Kulliyatlar - 74. Sayfa - Ekonomibanka
VII. Arapça ve yabancı kaynaklara göre sigorta sisteminin
mâhiyet ve gâyesini açıklayan bir özet:
Yukarıda zikredilen kaynaklara başvurunca sigorta sistemi hakkında şu kısa
neticeleri elde ediyoruz:
1. Bilinen ilk sigorta sistemi, milâdî on dördüncü asırda, denizler aşan yük
gemileri ile onların taşıdığı mallar üzerine, devamlı marûz bulundukları
tehlikelere karşı yapılmış olan deniz sigortasıdır. Sonra bunun önemi ve faydası
anlaşılınca, sistemli bir deniz tedbiri hâline getirilmiş, kanûnî bir düzen
içinde kaide ve esasları tanzim edilmiştir ki; ilk deniz sigortası kanunu budur
ve milâdî 1435 tarihinde çıkan bu kanun, Barselona emirnâmesi "Ordonance de
Barcelone" adıyle anılır. Mezkûr, kanun ile deniz sigortası akdinin unsurları,
kaideleri, kuruluş şartları, neticeleri, icrâ ve takibât yolu düzenlenmiş,
ilgili anlaşmazlıkları halletmek üzere mahkemeler tayin edilmiştir.
Kara sigortası ancak uzun bir zaman geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Önce
taşıma tehlikelerine karşı malların sigortalanmasıyla başlamış, zamanla insanın
hayat ve mesûliyetine kadar her sâhaya yayılmıştır. Artık çeşitli dillerde -bu
mevzûda- kitaplar yazılmış, çeşitli ülkelerde umûmî medenî kanunlar veya husûsî
kanunlar ile hükümleri tanzim edilmiştir.
Deniz sigortasının daha eski oluşunun sebebi, ilk denizcilik devresinde gemiler
ile taşıdıkları malların çok tehlikeye marûz bulunmasıdır. İşte bu sebeple,
ferdleri mahvedecek felâketleri azaltmak ve telâfî etmek üzere deniz sigortası
ortaya çıkmıştır.
2. Mal üzerine yapılan sigortalarda, hiçbir durumda değişmez bir esas; bu
sigortanın hakikî tazmînâta dayanan bir akit olmasıdır. (Contrat indemnitaire).
Buna göre, sigortalıya yalnızca malının gerçekte zarara uğrayan kısmı tazmin
edilir. Bunun dışında onun herhangi bir servet elde etmesi câiz değildir; böyle
olmasaydı, sigorta edilen malın kazaya uğraması, sahibi için sâlim kalmasından
daha avantajlı olurdu ki bunun, kabûl edilemiyecek birçok mahzurları olduğu
âşikârdır. Bunun tek istisnâsı hayat sigortasıdır; bunda ölüm vukûbulunca
âilenin veya tazmînâtın ödenmesi gereken şahsın, sigortalının ölümü dolayısıyle
marûz kaldığı zarara bakılmaksızın, akitte kabûl edilen meblâğın tamamı ödenir.
3. Sigortanın bütün teknik esasları tek eksene dayanır ve onun etrafında döner;
bu da: aynı tehlike ile karşı karşıya bulunan bir topluluk arasında karşılıklı
tazmînâtı gerçekleştirmektir; öyle ki haklı olarak sigorta "karşılıklı tazmînât
tekniği" diye vasıflanmıştır. Sigortadaki bu karşılıkla tazmînât üç şeyi gerekli
kılıyor ve getiriyor:
a) Sigortalıların karşılıklı yardımlaşması,
b) Kazâ ve tehlikeler arasında takas,
c) Muntazam istatistik ve takipten faydalanma.
Bu karşılıklı yardımın görünüşü sigortanın şekline göre değişmektedir.
Sigortanın iki esas şekli vardır:
a) Mübâdeleye dayanan sigorta (assurance mutuelle)
b) Muayyen prim karşılığı sigorta (assurance à prime).
Bizdeki sigorta kanununun tanzim ettiği, bu ikinci nevi sigortadır.
Açıklama:
a) Mübâdele esasına dayanan sigorta, aynı tehlikeye mârûz kalan kişilerin
muayyen meblâğlar ödeyerek üye olmaları yoluyla kurulur. Üyelerden herhangi
birisi, sigortaya mevzû teşkil eden zarara marûz kalınca, toplanan meblâğdan
onun zararı ödenir. Toplanan meblâğ kazâ zararlarının tazmini için kâfi
gelmiyorsa, meblâğın arttırılması cihetine gidilir. Tazmînâtlar ödendikten sonra
artan olursa ya ülkelere iâde edilir, yahut da gelecek için ihtiyat olarak
muhâfaza edilir.
