Mesela: Kulların
rızıklandırılmasında, kendilerine imdad ve hidayet edilmesinde bir vasıtanın
bulunması ve kulların bu menfaatleri böyle bir vasıtadan istemeleri ve ondan
bunu ümit etmeleri gibi bir vasıtanın
(lüzumu)
olması murad ediliyorsa...
İşte böyle bir vasıta
telakkisi en büyük bir şirktir.
(Ki
Yüce Allah müşrikleri de bundan dolayı kâfir
ve müşrik saymıştır.)
Yüce Allah bu iddialarından
ötürü hıristiyan ve Musevileri kafir saymıştır.
Şöyle
ki; onlar Allah'dan başka kendilerine dost ve şefaatçılar ediniyorlar. O dost
ve şefaatçıların vasıtası ile menfaatları celb, zararları defetmek istiyorlardı.
Her ne kadar Allah (c.c)'ın izin verdiği insanların şefaat etmeleri hak ise
de...
Şefaat hakkında Yüce Allah
buyuruyor ki:
"Allah gökleri ve yeri ve
bunların arasında olanları altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir.
Sizin
O'ndan başka hiçbir (dostunuz) yariniz
, Allah'tan başka hiçbir şefaatçiniz yoktur.
Artık iyice düşünmez misiniz?" (Secde: 32/4)
"Rabbilerin (götürülüp) toplanacaklarından
korkanları sen onunla (Kur'an'la) sakındır ki, onların O'ndan (Rabblerinden)
başka ne bir (dostu) yari ne de bir şefaatçisi yoktur. (Senin bu inzarın) onların
sakınmaları içindir"
(En'am: 6/51)
"...(Kur'an ile) va'z et ki, hiçbir
kimse kazandığı (günah) yüzünden helake sürüklenip atılmasın, ona
(her bir nefse) Allah'tan başka ne bir (dost) yâr, ne de bir şefaatçi yoktur."
(Enam: 70)
"De ki; O'nu (Allah'ı) bırakıp boş yere
(İlâh veya
Allah ile aranızda vasıta ve şefaatçi) zannettiklerinizi çağırın, onlar sizden
herhangi bir sıkıntıyı gideremeyecekleri gibi, değiştiremezler de. Onların dua
edip taptıkları da (Allah ile kendileri arasına vasıta olarak kabul edip, dua ve
istimdat ederek yardım ve şefaatlarını istedikleri melekler, peygamberler ve
salih kimseler de) hangisi Rabblerine daha yakın (olacak) diye vesile
(derece yakınlığı) arayıp duruyorlar, onun rahmetini umuyorlar, onun
azabından korkuyorlar, çünkü Rabbinin azabı korkunçtur." (İsra: 56-57)
"(Müşriklere) de ki, Allah'tan başka (ilâh veya
Allah ile aranızda şefaatçi ve vasıta) zannettiklerinize (istediğiniz kadar
yalvarın, istimdat edin), onların ne göklerde, ne yerde bir zerre miktarına bile
güçleri yetmez. Onların buralarda (yerde, gökte) hiçbir ortaklığı olmadığı gibi
O'nun (Allah'ın) da bunlardan bir yardımcısı yoktur, O'nun nezdinde kendisine
izin verdiği kimselerden başkasının şefaati faide vermez."
(Sebe: 22-23)
Selefden bir grup diyor ki:
"Bir kısım kavimler Hz. İsa, Hz. Üzeyr ve Meleklere
dua edip onlardan istimdat ediyorlardı. Allahu Teâla bir çok ayetlerle,
meleklerin ve peygamberlerin herhangi bir zararı kaldırmaya ve tebdil etmeye
muktedir olmadıklarını, meleklerin de, peygamberlerin de Allah'a yaklaşmaya
çalıştıklarını, onların da Allah'ın rahmetini umduklarını, azabından
korktuklarını beyan buyurdu..."
