Kulliyatlar - 82. Sayfa - Ekonomibanka
4. Avâkıl Sistemi Delîli:
Üstad Ebû-Zehra, İslâm'daki avâkıl sistemini, mesûliyet ve hayat sigortalarının
câiz olduğuna delîl getirmemize de; iki noktadan itiraz ediyor:
a) Ona göre sigorta sistemi bir yahudi îcâdıdır; çünkü dünyadaki belli başlı
sigorta sistemlerinde yahudi sermâyesi hâkimdir.
b) İslâm'daki avâkıl sisteminde, bir kimsenin kazâra öldürdüğü şahıs için
ödemesi gereken kan bedelini (diyeti), onun yardımlaştığı -yakından uzağa-
akrabası yüklenmektedir.
Yahudi işi sigorta şirketleri, o sigortalı şahsın akrabası mıdır ki, bunu avâkıl
sistemine kıyas etmek uygun olsun?
Ve üstad soruyor "Yahudi işi sigorta şirketi ile nasıl muamele yapabiliriz?..."
Cevap:
a) Sigorta sistemi bir yahudi îcâdı değildir. Onu her şeyden önce ticârî
zarûretler ve taşıma kazâlarının zararlarını telâfi ihtiyacı doğurmuş, sonra
yayılmış, yardımlaşmaya dayanan umûmî bir iktisadî sistem hâline gelmiştir.
Tebliğimde, Arapça ve yabancı dilden ilgili kaynaklardan sigortanın, ilk defa
milâdi on dördüncü asırda, deniz sigortası olarak ortaya çıktığını açıklamıştım.
Münâkaşa taktiği olarak, sigorta sisteminin bir yahudi icadı olduğunu ve bugün
dünyanın belli başlı sigorta şirketlerinde yahudi unsur ve sermâyesinin hâkim
olduğunu kabûl etsek dahi, bu, bizzat sigorta sistemini haram kılmak için şer'î
bir delîl olur mu?
Yahudiler faydalı bir makine îcât etseler veya bazı faydalı, yeni keşifler
sadece onlara ait olsa bunları edinmek, kullanmak, satın almak, aynısını yapmak
için fabrikasını kurmak müslümanlara haram mı olur? Ne muhterem hocamızın, ne de
başkasının buna evet diyeceğini sanmıyorum.
Sonra beynelmilel sigorta şirketlerinde yahudi unsur ve sermâyesinin gâlip
olduğu doğru ise üstadımız, millî sermâye ile kurulmuş, tamamen millî bir
sigorta şirketi ile akit yapmaya ne diyecek? O zaman bu mevzûdaki hükmü
değişecek mi? Diyelim ki, gazeteciliği yahudiler îcât etti ve milletlerarası
seviyede buna hâkim oldu, bize yerli ve millî bir gazete kurmak haram mı olacak?
b) Yardımlaşma esası bakımından sigorta akdini İslâm'daki avâkıl sistemine
benzetmemizden -kazâra öldürmede âkilenin, suçluya akraba olması gibi- sigorta
şirketinin de sigortalıya akraba olması lâzım gelmez.
Fıkıh ilminde kabûl edilmiş bir esas vardır: İslâm hukukunun böylesine
zenginleşmesinde şeref payı büyük olan kıyas metodunda, kıyasın iki tarafının (makis
ve makîsun aleyhin) şekilde (surette; dışa, lafza ait niteliklerde) mutlak
olarak birleşmeleri gerekmez. Zaten böyle olsaydı kıyasa da ihtiyaç olmazdı;
çünkü bu takdirde kıyas edilen, kıyasa esas olan meselenin bir ferdi olur,
meselenin hükmünü koyan nassın doğrudan doğruya kapsamına girerdi. Kıyasta iki
tarafın, hükmün dayanak ve düğüm noktasında yani illette birleşmeleri,
benzeşmeleri kâfidir. İşte bizim İslâmî avâkıl sistemi ile -yeni olan- sigorta
sisteminin bazı nevileri arasında tesbit ettiğimiz benzerlik bu nevidendir.
Avâkıl sisteminde, kazâra öldürmeden doğan malî mesûliyeti yüklenme husûsunda
şer'an mecbûr kılınmış bir yardımlaşma var. Sigorta sisteminde de akitleşme
yoluyla ihtiyarî olarak bir yardımlaşma var. Bununla, sigortanın nevilerinden
birisi olan mesûliyet sigortasında, mâlî mesûliyetin yükü paylaştırılmış oluyor.
Amme menfâatine (maslâhata) binaen dînin, bazı durumlarda -akitleşme bulunmadan-
mecbûr kıldığı bir şeyi, âmme menfâati bulunması bakımından ona benzeyen ve
faydalı olan başka yer ve şekillerde, akitleşme yoluyla tecviz etmemiz
mümkündür. Tecviz ettiğimiz sâhada umûmî olarak ticârî ve iktisadî fayda vardır,
felâkete uğrayan kimsenin zararı hafifletilmektedir, bu tesbit ve paylaşım işi
geliştirilmiş bir tekniğe göre yürütülmektedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi