Yeni Sayfa 0 - Islamhukuku - 12. Sayfa
Velâyet ve Vesâyet
İslâm Hukuku velâyet ile vesâyeti birbirinden ayırmıştır. Velâyet, ehliyetsiz
kişinin (kâsır'ın) şahsı üzerinde onu yetiştirmek, tedâvî ettirmek, okutmak ve
şahsıyla alakalı diğer tasarruflar için tanınmış bir selâhiyettir. Bunun için
hukuk, hususi bir düzen getirmiştir; burada velâyet için -velî tam ehliyet ve
normal tasarruf sahibi olmak şartıyla- kâsır'a akrabalık derecesi daha yakın
olan tercih edilir. Dolayısıyla baba dedeye, kardeş amcaya... tercih
edilecektir.
Vesâyete gelince bu, korumak, idâre etmek ve nemâlandırmak için kâsırın malı
üzerinde idarî bir selâhiyet ve hakimiyettir. Burada önce babanın, vefatından
önce çocuklarına vasî olarak seçtiği kimse tercih edilir. Baba bir kimseyi
seçmeden vefat etmişse kâsırlar üzerine vâsi tayini hakkı kadıya intikal eder.
Vasîlerin geniş selâhiyet ve sorumlulukları vardır; her taksirlerinden dolayı
hakime karşı sorumludurlar.
Osmanlılar devrinin sonlarına doğru, emanetin kötüye kullanılmasına dair
vak'alar çoğalınca vasîlerin selâhiyetleri hususi bir kanunla daraltılmış, şer'î
hakimin başkanlığında kurulan bir komisyona bağlanmıştır. Bu mesâlih-i mürsele
(fayda) prensibine uygun olarak hal ve durumun icabına göre İslâm'ın gerekli
kıldığı bir tedbirdir.
--------------------------------------------------------------------------------
İslami Okul Okulların En Önemlisi