iii. Mülkiyeti iktisâdî bakımdan zayıf olan tabana yaymak
ve vatandaşların topluma bakışını değiştirmek:
Kalkınmakta olan ülkelerin orta sınıfa ihtiyacı umûmiyetle kabûl edilmiştir.
Sosyal yapı - ekseriya- büyük servetlere sahip küçük bir azınlık ile, çoğu
çiftçi olan geniş bir yoksul tabandan oluşmaktadır.
Bu yoksul, hiçbir şeye mâlik olmayan milyonların, tasarruf etmeye ve bir
miktar biriktirmeye başladığını düşünelim; onlar herhalde bir şeye mâlik
olmanın tatlı lezzetine ereceklerdir. Bu mülkiyet ne kadar küçük ve önemsiz
olursa olsun, ferdin bir şeye sahip olma duygusunun, psikolojisi üzerinde
derin tesirleri vardır.
Bu işin tasarruf terbiyesi yönünden ele alınışıdır. Burada derin ve kapsamlı
etkisi olan bir başka cihet daha vardır ki bu da gelirlerinin az olmasına
rağmen ferdlerin yatırım hesabına ortak olmaları ve bunun ifade ettiği "o
bölgedeki kuruluş, işyeri ve fabrikalara sahip olma" duygusudur. Ferdlerin,
bankaya ait bütün iş ve yatırımlara ortak olmaları, onların şu sözü sıkça
tekrarlamaları neticesini doğuruyor: "Fabrikamız, bankamız, köyümüz,
mahsûlümüz, üretimimiz... " Bu da onlarda, çalışmaya bağlı, bir nevi
mülkiyete rağbet ve yöneliş meydana getiriyor.
Şüphesiz damla damla oluşan bu mülkiyetlerin toplumun şekli, vatandaşlara
hâkim hoşnutsuzluk ve buhranların azalması üzerinde de tesirleri olacaktır.
Bankanın mülkiyeti tabana yaymaya katkısı mevzûunda söylenebileceklerin en
güzeli Proudhon' un şu sözüdür: "Biz mülkiyeti herkes için istiyoruz,
mülkiyeti fâizsiz istiyoruz; çünkü fâiz mülkiyeti tabana yaymaya engeldir"
×
Hata Bildir
Bu sayfada bir hata mı gördünüz? Bize bildirin, düzeltelim.
×
Hata Bildir / Öneri Gönder
Bir hata mı gördünüz, ya da bir öneriniz mi var? Bize yazın. Hata başka bir sayfadaysa, o sayfanın adresini eklemeniz işimizi çok kolaylaştırır.