Birincisi:
Bir istenen şeyi, muayyen tek
bir sebep yerine getiremez. Belki bir çok sebebin bir araya gelmesi ile istenen
şey elde edilebilir.
Bununla birlikte, o (matlubun)
istenen şeyin elde edilmesine
engel olacak birçok sebepler de vardır. Şayet Allah (c.c) elde edilmesini mümkün
kılacak sebepleri bir araya getirmez, engelleyecek sebepleri de yok etmezse,
maksada ulaşmanın imkanı yoktur. Mutlaka ve mutlaka, Allah (c.c)'ın dilediği şey
meydana gelir, insanlar istese de istemese de...
İnsanların istediğini elde
etmesine ancak Allah izin verirse imkan vardır...
İkincisi:
Bir şeyin diğer bir şeye
sebep olduğuna itikad etmek, inanmak, ancak onu iyice bilmekle olur. Bilmeden ve
şeriata muhalif olarak bir şeyi diğerine sebep tanıyan kişi batıla itikad etmiş
olur.
Meselâ;
Nezir'in (adağın) bazı belâları
defetmeye, bazı nimetleri de meydana getirmeye sebep olduğunu zanneden kimseler
gibi...
Çünkü sahih
hadis-i şerifte, Allah'ın
Rasûlünün
(s.a.v)
böyle bir itikadı yasak ettiği
ve:
"O hiçbir
hayır getirmez, ancak o, cimri olan kimseden
mal çıkarılır"
(Buhari, Kader: 6; Eyman: 26; Müslim, Nuzur: 3-7; Ebu Davud, Eyman: 18.) buyurduğu rivayet edilmiştir.
Üçüncüsü:
Dini amellerden herhangi birisi ancak meşru
olacak bir şeye sebep teşkil eder.
Çünkü:
İbadetlerin temeli;
mevkuttur (vakti
belli olmaktır), sabit ve değiştirilemez olmaktır.
Binaenaleyh, ibadet adına
insanoğlunun Allah (c.c)'tan başkasına dua ve istimdad ederek, Allah (c.c)'a
şirk koşması asla caiz değildir. İnsan her ne kadar bazı arzularının yerine
gelmesine sebep
zannetse de...
Bu sebepten ötürü, şeriata
muhalif,
bid'atlarla
(sonradan icad edilmiş şeylerle) Allah (c.c)'a ibadet edilmez,
edilemez.
Her ne kadar
böyle bir
ibadetin doğru olduğu zannedilse de...
Çünkü insan Allah (c.c)'a şirk
koştuğu zaman, insanın istikametini şeytan gösteriyor demek olur. Böyle
kimseleri şeytan kendi maksadı için kullanır...
İnsanların maksatlarını, şayet
Allah (c.c)'a şerik koşuyorsa, elbette ki şeytan yönlendirecektir...
Nitekim, küfür, fasıklık ve
isyan ile de bazı arzular elde edilebilmektedir:
Fakat bunların hiçbiri helal
olamaz. Zira bunlarla ortaya çıkan kötülük
(fesat)
elde edilen
her şeyin
(maslahattın)
üzerindedir. Kötülük ağır basar sonunda, elde edilen ne kadar faydalı görünürse
görünsün. Yani, kısacası, kötü işler yapılarak elde edilmiş karlar, zararları
asla karşılamaz.
Allah'ın
Rasûlü
(s.a.v):
"
Maslahatları
(menfaatleri) tahsil ve ikmal etmek, ancak fesadları ve
kötülükleri azaltmak için gönderilmiştir" buyurmaktadır.
En faydalı ve en makbul olan
(maslahata uygun)
şeyler, Allah (c.c)'ın emrettiklerini yaparak elde edilen şeylerdir. Onun için
bunlar gerçek Müslümanlar tarafından
kabul ve tercih
edilir.
Bu cümleleri şu sahifelere sığmayacak kadar
genişletmek mümkündür.
Her şeyin doğrusunu yalnız
Yüce Allah bilir...