Bundan anlaşıldığına göre mübâdele sigortası, kâr gâyesi gütmeyen karşılıklı
yardımlaşma ve taahhüt kooperatifine benzemektedir. Bu nevi sigortada, samimî
yardımlaşma düşüncesi, vâsıtasız bir şekilde kendini göstermektedir.
b) Daha yaygın olan prim karşılığı sigortaya gelince, burada gerçekleşen
yardımlaşma yanında kâr gâyesi ve karşılık unsurları da bulunmaktadır. Bu
sigortada kazâ vukûbulunca şirketin ödediği tazminât ile sigortalılardan
topladığı primler takas edilmek sûretiyle yardımlaşma, ancak bilvâsıta
gerçekleşmektedir. Yâni gerçekte zarar görene tazmînâtı, şirket nezdinde biriken
primler vâsıtasiyle sigortalıların hepsi birden ödemektedirler. Fakat ödenen
tazmînattan artan prim bakiyesi şirketin kârı olmakta; mübâdele sigortasında
olduğu gibi sigortalılara geri verilmemektedir. Sigorta sistemindeki bu
karşılıklı yardımlaşma ve tazmînât esası, onu kumardan ayıran en önemli
vasıftır.
4. Sigorta sisteminde yardımlaşma düşüncesi ancak, felâketi ve onun neticelerini
mümkün olduğu kadar çok kişi üzerine dağıtarak gerçekleşmektedir. Sigortalıların
sayısı ne kadar artarsa zararın bölünmesi ve dağıtılması da o nisbette
artmaktadır. Öyle ki; azamî dağıtma işinin gerçekleşebilmesi için yeni metodlar
bulmuşlar; âdetâ onu sıfıra kadar dağılma noktasına yaklaştırmışlardır; bu,
adına "réassurance" dedikleri, tekrar sigorta yoluyle temin edilmektedir.
Sigorta şirketinin, ödeyeceği tazmînatı, beynelmilel büyük şirketlere sigorta
ettirmesinden ibâret olan bu usûle ben "birleşik sigorta" demeyi uygun
buluyorum.*
5. Mesûliyet sigortası geniş, şumûllü, yaygın, önemli bir sigorta nev'idir.
Kanuna göre akitten ve kusurdan doğan her iki hukukî mesûliyete de şâmildir.
Ancak sigortalının fi'linden doğan cezaî mesuliyet ile kasıtlı ve hileli
fiilinden doğan mesûliyet bu sigortanın dışında kalır ki; sigortası meşrû olan
iki mesûliyete bağlı hatâ, kasten veya hîle yoluyla işlenmesin ve sigorta suç
işlemeye yol açmasın! Kanûnî sınırları içinde yapılan mesûliyet sigortası ile
sigortacı, sigortalının marûz kalacağı medenî; yani mâlî zararları ödemeyi
taahhüt etmiş olur. Trafik kazâlarında zarar görenlere karşı araba sahibinin
-suç dışında kalan- tazmînât mesûliyeti buna örnektir.
Mesûliyet sigortası, kazâdan zarar görenler için faydalıdır; çünkü hâdiseden
mesûl olan kişi fakir olup, tazmînât da büyük olsa bile mağdurların tazmînât
almalarını sağlar; aynı zamanda bu, tazmînâtın ağır yükü altında ezilme
durumunda olan kanûnî sorumlu için de faydalıdır.
6. Şahıslar için muayyen bir tehlikenin zararını izâle eden her iktisâdî ve
meşrû menfâat sigortaya mevzû teşkil edebilir. Sigorta insanın kendisinin, ona
bağlı bulunan kimselerin selâmeti ile mal ve haklarının selâmetini çerçevesine
almaktadır. Hayat sigortası; yangın, deniz kazâları, diğer beklenmiyen kazâlar
ve zararlar, hırsızlık, başkalarından gelecek her nevi tecâvüz -suç mesûliyeti
ile bizzat mesûlün hîlesi ve kastî hatâsıyle meydana gelen hukuki sorumluluk
mesnesnâ olmak üzere- bütün yukarıdaki durumlar ve hâdiseler sigortaya dahildir.
(*) Zararın sıfıra yakın dağıtımı primlerin azalması sonucunu doğurmalıdır;
halbuki daha ziyâde şirketlerin kârlarını büyütüyor. (H. K.)
İslami Okul Okulların En Önemlisi