Yeni Sayfa 0 - Islamhukuku - 31. Sayfa
AKİTLERİN FESHİ
Akitlerin feshi kabul edip etmemelerinde de büyük bir fark vardır. İslâm
Hukuku'nda bir çok akit vardır ki, iki taraftan yalnız birinin feshiyle bozulur.
halbuki bugün Avrupalılar, yalnız bir tarafın feshiyle bozulacak akdin varlığını
güçlükle anlarlar. Bununla beraber eski Şark kanunları incelenirse, taahhüdün
feshi kabul etmemesi fikrinin yeni bir şey olduğu ortaya çıkar.
Başlangıçta akit, ancak iki tarafın istediği müddet onlar için riayeti mecburi
bir muamele idi. İslâm Hukuku'nda bu fikrin bir çok izi ve tesiri vardır: Bir
kere iki taraftan biri îcab ettikten (meselâ aldım dedikten) sonra diğerinin
kabulünden (sattım demesinden) önce henüz akit bulunmadığı için icâbından
vazgeçebilir. (Mecelle, madde: 183). Bundan başka satış akdi tamam olduktan
sonra da muhayyerliklerden (hıyârât) birisi bulunduğu takdirde gayr-ilâzım olur
(bağlayıcı olmaz), muhayyer olan tarafın arzusuyla feshedilebilir. (Mecelle,
115). Rehin mukavelesi ancak kabz (rehni teslim almak) ile tamam olup rehin
veren (râhin), teslimden önce rehinden rucû' edebilir (Mecelle, 706). İmam-ı
A'zam'a göre istisnâ' yoluyla tamam olan beyi'den (commande d'ouvrage) müstasnî*
rücû edebilir. Ancak Mecelle'de Ebû Yusuf'un ictihadı kabul edilmekle, yapılan
şey tarife uygun ise almaktan vazgeçemez (Mecelle mazbatası ve madde: 392).
Havâle bazı durumlarda feshedilebilir (Mutlak ve mukayyed havâleler için bak.
Mecelle, madde: 693-695). Hâsılı vekâlet (Mecelle. 1521), âriyet (Mecelle. 806),
şirket (Mecelle. 1353) hep esâsen feshi kabul etmektedir. Hibe de -bağışlanan
şey bağışlanan kimsenin elinde mevcut ise ve bağışlayan ile aralarında
karı-kocalık, akrabalık, karşılık (ıvaz) gibi bir engel de yoksa- bağışlanan
kimseye karşı kabil-i fesihtir.
Halbuki Alman Medenî Kanunu gözden geçirilirse, vekîlin bile vekâletten
istifasının, müvekkilin işi başkasına havâle edebileceği bir zamanda vukubulması
lâzımdır (Mecelle, 671). Mu'îr (iyreti -emaneti- veren) ancak muayyen hallerde
iâreden rücû' edebilir (Mecelle, 605). Hibe eden de ancak hibe sebebiyle ihtiyaç
içine düşerse vazgeçme salâhiyyetine sahiptir. Bu durumda da kendisine hibe
yapılan kişi, bağışlayanın muhtaç olduğu şeyi vererek hibeyi devam ettirebilir
(Mecelle, 578).
* Zenâatkâra bir şeyi yapmasını sipariş eden kimse.
İslami Okul Okulların En Önemlisi