Cihadın gerçek anlamı;
Allah
(c.c)'ın
sevdiği ve istediği imanın ve iyi
amelin (iş
ve hareketin) yeryüzünde geçerli hale
gelmesi,
buğzettiği (istemediği ve nefret ettiği) küfür fasıklık ve isyanın hayattan
çıkarılıp atılmasıdır. Kulun bu amaç için didinip gayret sarfetmesidir.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır
mealen:
"(Ey Rasulüm! Hicreti
terkedenlere) de ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız,
soyunuzdan olan kimseler, kazandığınız güzel mallar, geçersiz olabileceğinden
korktuğunuz bir ticaret, size çok keyf veren sevimli meskenler, eğer size Allah
ve Rasulü'nden ve Allah'ın yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın
gazabı gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar güruhunu asla kurtuluşa
erdirmez"
(Tevbe: 9/24)
İşte ailesi ve malı Allah ve
Rasulü'nden ve Allah
(c.c)
için
yolunda cihattan daha sevgili gelen insana böyle şiddetli bir
(âkibet)
azab gösterilmektedir ayette. Dahası da var.
Bir sahih hadisde şöyle
buyurulmaktadır:
"Nefsimi
elinde (ellerinde)
tutan Allah'a yemin ederim ki, beni kendi çocuğundan, babasından ve bütün
sevdiği insanlardan daha fazla sevmeyen kimse iman etmiş sayılmaz"
(Buhari, İman: 8; Müslim, İman: 70; Nesai, İman: 19.)
Yine bir sahih hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Ömer (r.a)
Allah'ın Rasulü'ne
(s.a.v)
hitaben:
"Allah'a yemin ederim ki ya Rasûlallah!
Sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevgilisin" dediği zaman, Allah'ın
Resulü (s.a.v) şöyle cevap verdiler:
"Hayır
(olmadı)
ya Ömer! Ben sana
nefsinden daha sevgili oluncaya kadar tam iman etmiş sayılmazsın".
Bunun üzerine Ömer (r.a):
"Allah'a yemin ederim ki ya Rasûlallah, sen şimdi bana nefsimden daha sevgilisin." dedi.
O zaman Allah'ın Rasûlü (s.a.v):
"İşte şimdi imanın kemale erdi
(tamamlandı)
ya Ömer"
buyurdular. (Buhari ve Müslim)