zamanda onların meyillerini, arzularını ve ideallerini yansıtmasında
kendini göstermektedir. Ayrıca muhtevâ ve faâliyetleriyle bu felsefe, hedefine
uygun pratik vâsıtalara ve icrâ âletlerine de sahiptir.
Zannederim bu bankaların ortaya koyduğu sistem ile diğerleri arasındaki en
önemli fark; bunların -İslâm'ı temsilen- iktisadî hayatı ahlakî hayata, içtimaî
hayatı dînî hayata bağlama esası üzerine kurulmuş olmalarıdır. Buna benzer
iktisadî kurumların içine düştükleri en büyük hatâ, -batı iktisat nazariyelerine
uyarak- insana yalnızca "iktisadî bir canlı (homos economicus)" nazariyle
bakmalarıdır.
İslâm'ın, iktisad ile ilgili konularında ahlâk ile iktisadı nasıl telif ettiğini
gösteren en açık delîl, fâiz karşısında aldığı vaziyettir. İslâm, nisbeti çok az
dahi olsa, fâizi haram kılmıştır. Çünkü ahlâk -malı fâizle veren ile alan
arasındaki karşılıklı olumsuz ilişki bakımından- fâize râzı olmamaktadır. Buna
bağlı olarak da altın ve gümüşü fukaradan kaçırarak biriktirme ve saklamayı,
büyük azâba sebep olacak tehlikeli bir davranış telâkki eden ahlâkî esasları
vazetmiştir: "Altın ve gümüşü kasalarda gizleyen ve Allah yolunda
sarfetmeyenlere acı bir azâbı haber ver." (et-Tevbe: 9/34)
Önce merkezi teşkil eden faraziye (varsayım) ve düşüncelerden başlayıp, sonra
sırasıyle hedefi, sistemin şekil ve sınırlarını, dayandığı esasları ve
prensipleri açıklayarak sizlere bahsettiğimiz modeli takdim edelim:
İslami Okul Okulların En Önemlisi