Islam Hukuku - 25. Sayfa - Islamhukuku
3. TEBLİĞ
İslâm hukukunun hususiyetleri ve Roma hukuku ile ilişkisi:
HAYREDDİN KARAMAN
İBN EMİN M. ES'AD
İSLÂM HUKUKUNUN HUSUSİYETLERİ
İslâm Hukuku da diğer hukuk sistemleri gibi cemiyet hayatının en önemli müessese
ve kaidelerini düzenlemektedir; ancak onu başka sistemlerden ayıran vasıf ve
özellikleri vardır; bunları şöylece özetleyip sıralamak mümkündür:
1. İslâm Hukuku en son ve en geniş kaplayıcı (şümullü) semâvi (dinî) bir
hukuktur. Diğerlerinin de dayanağı olan iki ana kaynağı, Allah'ın kitabı ve
Resulullah'ın sünnetidir.
Lâik hukuk sistemlerinde başlıca kaynaklar kanun, örf-ü âdet, ilmî ve kazâî
ictihadlar... olup din ile devlet işleri yekdiğerinden kesin olarak ayrılmıştır.
2. İslâm Hukuku vicdanları terbiye ederek onları iyiliği sevmeye ve kötülükten
kaçınmaya sevkeder. Bunun için de her fiil için iki karşılık (ceza) koymuştur:
Dünyevî ve uhrevî. Dünyada yaptığının karşılığını görmeyen veya eksik görenin
âhirette eksiksiz bir adalet ile cezalanacağı vicdan ve imanlara yerleşmiştir.
3. İslâm hukuku yalnız kötü ve suç sayılan fiilleri cezalandırmakla kalmamış iyi
fiil ve davranışlara karşılık olarak da mânevi mükâfat (sevap) koymuştur.
4. Diğer sistemlerde teşrî salahiyyeti anayasanın tayin ettiği bir heyete ait
olduğu halde İslâm hukukunda bu salahiyyet taht, seçim veya tayin ile elde
edilemez. Kanun koyucu Allah Teâlâ'dır. İlâhî Kanunun kapalı bıraktığı söz
söylemediği konularda ilâhî hükmü keşfetme salâhiyeti ise ilim ve ehliyet ile
elde edilir. Bu ilim ve ehliyetin sahiplerine "müctehid ve âlim" denir. Kitab ve
sünnetin nassları ile müctehidlerin ictihadları, teşrî organı tarafından
ihtiyaca göre tanzim ve tercih edilerek devletin kanunu hâline getirilir.
5. Hâli-hazır ve günlük problemleri bir nizama bağlamakla iktifâ etmeyen İslâm
Hukuku ıslâhatçı ve inkılâpçıdır; yani cemiyeti bazı noktalarda değiştirmek,
muayyen bir plâna göre yeniden şekillendirmek ister.
6. İctimâî ve iktisâdî müesseseler ile bunları nizamlayan hukuk kaidelerinin
zaman ve mekâna göre değişmesi zaruretine karşılık, ilâhî kaidelerin beşer
tarafından değiştirilemeyeceği prensibini şu tedbirler ile uzlaştırmıştır:
a) Doğrudan doğruya Kitab ve Sünnetin naslarına dayanan hükümler yanında,
bunlardan çok daha büyük bir yekûn tutan, ictihâdî hükümler vardır. İctihad
insan işidir ve zamanla değişmesi tabiidir.
b) Zarûretler memnû olan şeyleri (haram veya yasakları) mübah kılar, meşakkat
teysîri (kolaylaştırmayı) celbeder, hâcet umumî olsun husûsî olsun zaruret
menzilesine tenzil olunur1 gibi kaideler, bazı durumlarda naslar karşısında dahi
geçerlidir; yani mezkûr durumlarda husûsî naslara dayalı kaideler terkedilerek
problemler, daha umumî naslardan çıkarılmış olan yukarıdaki kaidelerin ışığı
altında halledilir.
c) Ahlâm ile alâkalı olan nasların bir çoğunda ifade genel mânalıdır ve
yorumlara açıktır. Mal mübadelesinde karşılıklı rıza2 ceza hukukunda suçun
şahsîliği3 anayasa sahasında şûrâ4 prensiplerini vazeden nasları burada örnek
olarak hatırlayabiliriz.5 Nasların bu özelliği, değişen ve gelişen şartlara göre
yeni ictihad ve düzenlemeler yapmayı ve bunları da yine naslara dayandırmayı
mümkün kılmaktadır. Meselâ bir çok yeni akit ve mukavele "akitlerde karşılıklı
rıza" prensibini getiren nasların çerçevesine sokulabilir. Keza devlet başkanı
ve danışma kurulunu belirlemek için kullanılan birçok usul, bey'at ve şûra ile
ilgili nasların ışığında meşrûiyet kazanır.
İşte bu özellikleri sâyesindedir ki, İslâm hukuku bin yıldan fazla bir zaman
İslâm âleminde kısmen veya kül halinde tatbik edilmiştir. Son asırlarda zamanın
ihtiyaçlarına cevap verememesi şeklinde bir iddiânın ortaya atılmasını mazûr
gösteren husus bu hukukun kendisi değil, ictihad hareketinin duraklaması ile
mezheb taassubu olmuştur. Birincisi ictihâdî hükümlerin ihtiyaca rağmen değişme
imkânını ortadan kaldırmış, ikincisi ise bir derya olan İslâm hukuk kaynaklarını
göl ve dere ölçüsünde küçültmüştür.
1. Mecelle, madde: 17, 21, 32.
2. en-Nisa: 4/29.
3. el-En'âm: 6/165.
4. eş-Şûrâ: 42/38.
5. Dr. M. Sellâm Medkûr, Medhalu'l-Fıkhı'l-İslâmî (Kahire, 1964), s. 22. vd.;
Abdulkadir Ûdeh, et-Teşrî'u'l-Cinâî, c. I, s. 18-19; Dr. Said Ramadan, Le Droit
İslâmique Suisse 1965, p. 3 vd.
İslami Okul Okulların En Önemlisi