Kulliyatlar - 8. Sayfa - Ekonomibanka
8. Prof. M. A. Mennân:
Prof. Mennân sistem olarak sigortanın İslâm'a aykırı olmadığını, kumarla da
alâkası bulunmadığını, dolayısıyla câiz olduğunu ifade ettikten sonra, İslâmî
sigorta ile günümüzde uygulanan şekliyle sigorta arasındaki bazı farklara şöyle
işâret ediyor 15
Günümüzdeki sigorta ile İslâmî sigorta arasındaki farklılığa temas edelim: İkisi
arasında temel olarak biçim ve nitelik farkı vardır. Biçim bakımından ilk elde
günümüzdeki sigortanın gelişimine göz atalım: Sigortanın tarihi henüz
yazılmamıştır. Yalnızca bazı ana noktalar biliniyor. Sigortaya benzer kuruluşlar
antik çağlarda da biliniyordu. Meselâ Roma İmparatorluğu'nda, üyelerinden aldığı
aylık primler karşılığında, ölüm hâlinde geride kalan ailesine bir ölüm yardımı
yapan esnaf teşkilâtları, loncalar vardır. Bu umûmî gelişme içinde az çok
birbirinden ayrı, birbirini sıra ile takip etmekle birlikte, sürekli olarak
birinden diğerine değişen üç tip sigortayı ayırabiliriz: İş birliğine dayanan
sigorta, hükûmetçe desteklenen sigorta ve kapitalist vasıflı sigortalar.
Sigortanın işbirliği temeli üzerine kuruluşu antik çağda da modern zamanlarda da
aynı sebeplerden hareket etmiş ve umumî olarak, aynı tekâmül çizgisini takip
etmiştir: Kanâatimce bir İslâm devleti, işbirliğine dayanan sigortanın
kurulmasını teşvik etmelidir. Çünkü işbirliği düşüncesi İslâm'ca benimsenmiştir.
Roma kaynaklı ve gemi sigortası olarak doğmuş olan sigortalar, kâr için
kurulmuş, ticârî hesaplara dayanan sigortalardır. 19. yüzyılın ikinci yarısından
sonra farklı bir biçim alan ekonomik hayat, yeni kültürel kazançlarla birlikte
yeni tehlikeler getirmiş, yeni ihtiyaçlar doğurmuştur.Sigortanın genellik
kazanması " tekrar sigorta"nın doğmasına ve yaygınlaşmasını yol açmıştır. Savaş
sonu enflasyonundan sonra paraların istikrar kazanması sebebiyle yüzyılımızda
bütün büyük ülkelerde, her sigorta alanında müteşebbislerin kartel tipi
ortaklıklar kurmasıyla ve çeşitli yardım topluluklarının teşvikiyle,
uluslararası ölçüde iş yapan teşebbüsler hâlinde teşkilâtlanan sigorta
ortaklıkları büyük gelişme göstermiştir. Yatay birleşmelerle rekâbetin azalması
çağımızın en önemli özelliklerindendir. Fakat sigortanın ve tekrar sigortanın (reassurance)
birleşmesi biçiminde yatay birleşmeler pek yaygın değildir.
Sigortacılık sâhasında müteşbbislerin kartel tipi ortaklıklar kurmasının İslâmî
olup olmayacağı; düşünülmesi gereken bir mevzûdur. Tekelci bir ekonomik düzenin
toplum için faydalı olmadığı bilinmektedir. Kartel tipi bir sigorta, toplumun
nihaî refahını umursamaksızın, kârını azamî hadde çıkarma gâyesini güttüğünden,
İslâm'a ters düşer. İslâmî devlet böyle bir sigortayı murakebe etmek ve
sınırlamak zorundadır. Gerçekte sigortacılığın gelişmesi, her yerde, idâresi ve
politikası üzerinde, daha tesirli bir devlet murakebesini öngören kanunlara yol
açmıştır. Hindistan gibi bazı ülkeler sigortacılığı devletleştirmiştir. Bir
İslâm devleti için mesele; sigortacılığın millîleştirilmesi değil, Kur'ân'ın ve
Sünnet'in emirleri içinde kalarak, toplumun toptan refahını arttıracak bir
şekilde teşkilâtlanmasıdır.
