Yüce Allah bunlar hakkında şöyle
buyurmaktadır mealen:
"Onlar Allah'ı bırakıp
kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar sağlayamayacak şeylere bağlanırlar. Bir
de bu bağlandıkları şeyler hakkında 'bunlar bizimle Allah arasında bir
aracıdırlar, Allah katında bizim şefaatçımızdır' derler. De ki: "Allah'a
göklerde ve yerde bilmeyeceği, bilemeyeceği bir şeyden mi haber veriyorsanız?
Haşa, O eş tuttukları şeyden münezzehdir" (Yunus:
10/18)
"O vakit, Allah'ı bırakıp da
kendilerine Rab ve şefaatçi edindikleri düzmece ilahları, onlara Allah'ın
azabını savmada yardımcı olmalı değil mi idi? Tersine, bunlar, kendilerini
terkedip başlarının çaresine düştüler. Bunlar onların yalanlarıdır, düzdükleri
hayalleridir" (Ahkaf: 46/28)
"
İyi bil ki! Halis din
Allah'ındır. O Allah'ı bırakıp da kendilerine bir takım başka dostlar edinenler
derler ki: Biz bunlara, bizi biraz daha Allah'a yaklaştırsınlar diye
ibadet ediyoruz."
"Hiç şüphe yok yüce olan
Allah, onlarla müminler arasında, ayrılıklara düşegeldikleri şeyler hakkında,
hükmünü verecektir. Söyledikleri muhakkak ki yalandır ve gerçekten kafir olan
öyle kimseleri Allah doğru yola götürmez"
(Zümer: 39/3)
"Sizin melekleri ve nebileri
ilahlar edinmenizi emretmez. O, size hiç Müslüman olduktan sonra, yeniden
kafirliğe dönmenizi emreder mi?" (Al-i İmran: 3/80)
"De ki: Allah'ı bırakıp da
O'nun yerine kendinize ilah edindiklerinizi çağırın yardımınıza! Onlar sizin
herhangi bir sıkıntınızı gideremiyecekleri gibi, size gelecek herhangi bir
belayı da değiştiremezler. Onların yardım istedikleri ve böylece kendilerine Rab
edindikleri de, Allah'a daha yakın olmak için yol arayıp duruyorlar. O'nun
rahmetini umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Çünkü Rabbin azabı ne kadar
korkunç bir azabdır"
(İsra: 17/56-57)
Naklettiğimiz son ayette, Yüce
Allah, kendi dışındaki varlıklardan
dua ve istimdat edilenlerin,
(yardım istenenlerin,
beklenenlerin), hiçbir
zararı kaldıramayacaklarını, belayı defedemiyeceklerini,
tebdil de edemeyeceklerini
, böyle bir güçleri olmadığını
açıklıyor.
O
dua ve istimdat edilen (yardım
beklenen) lerin de aynı kendileri gibi, yani
dua ve istimdat edenler
(yardım isteyenler) gibi yardıma muhtaç olduklarını, Allah
(c.c)'ın
azabından korktuklarını ve aynen isteyenler gibi, Allah
(c.c)'a
yaklaşmak ve sığınmak istediklerini beyan ediyor.
Böylece Cenab-ı Hakk
müşriklerin melekler ve peygamberler hakkında ileri sürdükleri dua ve istimdat
etmek ve onları şefaatçi edinmek telâkkisini red etmekte ve yasaklamaktadır.
(Kendisinden başka hiç kimseyi
duaya muhattab saymıyor Yüce Allah...)
Ancak izin verilen şefaat müstesnadır.