Sigorta Sistemi ve Sigorta Akdi I - Ekonomibanka - 68. Sayfa
Sigorta Sistemi ve Sigorta Akdi
I. Hakkında İslâmî nas bulunmayan ve yeni bir mesele olan sigorta:
Hukuk âlimleri sigorta sistemi ile sigorta akdini birbirinden ayırıyorlar; çünkü
sigorta sistemi teknik kaidelere sahip umûmî bir nazariyeye dayanan, içtimaî ve
iktisadî tesirleri bulunan bir düşünce ve mekanizmadır. Sigorta akdi ise:
Sigorta sisteminin tatbiki mâhiyetinde olup akit yapanlar arasında karşılıklı
haklar doğuran bir tasarruftur.
1. Hukukçuların kabûl ettiği umûmî nazariyeye göre sigorta sistemini şöyle tarif
etmek mümkündür: İstatistik kaide ve esaslara bağlı bir tekniğe dayanarak
akitleri düzenleyen bir müessese vasıtasiyle, kazâ ve kayıpların zararını telâfi
etme husûsunda yardımlaşmayı gâye edinmiş, karşılıklı ödeme esasına dayanan akdî
bir sistemdir.
2. Suriye Medenî kanununun 713. ve (küçük ifade farkları ile beraber) Mısır
Medenî Kanununun 747. maddelerine göre; sigorta akdinin tarifi de şöyledir:
Sigortacı ve sigortalı isimleri verilen iki taraf arasında, ikincinin birinciye
ödeyeceği prim veya herhangi bir mal karşılığında, birincinin (sigortacının) da
ikinciye (sigortalıya), akitte yazılı kazâ veya hâdise vukûbulunca muayyen bir
meblâğı ödemesi mecbûriyetini (borcunu) getiren bir akittir.
Asrımızda sigorta iki fert arasında cere
yân etmiyor; birçok sigortalının kendileriyle muamele yaptığı büyük anonim
şirketler yürütüyor bu işi. Sigortalıların ödediği primlerden büyük meblâğlar
birikiyor; sigortacı şirket, sigortaya mevzû teşkil eden hâdise vukubulunca,
sigortalıya hakettiği tazmînâtı o meblâğdan ödüyor, şirketin sermâyesi ihtiyat
ve teminât akçesi olarak kalıyor ve toplanan primler ile ödenen tazmînât
arasındaki fark şirketin kârı oluyor.
Hukukî mefhumu ve umûmî nazariyesi ile sigorta akdi, iki tariften de açıkça
anlaşıldığı üzere, eskiden bilinmeyen, yeni doğmuş bir akittir. Bu akit üzerinde
araştırma yapan hukuk âlimlerinin açıkladıklarına göre; bunun Avrupa'da zuhûru
mîlâdî on dördüncü asrın başlarına dayanmaktadır.
Bu akit, yeni doğmuş akitlerden olduğuna ve bu sistem, selefimiz olan İslâm
hukuk âlimlerinin zamanlarında mevcut olmayan örfe istinat ettiğine göre; İslâm
hukuk kaynaklarında onunla ilgili bir nas ve geçmiş fukahâmızda ona dair bir
görüş bulamayacağımız tabiîdir.
Bu akit rizikolara karşı teminât ve tazmînât esasına dayanıyor. İlk nazarda
bunda ğarar (meçhûl üzerine akit) şekli göze çarpıyor. İslâm hukuku açısından
bakana göre; sigorta edilen riziko vukûbulmaz ise sigortacının -karşılığında bir
şey vermediği için- prim almasının; eğer kazâ meydana gelirse, sigortalının- o
kadar prim ödemediği halde, bütün zararı karşılayacak büyük bir meblâğı
almasının câiz olmayacağı husûsu akla geliyor. İşte bu sebeplerle; mezkûr akit
üzerinde İslâm hukuk âlimlerinin görüşleri farklı olmuştur. Ekseriyetin
görüşünde ağır basan taraf; bu akdin haram olması ve kumar gibi kabûl
edilmesidir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi