8. Prof. Kalkıylî'in Söyledikleri: Ürdün müftüsü Şeyh Abdullah - 85. Sayfa - Ekonomibanka
8. Prof. Kalkıylî'in Söyledikleri:
Ürdün müftüsü Şeyh Abdullah el-Kalkıylî'nin münâkaşa ve tenkit ederken
sarfettiği söze dokunmadan cevaplarıma nihayet veremeyeceğim. Dinleyicilere,
hitaben şöyle demişti: "Size düşen, üzerinize farz olan, dînî hükümleri açıklama
mercii olan resmî müftülerin görüşlerine uymanızdır; başkalarına değil, çünkü
delîl olan onların görüşleridir."
Bunu dün gece, konferanslardan sonra bana söylemişti; bugün de münâkaşa
esnasında dinleyenlere ilân etti.
Muhterem müftü (Allah selâmet versin!) halka şunu anlatmak istiyor: Delîli
kuvvetli olduğu için değil, fakat resmen müftü olduğu için onun aykırı görüşünü
kabûl etmek gereklidir.
Kendilerine hatırlatmak isterim ki, İslâm bilgi ve hükümleri açıklama mevzûunda
delîl ve hüccet dışında hiçbir şeye otorite tanımamıştır. İslâm'da, dînî
otoriteye sahip ruhbanlık ve rûhanîlik yoktur. Din nazarında insanlar iki
sınıftır; âlimler ve câhiller. İnsanın ilmi ve ilmî gücü, mevkiine değil,
delîline dayanır. Aksi halde, makamından ayrılan resmî müftünün ilmi ortadan
kalkar, aynı makama gelen câhilin bilgisizliği de ilim olurdu. Prof. Kalkıylî
bunu kabûl eder mi? Sonra resmî müftüler, mevzû üzerinde çeşitli görüşler ileri
sürerlerse buna ne diyecektir? Resmî müftü dînini dünyası karşılığında satar da
-korku veya menfaat şevkiyle- şer'an helâle haram, harama da helâl derse görüşü
ne olacaktır? Dînî hakikatleri ortaya koyacak ve ilâhî sınırların çiğnenmesini
önleyecek -delîl ve hüccetten başka- kim vardır?
Kalkıylî'nin tâbi olduğu ve ona göre fetvâ versin diye tayin edildiği mezhebin
imamı Ebû-Hanîfe (r.a) şöyle diyor: "Nereden aldığımızı bilmeden görüşümüzü
benimseyip fetvâ vermek kimseye helâl değildir." İmam Şâfi'î de şunu söylüyor:
"Delîlsiz, dayanaksız, ilim arayan, gece odun toplayana benzer; böylesi
bilmeden, içinde kendisini sokacak yılan bulunan odun demetini taşıyabilir?
Bu mânâda, müçtehit imamların çoğundan nakledilmiş pekçok söz vardır. Bunları
İbn Kayyim, İlâmu'l-muvakı'în'de nakletmiştir.2 Bunlardan hiç biri, şer'î delîl
yerine gelip geçici resmî makamı, sahibi adına ilmî delîl olarak kabûl
etmemiştir. Bunun da sebebi basit ve açıktır: İslâm'da ruhbanlık ve rûhanîlik
yoktur.
Hepinize selâm.
M. A. ez-Zerka
İslami Okul Okulların En Önemlisi