Kârlılık - Külliyat - Ekonomibanka - 53. Sayfa
Kârlılık:
Bu altın kaidenin üçüncü unsurudur.
Kazanç bankanın asıl hedefi olmamakla beraber bağımsızlık ve şahsiyetini
koruyabilmek için, idarî masraflarını bizzat karşılamak mecbûriyetindedir.
Buradan hareketle kârlılık prensibi üzerinde biraz açıklama yapacağız:
Bankada kârlılık prensibi hakkında hükme varabilmek için iki önemli nokta veya
ciheti araştırmamız gerekir:
1. En az külfet ve masrafla tasarrufları toplama imkânı.
2. Bu tasarrufları yeterli kârlılık içinde işletme ve değerlendirme gücü.
Bunları biraz açalım:
1. Teklif edilen sistemin tabiatı ve bankanın yüklendiği "halkı harcama
konusunda eğitme ve yol gösterme" vazifesi, şüphesiz mâlî yükler ve büyük
külfetler getirmektedir.
Mesele masraf ve külfet ile alâkalı olduğuna göre şunu sormamız gerekiyor:
Masrafı hangi birime kıyasla ölçeceğiz?
Kanâatimize göre bu, tasarruf miktarı değil, müşteri ve iş miktarıdır.
İlk deneme ile alâkalı istatistikler, masraf ve külfetlerin muntazam bir şekilde
azaldığını gösteriyor. Bu da iki sebebe dayanıyor:
a) Banka personeli kısa bir müddet sonra tecrübe ve meleke kazanıyor; masrafın
azalması da buna paralel yürüyor.
b) Çalışanların verimliliği kısa bir müddet sonra en rantabl seviyeye ulaşıyor.
Aşağıdaki rakkamlar yeni tasarruf sahibi erkeklere, kadınlara ve muâmeleye ait
masrafları cüneyh olarak göstermektedir:
Bu rakkamlar gözden geçirilince sistemde kârlılık unsuruna hükmetmek
kolaylaşmaktadır.
Bunun yanında kuruluş masraflarının büyüklüğü sebebiyle başlangıçta masrafın
yüksek olduğunu gözönüne almak gerekiyor ki, bu bizi, masrafı yıllara dağıtma
zarûretini kabûle götürüyor.
2. İkinci nokta tasarrufların toplanması idi. Deneme bankanın devamlı bir
artışla tasarrufları toplama kâbiliyetini açıkça göstermiştir. Masrafın devamlı
olarak azaltmakta olması da, sıhhatli bir iktisâdî vâkıayı gösterdiği gibi
yatırıma merkezî bir önem verdiğimiz takdirde, kârlılığın yüksek nisbetlerde
gerçekleşeceğine de işâret ediyor.
Bu sebepledir ki meselâ ticaret bankası her kredi veya üretim işleminde şu
soruları yöneltiyor:
Yüksek gelirine rağmen kredinin büyük mâlî rizikoları var mıdır? Yoksa kredinin
rizikosu az fakat geliri de düşük müdür?
Maddî gelir ile rizikonun mukâyesesi, ticaret bankalarının veya umûmiyetle para
muâmelesi yapan müesseselerin en önemli vazifeleri cümlesinden oluyor.
Amma bizim sistemimizde bu sorulara verilecek cevaplar ikinci derecedeki
faktörler arasında kalıyor. Çünkü burada bankanın önceliği alan başka hedefleri
vardır ve bu hedefler durumlara, konumlara ve şartlara göre değişir.
Şu halde bankanın, sistemden beklenen hedeflere paralel, kendine mahsus
hükümleri, değerlendirmeleri ve faâliyet sâhası olarak seçtiği toplumun
problemlerine toplu bakışı vardır.
Meselâ içinde bulunduğu siyasî ve iktisâdî şartlar, yatırımların kârlılığına ve
ferdî teşebbüse mâni oluyorsa, bankanın merkezî hedefi vatandaşlara kredi
eğitimi vermek ve çalışanları yetiştirmek oluyor; yâni banka kamu hizmetine
katılıyor.
İslami Okul Okulların En Önemlisi