Sözü tekrar buraya getirdik ve uzattık, çünkü bu meselede iki görüş var:
1. Bütün selef ve fakihlerin görüşü:
Allah'ın hükmü birdir; kim yolunca
(usulünce)
yapılmış fakat hatalı bir ictihad ile buna muhalefet ederse mazereti makbuldür, ecir de alır. Buna göre muayyen bir icthad sahibinin işlediği bu fiil haram olur da, Allah affetmiş olduğu için haramın neticesi ona tesir etmez, çünkü:
"Allah
(c.c.) insanı ancak güç ve imkânına göre mükellef
kılar."
(Allah (c.c.) insanları güçlerinin yetmediğiyle
mükellef kılmaz.)
2. Her ne kadar başkası hakkında haram ise de haram kılan delil
kendisine ulaşmadığı için onun hakkında haram değildir. Bunun neticesi o şahsın
işlediği fiil haram olmaz. Bu konudaki değişik görülen fikirler birbirine
yakındır. Daha ziyade bir ifade değişikliğine benzemektedir.
Bir işin yapılmasının haram olup olmadığı ihtilaflı olan bir
yerde rastlanılan vaid (tehdit) hadisleri hakkında böyle söylenilmesi mümkündür.
Çünkü ulema -bir işin yapılmasının yasaklanmış olduğuna ister ittifak edilsin,
isterse ihtilaf edilsin- bu hadislerle tehdit edilen fiilin yasaklanmış olduğuna
delil getirileceği hususunda ittifak etmişlerdir. Hatta en fazla ihtilaflı
konularda bu hadislerle delil getirmeye ihtiyaç duymuşlardır. Ancak yukarıda da
izah ettiğimiz gibi hadislerin sübûtu kesin olmazsa o zaman bu hadislerle istidlal edilip edilmeyeceği hususunda alimler değişik
görüşler ileri sürmüşlerdir.