İslâm devletinde sigorta teşvik edilmeli ve millet ölçüsünde yayılmalıdır. Ölüm
sigortası husûsî ortaklıklara bırakılmalıdır. Yaşlılık ve işsizlik, hastalık,
kaza sigortası millet ölçüsünde hükümet tarafından yürütülebilir. Böylece bütün
millet ortaklaşa olarak hasta, yaşlı, aç ve işsize bakmaya mecbûr tutulmuş olur.
Primlerle birlikte, İslâm devleti zekâtı da sigorta harcamaları için
kullanabilir. Beşikten mezara kadar kişilerin bütün ekonomik risklerini
karşılayan, İngiltere'deki Milli Sigorta Plânı'nın bir benzeri kurulacaktır; tek
fark fâizli tahvillerin kullanılmamasıdır.
Sigorta ortaklıkları bugün fonlarını ipotek işlerine ve fâizli teşebbüslere
yatırmaktadırlar. İslâmî sigorta ortaklıkları ise, ticaret ve endüstriye,
ortaklık temeli üzerine sermâye verecektir. İslâmî sigortaların doğrudan doğruya
veya mudâbere yoluyla yahut da İslâmî bankalar ve diğer kredi kuruluşları ile
ortaklaşa yatırım yapması doğru olur. Bütün İslâmî kredi kuruluşlarının gâyesi
tek ve aynı (halkın refahı) olduğundan; İslâmî bankalarda sigorta bölümleri
kurulmasının uygunluğu ve tatbik kabiliyeti, Müslüman devletlerce değerlendirme
mevzûu yapılabilir. İslâm spekülasyon ve kumara izin vermediğinden İslâmî
sigorta yalnızca gerçek riski karşılamaya çalışacak, karşılıklı yardım ve
işbirliği esası üzerine sigortalıya güvenlik sağlayacak, kendi kendini finanse
edecektir. 16
Prof. Mennan'ın aynı zamanda sigorta işini yürütmesini istediği İslâmî bankalar,
kitapta teferrûâtını okuyacağınız, Prof. Neccâr'ın kurup denediği ve
neticelerini değerlendirdiği bankalardır.
Kitabın ihtivâ ettiği tebliğ ve münâkaşalar dışında; bu görüşleri de gözden
geçirdikten sonra bizde hâsıl olan kanaât şudur:
a) Getirdiği ictimâî ve iktisadî düzen içinde İslâm; insanları tehlike ve
felâketlere karşı sigorta etmiş, asgarî geçim bakımından geleceklerini güven
altına almıştır.
b) Bu düzenin bütünüyle işlemediği yer ve zamanlarda karşılıklı sigorta nev'i
geliştirilmeli, bu kuruluş ticaret ve ortaklıklarla desteklenmelidir.
c) Karşılıklı sigortanın da bulunmadığı veya yeterli olmadığı yerlerde ücretli
sigortanın kapısı -buna ihtiyaç duyanlar için-açıktır. Sigorta şirketlerinin,
sigortacılık dışında -İslâm'ın yasakladığı -işlerle meşgûl olması ayrı bir
mevzûdur ve bunu yapmayan şirketleri bulmak veya kurmak mümkündür. Başka bir
aracı/kurum bulunmadığında faizci bankalarda çek tahsili, para havâlesi gibi
meşru işlemleri yaptırmak nasıl caiz ise, meşru olan "zarar ve hasarı ortaklaşa
karşılama" işini, bazı işlerinde harama bulaşan sigorta şirketleri aracılığı ile
yapmak da öyle caiz olur.
Şimdi sizleri iki âlimle baş başa bırakıyor, aranızdan çekilirken gayretimizin
en iyi düzene bir adım teşkil etmesini diliyoruz.
Hayreddin Karaman
24.4.1976 Kızıltoprak
15. Lisan bakımından küçük tasarruflarla alınmıştır.
16. İslâm Ekonomisi, İstanbul 1973, s. 494-497.
İslami Okul Okulların En Önemlisi