Kulliyatlar - 47. Sayfa - Ekonomibanka
Birinci Prensip: Adem-i Merkeziyet:
Tecrübe göstermiştir ki; şumûllü bir içtimaî gelişme ve kalkınmanın geleceği
-büyük ölçüde- kalkınmayı üslenen kuruluşun merkez dışılığına (adem-i
merkeziyete) bağlıdır; bu prensip başarının en büyük teminâtından birdir.
Bunu üç açıdan açıklamak mümkündür:
1. Psikolojik açıdan:
a) İdaresi merkezden olduğu için merkezi yönetim, umduğu yol ve sür'atle mahallî
bölgelerdeki vatandaş ile ilişki kuramaz ve onun ihtiyaçlarına cevap veremez.
İşte bundan dolayıdır ki, herhangi bir içtimâî kurum idaresindeki merkez dışılık
prensibi bu engelin hakkından gelir; aynı zamanda vatandaşa, devletin kendi
bölgesine verdiği önem ve gösterdiği hassâsiyetten doğma bir hoşnutluk duygusu
verir.
b) Merkezdışılığın terki, iniş, çıkış, sür'at ve realite yönlerinden gerekli
kararların alınması ve açıklanmasında irtibat bozuklukları meydana getirir;
halbuki bu irtibat sâyesinde vatandaş mesûliyetini idrâk edecek ve davranışları
müsbete dönüşecek idi.
2. İktisadî ve İçtimaî Açıdan:
a) Merkezdışılık prensibi, toplumun iktisadî ve içtimâî kalkınmasında dengeli
bir ilerlemenin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktadır. Zaten mahallî idare
prensibini benimseyen devletlerin asıl hedefleri arasında, bölge kalkınmasına
yardımcı olmak ve merkez ile bölgeler arasındaki geniş medenî imkânlar farkına
ait büyük mesâfeyi daraltmak da vardır.
b) Bölgeler, henüz değerlendirilmemiş bol insan ve madde güçlerine sahiptir. Bu
güçleri en iyi bir şekilde değerlendirmenin yolu, bölgelerdeki organlar yoluyla
merkezdışılığın uygulanmasıdır. Bu organlar bölgeye karşı mesuliyetlerini müdrik
olacak, güçleri keşfedecek ve bunları en iyi bir şekilde değerlendirmek üzere
olanca gayretini seferber edecektir.
c) Bölgelerde gelişme, ilerleme ve kalkınma sağlayacak, buralardan büyük
şehirlere perişan göçler yerine halkın bölgede kalmalarını teşvik edecektir.
d) Bölgelerdeki güçleri değerlendirme araştırmasını bölge organlarının
yürütmesi, merkezî seviyede devlete yüklenmiş olan umûmî plânlama işine kolaylık
getirecektir; çünkü bu güçlerin değerlendirilmesi, -icrâsı uygun ve zarûrî
olduğu halde genel plânlamaya girmemiş bulunan- küçük sanâyîi kurmayı da temin
edecektir.
3. Teknik açıdan:
a) Bilhâssa içtimaî yönü olan yeni projelerin gerçekleştirilmesine teşebbüs
edildiği zaman, aktif bir şuurlandırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Çevre şartları
bölgeden bölgeye değiştiği için, merkezî şuurlandırma ve propaganda, bunlardan
beklenen rolü oynama husûsunda faydalı olamıyor. İşte bu aşamada merkezdışılığa
şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü bölge, vâsıtaların en faydalı ve tesirli
olanını bulma imkânına sahiptir. Ayrıca merkezdışılık canlı ve doğrudan irtibatı
da kolaylaştırıyor ki; bu aşamalarda onun zarûret ve kıymeti ihmal edilemez.
b) Bölgeler arası şartların değişik olması, zarûrî olarak sâikler ve davranış
biçimlerinde de farklılıklara sebep oluyor. Meselâ tasarruf gibi bir işte bir
bölge halkı için faydalı olan teşvik metodu, diğer bölge için faydasız
olabiliyor. Bunları bilmek ve kullanmak ancak idarede bölgelerin yetkili
kılınmalarına bağlıdır.
c) Kredi eğitimi de önceki maddeye bağlıdır. Çünkü halk gruplarını yeni
borçlanma esaslarına alıştırmak, onların meyillerini bilmeye, karşılaştıkları
güçlükleri yenmeye, doğrudan münasebetlere girişmeye bağlıdır ki, bunlarda ancak
merkezdışlılık prensibiyle gerçekleşir.
d) Kezâ verilen kredileri takip etmek, ödenmesini ve iyi kullanılmasını sağlamak
aynı prensibi gerekli kılmaktadır.
e) Eğitim ve alıştırma aşamaları her şeyden önce, hizmet arzeden personel ile
hizmet kabûl eden halk arasında doğrudan ve sıcak münasebetleri
gerektirmektedir.
f) Bölge birimlerinin karşılaştığı sosyal problemlerin büyüklüğü bunların,
merkezî seviyede -hattâ hangi şekilde olursa olsun hareketini merkezin
sınırladığı organlar vâsıtasıyle- arzu edildiği şekilde çözümünü imkânsız hale
getirmektedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi