Kulliyatlar - 64. Sayfa - Ekonomibanka
iv: Dışardan aktarılmış ideolojiler yerine, üretim ve
kalkınma için münevverlerle halkın işbirliği:
Kalkınma işinin yürütülmesinde münevverlerin rehberlik rolü önemlidir; bunda
ittifak vardır. Hatta umûmiyetle ve hassaten İslâm ülkelerinde onlara,
kalkınmanın gizli hazînesi olarak bakılır. Ancak onların sevk-u idâre
direksiyonuna sarılmaları; durum, rol ve fonksiyonlarının şuûruna varmalarına,
halkımızla birlikte ümmetin problemlerini yaşamalarına, onlarla kaynaşmalarına
bağlıdır. Çünkü bunların kül hâlinde veya kısmen bulunmaması, onların
fonksiyonunu iticilikten engellemeye, ilerletmeden geriletmeye çevirmektedir. Bu
sebeple işin can alıcı noktası; onları harekete geçirecek, rûhlarını
alevlendirecek, halk ile bütünleşerek kalkınmaya rehberlik etme heyecanı verecek
çâre ve üslûbda düğümlenmektedir.
"Modelimiz hangi ölçüde , münevverlerde istenen şuûru uyandırabilir" dersiniz?
İslâm ülkelerinde aydınlar, doğuda veya batıda mevcut bir sisteme uyma
çağrısında bulunurken bunu içten inanarak, gönülden isteyerek yapmıyorlar, fakat
İslâmî sâha onları, ebedî dinlerinin hiçbir şeyi eksik bırakmadığına ve kâmil
olarak geldiğine inandıracak, bunu kabûl ettirecek amelî uygulamalardan hâlî
(boş) bulunduğundan, kendilerini buna mecbûr hissediyorlar. Bunun en büyük
delîli, Batı toplumlarına ayak uydurabilmek için şu veya buna ait kalıbı alma,
bunu kendi bünyesine uydurma istikâmetindeki çeşitli eğilimlerdir; Batı
toplumundan farklı ölçülerde alınmış fikir ve mefhumlar ile şu veya bu felsefeyi
telîf etme, aşılama çabalarıdır. Meselâ "sosyalizm" kelimesine bir de "arap"
kelimesinin ilâvesiyle "arap sosyalizmi" demek için sarfedilen gayretlerin
gerçek mânâsı şuradan, buradan devşirilen görüş ve fikirleri benimseme yönünde,
tam bir rızânın bulunmayışı, gönüllerin buna bir türlü râzı olmayışıdır.
Bu durum bizim şu noktalarda emin olmamız için kâfidir: İslâm dünyasında
aydınlar, kayıtsız şartsız tâbi (uydu) olmayı reddetmekte - şuur altında dahi
olsa- İslâm ülkelerine ait medeniyet terkîbi ile - modeli alınmak ve taklit
edilmek istenen- ülkelerin medenî sentezinin tamamen farklı olduğuna inanmakta,
doktrinlerin tatbik edildikleri zemînler ve ahlâklar farklı olduğu için, Batı
veya Doğunun kalkınma modelini aynen uygulayıp da, bundan müsbet bir netice
beklemenin makûl olmadığına iman etmektedirler.
İşte bütün bunlar karşısında ortaya çıkan gerçek, önlerinde, toplum gerçeğinden
ve kendi medenî terkibinden doğmuş amelî uygulamalar buldukları takdirde
aydınların şuur ve duygularının uyarılabileceği, heyecanlarının tahrik
edilebileceğidir. Onlar bu takdirde şaşkınlıklarından kurtulacak, şaşırmadan ve
tereddüt geçirmeden girecekleri ve ışığını yaymaya katılacakları apaçık yolu
önlerinde bulacaklardır.
Başka bir ifade ile şöyle diyebiliriz: Herhangi bir şüpheden uzak olarak,
toplumlarının temel değerlerine dayalı bir amelî uygulamayı önlerine koyduğumuz
gün, aydınları, sıhhatli bir yola yöneltmek mümkün olacaktır. Sizlere arzetmek
saâdetine erdiğim konferanslarda sunduğum modele göre, fâizsiz bankaların,
onların önüne fiilen koyduğu örnek de işte bundan ibarettir.
İçten benimseyenlerin gayretiyle, yeniden burçlarında yıldızlarla yarışacağımız
günlere kavuşacağımıza inanıyor ve güveniyorum. " O ne zaman (olacak) diyorlar?
Yakında olacaktır, de!" (el- İsrâ:17/51)
İslami Okul Okulların En Önemlisi