Bu konu hakkında asrımızın
alimlerinin ve evvelkilerin iki görüşü vardır.
Hakikat şudur ki, tek
başına dünya nimeti dört başı mamur bir nimet olmasa da, bir yönden yine de
üstün bir nimettir.
İstenmesi gereken dînî nimetlere gelince, onlar,
farz, vacib ve müstehab gibi Allah'ın emirleridir. Bunlar bütün müslümanların
ittifakı ile taleb edilmesi lâzım gelen,
gereken
hayırlı
nimetlerdir.
Ehl-i sünnete göre, hakiki
nimetler bu dînî nimetlerdir. Çünkü, ehl-i sünnete göre,
Yüce Allah, kullarını
hayırlı işler yapmaya sevketmekle, onları nimetlendirmiş ve en büyük ihsanına
mazhar kılmıştır.
Kaderiyeye göre ise, Cenab-ı
Hakk yalnız kullara onunla iyilik veya kötülük yapmaya müsait olan kudreti
bahşetmekle nimet vermiş ve ihsan eylemiştir.
Söylediklerimizin maksadı
şudur:
Şüphesiz Yüce Allah
(c.c), hiçbir
yaratığın diğer yaratıktan bir şeyler istemesini emretmemiştir.
Ancak mahlûk için bir maslahat (menfaat
verici bir şey)
olursa,böylesi
bir istek sözümüzün dışında kalır.
Bu maslahat da ya farz, ya vacib, ya da
müstehab
sayılmış olan işlerdir.Yüce
Allah
(c.c)
kulundan bundan başka bir şey istemiyor.
Gene anlatmak istediğimiz
manalardan biri de şudur:
Kim hükümdar ile
teb'ası
(halkı) arasında
bulunan
(vasıtalar) aracılar gibi bir aracı sınıfı, ya da kişileri;
Allah ile kulları arasında da (vasıtalar
tanır)
ve kabul ederse, böyle bir
telakki sahibinin "şirk" koştuğunu (müşrik olduğunu) vurgulamaktır.
Böylesi bir inanç müşriklerin ve
putperestlerin dinidir, gerçeğini anlatmak istedik...
Nitekim müşrikler:
"Bu heykeller peygamberlerin ve salih kimselerin temsilleri ve sembolleridir. Bunlar
Allah ile bizim aramızda vasıta
ve vesilelerdir. Bunların vasıtalığı ile biz Allah'a yaklaşıyoruz" diyorlardı.
Yüce Allah
(c.c) hıristiyanların bu
kabil inançlarını şirk sayarak reddetti.
Yüce Allah
(c.c)
bu konuda buyuruyor ki:
"Onlar Allah'ı bırakıp,
bilginlerini, rahiplerini, Meryem'in oğlu Mesihi Rabler edindiler. Halbuki
bunlar da, ancak bir olan Allah'a ibadet etmelerinden başkasıyla emrolunmamıştır.
'Allah'tan
başka ibadete layık ilah yoktur'. O, insanların
ortak koştukları her şeyden yüce ve münezzehdir"
(Tevbe: 9/31)