Şahsa Ait Hükümler - Külliyat - Islamhukuku - 34. Sayfa
ŞAHSA AİT HÜKÜMLER
Fukahâ şahısların hâline âit umumî kaideleri akitler dolayısıyla ve "ehliyet"
başlığı altında açıklamışlardır.
Ergenlik (bülûğ) çağının (majorité) başlangıcı erkeklerde tam oniki, kızlarda
tam dokuz ve sonu her ikisinde de tam onbeş yaştır (Mec. 986).
Roma'da ise önceleri fi'len bülûğa ermeyen kişiler nikâha ehil sayılmazdı. Sonra
kızlar için oniki ve daha sonra erkekler için ondört yaş bülûğ yaşı sayılmıştır.
Fıkıh'ta da -fi'lî bülûğ- ihtilâm, ihbâl (gebe bırakmak) ve habl (gebe kalmak)
ile sâbit olur (mec. 985). Fakat bülûğ çağına ulaştığı halde kendisinde bunun
izleri ve belirtileri görülmeyen kimse hükmen bâliğ sayılır (Mec. 987). Çünkü
istisnalar değil, çok ve yaygın olan duruma itibar olunur.
Küçüklük (sığar: minorité) iki devreye ayrılır: Biri temyizden önceki devredir
ki bunda çocuk adına ancak velîsi tasarrufta bulunur (Mec. 966). Diğeri temyiz
dönemidir ki bunda çocuk dahi velîsinin izniyle (assistance) ve hattâ bazen onun
iznine muhtaç olmaksızın tasarrufta bulunabilir (Mec. 967).
Mahcûrlar, (tasarrufları kısıtlı olanlar) bâbında Roma Hukukundan ayrılan önemli
bir cihet vardır ki bu da borçlulara ait hacirdir. Hakimin ilâmıyla
hacrolunduktan sonra, alacaklıların haklarına zarar veren tasarruflar, hacir
zamanında mevcut malları bakımından geçersiz olur. (Mec. 1002).
Roma Hukukunda ehliyetsizlik iki nevidir:
a) Hukukî ehliyetsizlik: Bu hukukî şahsiyetleri bulunmayanların durumudur.
b) Tasarruf ehliyetsizliği: Bu, hukukî şahsiyetleri olup da, akıl veya zekâ
yokluğu veya eksikliği sebebiyle kendisini ve malını idare kabiliyetinden mahrum
olanların durumudur.
Bu da muâmelelerin tamamen veya kısmen muteber olmasına göre ya mutlak veya
nisbî olur.
1. Mutlak olan tasarruf ehliyetsizliği akıl hastası ile mümeyyiz olmayan çocuk;
yani önceleri henüz konuşamayan, Jüstinyen zamanında ise yedi yaşını
tamamlamadığı için ne söylediğini bilmeyen çocuklara aittir.
2. Nisbî tasarruf ehliyetsizliği vasfını taşıyanların sırf zarar kabilinden olan
tasarrufları muteber değildir. Bunlar da:
i. Mümeyyiz olmayan çocuk devresinden yeni çıkanlar,
ii. Bülûğ çağına yaklaştıklarından, akılları olgunluk çağına ulaşmış olmamakla
beraber iradeye sahip bulunanlar,
iii. Hacr altına alınmış sefîhler,
iv. Kadınlar,9
v. Roma Hukuku'nun son devrinde yirmi beş yaşını doldurmamış küçüklerdir.
Birinci kısım hâriç diğerleri, başkalarına yaptıkları zararlardan hukuken
sorumludurlar.
Önceleri bülûğ çağına gelenlerin tasarrufları mutlak olarak muteber idi. Fakat
tecrübesizliğinden dolayı muâmelelerinde aldanma ihtimaline binaen bazı hükümler
konmuştur.10
İslâm Hukuku'nda bir çocuk bülûğ çağına ulaşınca malının kendisine tesliminde
acele edilmemesi Kur'an nassının gereğidir.11 Ebû Yusuf ve Muhammed'e göre çocuk
reşid olmayarak bülûğa ererse reşid oluncaya kadar malı kendisine verilmeyip
-önce olduğu gibi- tasarruftan menedilir. Fakat Ebû Hanîfe'ye göre reşid olmayan
kimse yirmi beş yaşına geldiğinde artık onun rüşdünden ümid kesildiği, bâliğ
olan kimseye malının teslim edilmemesi onu eğitme amacına yönelmiş olup, böyle
bir yaşa gelmekle torun sahibi olması mümkün bulunan kimsenin eğitilmesi ümidi
de bulunmadığı cihetle malı kendisine verilir.
9. Roma Hukuku'nda -başlangıçta- kadınlar, akılları eksik ve tecrübesiz
olduklarından, sonra mallarına vâris olacak şahısların haklarını korumak
düşüncesiyle -gayr-i mümeyyiz çocuk devresinden yeni çıkmış çocuklar gibi-
hayatları boyunca vesâyet altında bulundurulurlardı. Daha sonra vesâyet, vasînin
menfaatlerini korumaktan ziyade kâsırların haklarını koruma hükmüne
dayandırıldığı zaman kadının vesâyet altında bulunmasına sebep kalmamış ise de
bir müddet daha asıl durumunu muhâfaza ederek imparatorluk devrinde tamamen
kaldırılmıştır.
10. Platorya kanunu gereğince onun tecrübesizliğinden istifade edenler cezaya
çarptırılırdı. Ayrıca hile ile muâmele neticesinde verdiği mal geri alınırdı.
Bir de vazifesi, muayyen bir tasarrufta kendisine izin vermek olan bir vasî
tayinini hakimden isteyebilirdi. İmparatorluk zamanından sonra muâmeleleri
devamlı bir vasînin iznine bağlanmıştır.
11. en-Nisâ: 4/6.
İslami Okul Okulların En Önemlisi