"Beşerden hiçbir kimseye yakışmaz ki kendisine,
kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o insanlara "Allah'ı bırakıp da
bana kul olun" desin, fakat "öğretmekte ve okuyup yazmakta olduğunuz kitap
sayesinde Rabbaniler olun" (der). Sizin melekleri ve peygamberleri Rabler
edinmenizi de emretmez, o, size, siz müslümanlar olduktan sonra hiç kâfirliği
emreder mi?" (Âli İmran:
3/79-80)
Görülüyor ki, Yüce Allah
melekleri ve peygamberleri "Rab" edinmenin küfür ve şirk olduğunu beyan etmektedir.
Öyleyse, her kim
melekleri ve peygamberleri Allah ile kendileri arasında vasıtalar edinir;
Onlara dua ve tevekkül eder ve onlardan menfaat
celbini ve zararların defini isterse;
Meselâ; onlardan günahların affını, kalplerin hidayete ermesini,
sıkıntıların giderilmesini, yoksulluğun önlenmesini taleb eylerse, o kimse
müslümanların icmaı ile kâfir olur.
Yüce Allah buyurmaktadır mealen:
"Çok esirgeyici Allah bir
evlat edindi dediler. O'nun şanı bundan yücedir, münezzehdir. Hayır, evlat
dedikleri sadece ikrama nail olmuş kullardır. Bunlar sözle asla O'nun önüne
geçemezler. Onlar Allah'ın emriyle hareket ederler. Önlerindekini de
arkalarındakilerini de o bilir. Bunlar O'nun korkusundan titreyenlerdir. Bunlar
ki "ilah o değil benim derse" biz O'nu derhal cehennemle cezalandırırız. Biz
o zalimleri de cezalandıracağız"
(Enbiya: 21/26-29)
"Ne Mesih, ne en yakın
melekler Allah'ın kulu olmaktan asla çekinmez. Kim O'na kulluktan çekinir ve
kibirlenmek isterse, (düşünsün ki Allah) onların hepsini huzurunda toplayacaktır"
(Nisa: 4/172)
"Dediler ki: Rahman
(olan
Allah) bir evlat edindi. Yemin ederim siz çok kötü bir söz söylediniz. Onlar O
Rahman olan Allah'a evlat izafe ettikleri için, böyle bir sözden dolayı nerede
ise gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar çöküp dağılacaktır. Halbuki o
çok esirgeyen Allah için bir evlat edinmek asla yakıştırılacak bir iş değil.
Göklerde ve yerde olan herkes, hiç istisnası olmamak üzere O Rahman olan Allah'a
mutlak kul olarak gelecektir. Andolsun o bunları cemiyet olarak da saymış, ferd
olarak da saymıştır. Her biri kıyamet günü O'na tek başına gelecektir"
(Meryem: 19/88-93)
"Onlar Allah'ı bıkarıp
kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan şeylere bağlanırlar.
Bir de, "bunlar Allah yanında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Siz
Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyden mi haber veriyorsunuz?" Haşa! O
şirk koşmakta oldukları her şeyden çok uzaktır, çok yücedir"
(Yunus: 10/18)
"Göklerde nice melek vardır
ki, onların şefaaatları bile hiçbir işe yaramaz. Ancak o şefaat Allah'ın
dileyeceği ve razı olacağı kimseler için vereceği izinden sonra olursa, o başka"
(Necm: 53/26)
"Onun izni olmayan kimseye
şefaatçi olan kimmiş?" (Bakara: 2/255)
"Eğer Allah sana bir zarar
dokundurursa, onu kendinden başka hiç bir giderici yoktur. Eğer sana bir hayır
da dilerse O'nun bu hayrını geri çevirici hiçbir kuvvet de yoktur"
(Yunus: 10/107)
"Allah'ın insanlara açacağı
herhangi bir rahmeti tutacak yoktur. Tutacağı bir şeyi de salıverecek yoktur"
(Fatır: 35/2)
"De ki: "O halde bana haber
verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse, sizin Allah'ı bırakıp da
taptıklarınız O'nun bu zararım giderebilirler mi? Yahud Allah bana bir rahmet
dilerse, onlar O'nun bu rahmetini geri çevirebilirler mi?" De ki: "Bana Allah
yeter, güven ve dayanak arayanlar da ancak O'na güvenip dayanırlar"
(Zümer: 39/38)
Bunlara benzer ayetler Kur'an-ı
Kerim'de daha bir çoktur.