Kulliyatlar - 83. Sayfa - Ekonomibanka
5. Sigorta Şekillerinden Bazı Garip Örnekler:
Prof. Ebû-Zehra, sigorta nizâmını mahkûm ederken şöyle diyor: "Tatbikatta
sigorta, bazı bayanların bacak güzelliğini sigorta ettirecekleri bir dereceye
getirilmiştir."
Cevap:
Tebliğde de açıkladığım gibi, biz burada bir iktisadî müessese ve sistem olarak
sigorta üzerinde duruyoruz. Bunun şer'an câiz olduğuna hükmetmek; sigorta
şirketlerinin yaptığı her akdin, bu akitlerde tarafların koyduğu her şartın,
şirketlerin ihtiyaçlarını değerlendirmek için başvurduğu her yol ve vâsıtanın
câiz olduğunu söylemek demek değildir. Sistemin câiz olduğuna hükümden sonra,
bütün bunlar, akdin mevzûu, makbûl olan ve olmayan şartlar... gibi mevzûlardaki
şer'î, umûmî kaidelere tâbidir. Nitekim alışverişin şer'an câiz olmasından, her
şeyin alınıp satılabilmesi ve ileri sürülen her akdî şartın câiz olması lâzım
gelmez. Biz de bir misâl vermiş, bazı yabancı memleketlerde, umûmî seçimlerde
adayların, seçimi kaybetmek ihtimâline karşı şirketlerin bunları sigorta
ettiğini zikretmiştik; bunu İslâm'ın umûmî prensipleri elbette kabûl
etmeyecektir. Bacak güzelliğinin ve benzerlerinin sigortası da böyledir; umûmî
olarak iktisadî sigorta müessesesinin câiz olduğunu, fakat onun caiz olmadığını
söyleme imkanımız vardır. Üstadımız Ebû-Zehra huzur içinde olsun, biz bacakların
sigorta ettirilmesini tecviz noktasına asla gelmiyeceğiz.
6. Hayat Sigortasında Kumar Şüphesi:">6. Hayat Sigortasında Kumar Şüphesi:
Hayat sigortasının bir nevi kumar olduğu sözünü Prof Ebû-Zehra da tekrarlıyor ve
bunu şöyle açıklıyor: Umûmiyetle akitler, alınan ile verilen arasındaki eşitliğe
dayanır. Halbuki hayat sigortasında, ölüm hâlinde alınan tazmînât, ödenen
primlerin toplamından çok fazladır. İşte bedeller (ıvazlar) arasındaki bu fark,
hayat sigortasını kumar hâline getiriyor.
Cevap:
Bedeller arasındaki eşitlik -fıkıh yönünden- ancak iki durumda gerekli olur:
a) Telef edilen şeylerin ödenmesinde; Burada mümkün olduğu kadar mutlak denklik
aranır. Mislî olan mallarda bir şey misli ile ödenir, çünkü misil, her bakımdan
(mânâ ve sûret cihetlerinden) aslın yerini tutar. Kıymet takdirine tâbi (kıymî)
mallarda telef edilen malın kıymeti, yani piyasa değeri ödenir. Çünkü malın
misli (benzeri, aynısı) bulunamayınca kıymeti, şekil bakımından değilse de mânâ
(fonksiyon) bakımından onun yerini tutar; bu husûs fıkıh usûlü ilminde
açıklanmıştır.
b) Aralarında fâiz cereyân eden malların (emvâl-i ribeviyye) her birinin kendi
cinsi ile değiştirilmesi esasına dayanan sarf, ödünç verme gibi mübadele
akitlerinde.
Fukahâmız tazmînâta dâhil malları ikiye ayırıyorlar:
a) Kendileriyle ödenenler. Bunun örneği telef edilen mallardır; bunlarda eşitlik
şarttır; ya kıymetleri veya misilleriyle ödenirler.
b) Başkalarıyla ödenenler. Bunun da örneği satış akdinde satılan şeydir. Satılan
malın bedelini satın alan kıymetiyle değil fiyatı (semeni) ile ödemektedir. Bu
da az olsun, çok olsun satış akdinde karşılıklı rızâ ile üzerinde anlaşılan
bedeldir. Bir kimse pahalı ve değerli bir malı ucuza satabileceği gibi aksini de
yapabilir. Çünkü buradaki kıymetlendirmede esas olan iradedir. Şunu da unutmamak
gerekir ki; satış akdinde hiçbir yardımlaşma düşüncesi yoktur; o tamamen ticârî
bir mübadeledir. Buna rağmen onda, bedeller arasındaki mezkûr kıymet farkılığı
şer'an câiz görülmüştür; çünkü değerlendirmede esas iradedir.
Hayat sigortasında da bedel takdiri sûretiyle borçlanmanın esası irâdedir; bu,
telef edilen şeylerin ödenmesi gibi değildir; bu sebeple eşitlik de gerekmez. Bu
husûs, hem karşılıklı ödeme, hem de yardımlaşmanın içiçe girdiği, paralel
yürüdüğü bir sistem ve temele dayalı, yeni bir akittir.* Dolayısıyle bunda
alınan ile verilen arasında eşitliğin olmaması, farkın bulunması, satış
akdindekinden daha tabiîdir. Şu halde bununla kumarın ne alâkası vardır?
--------------------------------------------------------------------------------
* Hayat sigortasında karşılıklı yardımlaşma yoluyla zararın hafifletilmesi
değil, az ödeyerek çok gelir sağlama amacı vardır ve her para yatıran az veya
çoğunu geri almaktadır. Bu sebeple de "az para verip çoğunu alma" anlaşmasıdır,
faizciliktir. H. K.
İslami Okul Okulların En Önemlisi