Evliliğin sona ermesi
İslâm hukuku, karşılıklı nefret ve geçimsizlik halinde evlilik hayatının
devamını istemenin doğuracağı mahzurlardan kaçınmak için, talâk (boşanma)
yoluyla evlilik bağının çözülmesini caiz görmüştür. Fakat ancak zarûret
bulunduğu zaman kullanılmasını temin için boşamayı bir çok dinî engel ve
müeyyidelere bağlamıştır. Hz. Peygamber talâkı "helal olan davranışların
Allah'a en sevimsiz geleni" olarak nitelemiş,23 evlenmeyi ise "helallerin en
sevimlisi" diye tavsif etmiştir.
Boşama hakkı eşlerin ikisine de verildiği takdirde daha çok
kullanılabileceği için İslâm, prensip olarak bu hakkı erkeğe vermiştir.
Özellikle İslâm'da evlilik erkeği, mehir adı verilen bir malı kadına
ödemekle de mükellef kılmıştır. Fakat İslâm, erkeğin kadına kötü muamelede
bulunması halinde mahkeme yoluyla evlilikten kurtulma imkânını kadına
bahşetmiştir.
Boşanmanın neticeleri:
İslâm hukuku erkeğin ölmesi veya boşama yoluyla evlilik bağının çözülmesi
üzerine kadının, muayyen bir müddet evlenmeden beklemesi mükellefiyetini
getirmiştir. Bundan maksat kadının, önceki kocadan hâmile olmadığının
anlaşılması ve doğacak çocuğun nesebinin karışma veya zayi olması
ihtimalinin önlenmesidir.24 Bu müddete "iddet" ismi verilir. İddet boşanma
halinde ay haline bağlıdır ve normal olarak üç ayı geçmez. Kocanın vefatında
ise dört ay on gündür. Bekleme süresi içinde kadının hamile olduğu ortaya
çıkarsa, çocuğu dünyaya getirinceye kadar evlenmesi caiz değildir.
23. et-Tebrîzî, a.g.e. c. II, s. 209 (Ebû Dâvûd'dan).
24. Burada vefat edenin hatırasına ve evlilik kurumuna saygı da
bahismevzuudur.
×
Hata Bildir
Bu sayfada bir hata mı gördünüz? Bize bildirin, düzeltelim.
×
Hata Bildir / Öneri Gönder
Bir hata mı gördünüz, ya da bir öneriniz mi var? Bize yazın. Hata başka bir sayfadaysa, o sayfanın adresini eklemeniz işimizi çok kolaylaştırır.