YABANCILARIN DURUMU
İslâm müctehidleri zamanında asıl durum harb hâli olduğu için bütün
yabancılar harbî (muhârib devlet teb'ası) sayılır ve aman verilmeden İslâm
memleketlerine giremezlerdi. Eğer harbî, aman verilerek İslâm memleketlerine
girerse ona "müste'men" denir ve bir seneye kadar kalması câiz olurdu. Çünkü
aksi takdirde ticaret kapısı kapanır ve Müslümanlar zarar görürdü. Fakat
Müslümanların durumu hakkında geniş bilgi sahibi olmaması için bir yıldan
fazla, İslâm memleketlerinde oturamazlardı.
Harbîye, hükümet tarafından: "Sen memleketimizde bir yıl ve daha fazla
oturursan cizye (vergisi) alırız" denir, o da o kadar zaman oturursa "zimmî"
olurdu. Kezâ bir arâzî satın alır da üzerine harac (bir nevi arâzî vergisi)
konursa -ikâmete niyet etmiş sayılarak- yine zimmî olurdu. Fakat harac
konmamış ise yalnız arâzî satın almakla zimmî olmazdı; çünkü ticaret için de
almış olabilirdi.
Müste'mene (İslâm memleketinde muvakkaten kalma izni verilen kadın) bir
Müslüman veyazimmî ile evlenirse "zimmiyye" olurdu; amma bir zimmiyye* ile
evlenen müste'men zimmî olmazdı; çünkü evlenme ile ikamete niyet etmiş
sayılmaz ve karısını terkedebilirdi.
Hemen işaret edelim ki harbîlik gayr-ı müslimlere ait olup hangi teb'adan
olursa olsun Müslümanlar arasında vatan ve buna bağlı vatandaşlık farkı
yoktur.
Ancak sonradan milletlerin umumî durumları değişmiş ve asıl durum sulh hâli
olmuştur. Bu sebeple harbîlik ve müste'menlik meselelerinin çoğu uygulamada
terkedilmiş durumda kalmıştır.
* Zımmî, erkek; zimmiye, kadın olarak İslâm memleketinde ikamet eden gayr-i
müslimlerdir; yani gayr-i müslim teb'adır.
×
Hata Bildir
Bu sayfada bir hata mı gördünüz? Bize bildirin, düzeltelim.
×
Hata Bildir / Öneri Gönder
Bir hata mı gördünüz, ya da bir öneriniz mi var? Bize yazın. Hata başka bir sayfadaysa, o sayfanın adresini eklemeniz işimizi çok kolaylaştırır.