Kölelik - Külliyat - Islamhukuku - 36. Sayfa
KÖLELİK
Bütün eski milletlerde var olan esâret (tutsaklık) usûlü Araplar arasında pek
çirkin bir şekilde mevcut idi. İslâm dini onu sınırlayarak ve güç şartlara
bağlayarak devam ettirdi.*
a) Sınırlandırması köleleştirme yol ve vasıtaları bakımındandır. Esâretin bütün
diğer yollarını kaldırarak yalnız savaş esirliğini bırakmıştır. Borç veya
zaruret sebebiyle esaret meydana getirmek mümkün değildir. Fakat harbîler ile
yapılan savaşta aman dilemeyerek veya aman verilmiş olanlardan birine
sığınmadan, savaş yoluyla alınan ve yakalanan kimseler esir edilirdi. O zaman
milletler arasında dâimî harb hali mevcut olup, sınırsız bir husûmet ve
düşmanlık sürüp gittiği için, yapılan muvakkat mütârekeler sırasında iki taraf
esirleri değişir veya fidye verilerek kurtarılırlarsa esirlik sona ererdi. Aksi
halde esir eden taraf için esiri öldürmek, öldürmeyip işinde kullanmak veya
başkasına satmak yollarından başka çare kalmazdı. Esirlik çocuklarına da
geçerdi.**
b) Güçleştirmesi veya güç şartlara bağlanması ise köleye karşı davranış
bakımındandır. Bütün insanlar Allah katında eşit oldukları için, esirlerin
sahibi onların mâliki değil koruyucusudur. Her türlü şer'î haklarına riayet
etmekle mükelleftir. Kölesini, kendi çocuklarından farklı tutamaz; çocuklarını
da din yönünden câiz ve gerekli olan durumlardan başka yerlerde dövemez,
azarlayamaz; bu durumlarda da meşrû ve gerekli olan sınırı aşamaz.
Fıkıh kitaplarında köleliğe ve kölelerin nevileri ile hükümlerine dair pek çok
bahisler vardır. Köleyi hürriyetine kavuşturmak ibadetlerin en üstünüdür. Bunun
için de bir çok sebep ve vesileler meydana getirilmiştir. Köle, efendisi ile bir
kitabet akdi* yapabilir. Sahibinden çocuğu olan kadın köle (ümmü'l veled)
sahibinin vefatıyle hür olur. Köle ve câriyenin evlenmeleri câiz olup bu da
dinin hükümlerine tâbi olur. Köle bir cinayet işlerse efendisi onun âkılesi
olur; bedelini verir; ancak köleyi terkederse (abandon noxal) sorumluluktan
kurtulur.
Sonraları milletlerarası durum değişip, sulh hâli asıl durum olunca her savaş
bir anlaşma ile nihayet bulduğundan ve sulh yapılınca esirlerin de yurtlarına
dönmeleri tabiî bulunduğundan İslâm Hukukundaki yegâne kölelik yolu olan
harbîlik de ortadan kalkmış ve şeriatın tarifine uygun esaret kalmamıştır. Bu
sebeple Müslüman Osmanlı Hükümeti zenci esir ticaretini yasaklamış ve bunun için
yabancı devletlerle anlaşmalar yapılmıştır. Kanûn-i Esâsî'ye göre hürriyet insan
haklarından birisi olarak kabul edilmekle bugün Osmanlı memleketlerinde kölenin
varlığı tasavvur edilemeyeceğinden buna dair hükümlerin tatbik yeri kalmamıştır.
* "Devam ettirdi" yerine "zaman içinde adım adım ortadan kaldırmaya yolunu açtı"
demek daha doğrudur.
** Devletin esirleri, bir bedel almadan iâde etmesi de mümkün ve câizdir.
(Muhammed Sûresi: 47/4).
* Tayin edilen bedelini, çalışarak ödemek sûretiyle hürriyete kavuşmasını temin
eden bir akit olup bunu yapan kimseye "mükâteb" denir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi