Islam Hukuku - 22. Sayfa - Islamhukuku
TEŞRÎ SEBEP VE HİKMETİNİ BİLMEMEK
Şâfiî mezhebinden İzzüddin b. Abdüsselâm, hanbelî mezhebinden İbnü'l Kayyim el-Cevziyye,
mâlikî mezhebinden Ebû-İshak eş-Şâtıbî gibi İslâm hukukunda usûl âlimleri, "dinî
hükümlerin illet** ve maksatlara dayandığı ve bunların hepsinin de dünyalarında
ve ahiretlerinde kulların, maddî, manevî menfaatlerini sağlamaya yönelik olduğu"
konusunda ittifak etmişlerdir.
Bunun zarurî neticesi şudur: "Bir illete bağlı bulunan şer'î hüküm, varlık ve
yokluğunda bu illete tâbidir." şeklinde ifade edilen usûl kaidesi uyarınca,
şer'î nassa dayalı olanlar da dahil olmak üzere bütün hükümler, aslının ve
uygulanmasının şartı olan "illet" ortadan kalkınca tatbik edilmezler.
Yine bunun gibi hükümler, mezkûr illet ve maksatların değişmesi sebebiyle
değişirler. Fukahâ: "Zamanlar, mekânlar ve durumların değişmesi sebebiyle
hükümlerin de değişebileceği inkâr edilemez" umumî kaidesini buna bina
etmişlerdir.
Bu kaidenin misallerinden birisi, halife Ömer b. el-Hattâb'ın, zekât
gelirlerinden "müellefe-i kulûb"un hissesini kaldırdığı rivayetidir. Bunlar,
"Sadakalar yalnız fakirlere, yoksullara, sadaka tahsildarlarına, yürekleri
-İslâm'a- ısındırılmak istenenlere, azad edilecek esirlere, borçlulara, Allah
yolunda -hayır işleyenler- ve yolda kalanlaradır..."25 ayet-i kerimesine uyarak
Resulullah'ın (s.a.v.), imanları zayıf olduğu için gönüllerini İslâm'a
ısındırmak veya kötülüklerini önlemek maksadıyla, yahut da kabileleri içinde
üstün bir yerleri bulunduğu için kendilerine zekât mallarından hisse verdiği
kimselerdi. Hz. Ömer bu hisseyi kaldırırken illetin ortadan kalkmış bulunduğu
hususuna dayanmıştır. İllet: İslâm'ın başlangıcında, İslâm davasına yardım
temini idi; halbuki Hz. Ömer zamanında İslâm devleti kuvvet kazanınca artık
mezkûr illet ortadan kalkmıştı.
Bir başka örnek de Bağdat baş kadısı Ebû Yusuf'tan nakledilmektedir: Buna göre
Ebû Yusuf kendi zamanındaki âdete bakarak arpa ile buğdayı mevzunâttan; yani
satım ve değişimi tartı ile olan maddelerden kabul etmiştir. Halbuki bu ictihad,
Hz. Peygamber zamanındaki örfü-âdete göre arpa ile buğdayı mekîlâttan; yani
satışı ölçü ile yapılan maddelerden kabul eden hadise aykırıdır.
Bu örnekler ile benzerlerinde, şer'î hükmün, üzerine kurulduğu illet veya âdetin
değişmesine tâbi olarak değiştiği görülmektedir. Böylece sosyal ihtiyaçların ve
bunları karşılayan çarelerin (mesâlihin) değişmesiyle, amelî, fıkhî ictihadların
bir kısmı değiştiği gibi hukuk ile alâkalı birçok nassın tefsiri de değişmiştir.
Donmayı kabul etmeyen, değişmeye kabiliyetli İslâm Hukukunun ruhu budur. Halife
Ömer b. el-Hattâb, Halife Ömer b. Abdulaziz, hanefî Ebû Yusuf, mâlikî Şemsüddin
el-Karâfî, hanbelî Necmüddin et-Tûfî gibi halife ve fakihler bu hususu kabul
etmiş, bu hukuku -aynı görüşle- tefsir ve tatbik eylemişlerdir.26
Fakat Müslümanlar bu kaideyi unutup hükümleri sabit ve donmuş olarak ele alınca;
âdetler, ihtiyaçlar, zamanlar, muhitler ve durumlar değişse; milletler, ilimler,
sanatlar ve hayat gelişip ilerlese dahi mezkûr hükümlere değiştirmeden ve ta'dil
etmeden bağlanmayı kabul edince; evet Müslümanlar bütün bunları yapınca
medeniyet kervanını kaçırmak ve buna bağlı olarak sosyal hayatın bütün
sahalarında geri kalmak onlar için kaçınılmaz bir sonuç olmuştur.
Bunun tek çaresi, dinin ruhunu anlamak, ancak illet ve şartları bulununca
hükümleri tatbik etmek; işaret edilen illet ve şartlar ortadan kalkınca
açıklamaları da değiştirmekten ibarettir. İbn Haldûn şöyle derken ne kadar
haklıdır: "Cihanın ve milletlerin hal, âdet ve mezhepleri tek çizgi üzerinde ve
sabit bir yoldan devam edip gitmez. Bunlar zaman içinde bir halden diğerine
değişip dururlar... Allah'ın kulları üzerinde, öteden beri kanunu budur."27
** Eşya ve fiillerdeki bir vasıf, bunların belli bir hukuk kaide ve hükmüne
bağlanmasına sebep olur ve bu vasfa "illet" denir. Şarabın sarhoşluk verme vasfı
haram olması hükmünün illetidir.
25. et-Tevbe: 9/61.
26. el-Mahmasânî, a.g.e., s. 149-166.
27. el-Mukaddime, s. 24.
İslami Okul Okulların En Önemlisi