Yeni Sayfa 0 - Islamhukuku - 33. Sayfa
FER'Î AKİTLER (UKUD-İ MUNZAMME)
Fer'î mukaveleler (contrast accéssoires) dan birisi olan kefâlet İslâm Hukukunda
daima bir lûtuf ve iyilik muâmelesi olarak kabul edilmiştir. Bir borçluya
-haberi olmasa, hattâ çocuk, akıl hastası veya borçlu terike olsa dahi- kefîl
olmak câizdir. Fakat bu durumda kefîlin borçluya, ödediğini almak için müracaat
hakkı olmaz (Mec. 657).
Rehin önceleri beyyine (şâhid, delîl) yerine geçmek üzere alınırdı. Kur'ân-ı
Kerîm'de: "Eğer yolculukta bulunup da borç ilişkinizi (müdâyenenizi) yazdıracak
kâtip bulamazsanız sizin için rehin almak vardır." (el-Bakara: 2/283)
buyurulmuştur. Bu şekilde, aslında sırf îcab ve kabul ile (aldım-sattım ile)
tamam olan ve karşılıklı rızaya dayanan (consensuel) bir akit, aynî mukaveleye
(c. reel) çevrilmiş ve ona daha fazla bir kuvvet verilmiş olurdu. Gerçi rehin,
alacağı ele geçirebilmek için akdolunursa da bu, râhine (rehin verene) büyük bir
kolaylık sağlamamaktadır; çünkü müddetin sona ermesinde rehnin satılması ancak
borçlunun rızasına veya hakimin hükmüne bağlıdır (Mec. 757). Rehni satmaya vekil
bulunursa bu durumda da satış, vekîlin rızasına bağlıdır (Mec. 761).
Pey usûlü de vardır. Bu da rızaya bağlı akdi, aynî mukavele haline çevirir.
Bununla beraber iki taraftan herbiri sözünden dönmek ve aralarındaki bağı çözmek
selâhhiyetini haizdir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi