Kulliyatlar - 58. Sayfa - Ekonomibanka
iv. Pazar Darlığı ve Kullanılmayan
Üretim Güçleri:
Kalkınmakta olan ülkelerde mahallî pazar darlığı problemi; mâalesef mutâd ve
alışılmış bir problem hâlindedir. Pazar darlığı; yalnızca ortalama gelir
düşüklüğüne veya millî gelir dağılımının aksaklığına da dayanmıyor. Bunun,
bizzat ekonomik yapıda kendini gösteren köklü sebepleri vardır. Zîrâ İslâm
ülkeleri ve umûmî olarak kalkınmakta olan ülkelerin ekonomik yapısı çift
tabiatlıdır; bu karakter onların ayırıcı vasfıdır. Bu sebeple - oralarda modern
kesim ile an'anevî (geleneğe dayanan) kesimi yanyana görürüz. Ve her iki kesim
için de pazar darlığı - nerdeyse müzminleşmiş- bir derttir.
Modern kesim ekseriya ihraç maksadiyle üretim yapıyor. Bu işin düzenli yürümesi,
üreticiden son tüketiciye kadar uzanan bir sonuçlar zincirini gerektiriyor.
Ancak bu zincirin iç pazara yansıyan tarafı, önemsiz yan faâliyetlerden ibaret
oluyor. Umulan neticeler dış pazara ait oluyor; çünkü bir yandan ham maddenin
çoğu dışarda imâl ediyor, diğer yandan yüksek sermâye yoğunluğu, ayırıcı vasfı
olan bu kesimde, emeğe ihtiyacın azlığı sebebiyle mahallî üretime taleb zayıf
oluyor.
Eski (an'anevî) kesimde mezkûr zincirin tüketiciden üreticiye uzanması -
dolayısıyla tüketicinin talebinin, bizzat küçük sanâyî kuruluşları vâsıtasıyle
arza sebep olması ve böylece dinamo vazifesi görmesi- gerekirken durum böyle
olmuyor ve talebin ancak küçük bir kısmına cevap verilmiş oluyor. Lüks eşyâ
edinerek hayat seviyesini yükseltme arzusu moda hâline gelmiştir. Bu eşyâ
dışarıda üretilmektedir. İçeride yapılan üretim oldukça azdır. Bu da döviz
rezervinin, değerli yabancı paraların tükenip gitmesine sebep olmaktadır. Sınâ'î
ülkelerden gelen turistlerin kalkınmakta olan ülkelerden değerli seccadeler ve
benzeri şeyleri almaya yönelmeleri bizi teselli ediyor!
Şüphesiz kalkınmakta olan ülkelerde bu iktisâdî yapıyı değiştirmenin, pazarı
genişletmeye tesiri olacaktır. Biz biliyoruz ki; pazarın gelişmesi, paranın
vâsıtalık ettiği mâlî işlem ve değiş-tokuş (mübâdele) çerçevesinin genişlemesi
ve iş bölümü ile başlar.
Şimdi sorulabilir: Pazarın genişlemesi mevzûunda, teklif ettiğimiz modelin rolü
ne olacaktır?
İlk banka Mîtğamr'da kuruldu. Burada zirâî faâliyet, el sanatları ve az miktarda
sanâyî vardı. Şüphesiz küçük sanâyînin artması, en büyük kesim olan zirâî
sâhadan artan iş gücünü çekiyordu... Kredi alanların çoğu, âileleriyle beraber
köylerde yaşadıklarına ve harcama geleneklerini ve hayat tarzlarını
değiştirmediklerine göre, fazla üretimi kim alacak meselesi ortaya çıkıyordu?
Banka bu suâle cevap vermede önemli ve aktif rol oynuyor. Bu rol - yukarıda
işâret edildiği gibi- onun, tasarruf eğitimi vazifesini yüklenmiş olmasıdır.
Tasarruf eğitimi almamış, dar gelirli vatandaşların gelirlerindeki her artış
gıdâ maddelerine yöneliyor; yâni sınâ'î eşya, talep azlığı ile karşı karşıya
bulunuyor. Kanâatime göre bunun sebebi, tasarruf terbiyesinin alınmamış
olmasıdır. Eğer fakîr vatandaş basit, mütevâzî gelirinden birkaç kuruş
arttırabilse, bunun neticesi talebin, gıdâ maddelerinden sınâî mamûllere
yönelmesi olacaktır; bundan sonra da pazar genişleyecektir.
Bankanın merkez dışı esaslara göre, çeşitli sanâyînin kuruluşuna katkıda
bulunması ve diğer faâliyetleri pazarın genişlemesine sebep oluyor. Pazarın
genişlemesi ise- işâret ettiğimiz gibi- küçük sanâyiin can damarıdır. Banka her
mıntıkada faâliyet gösteriyor ve çeşitli sanâyî kollarını teşvik ediyor. Böylece
bölgeler arasında birçok mübâdele münâsebetleri doğuyor. Yatırım hesabı
sâyesinde birçok eşya için talep doğuyor; bu, bölge vatandaşlarının gelirlerinin
artmasına ve dolayısıyle üretim hacimlerinin genişlemesine sebep oluyor.
Yatırım hesabı ile kurulan iş yerleri kâr sağlıyor; bu kâr tekrar üretime
sokuluyor; bunun neticesi işçi ham madde ve hizmet talebinin artması oluyor.
Böylece müsbet yapılı müessirler zinciri doğuyor ve bu zincirin ortasında
tasarruf bankası bulunuyor.
Kalkınmakta olan ülkelerdeki kullanılmayan (âtıl) üretim güçlerini hatırlarsak;
bankanın, iktisâdî kalkınmadaki payının büyüklüğünü daha yakından müşâhede etme
imkânını bulmuş oluruz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi